<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
  <channel>
    <title>Hikaye — Mimozaa</title>
    <link>https://www.mimozaa.com/kategori/hikaye/</link>
    <description>Hayata, kitaplara ve insana dair yazılar</description>
    <language>tr-TR</language>
    <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2026 07:53:51 GMT</lastBuildDate>
    <atom:link href="https://www.mimozaa.com/kategori/hikaye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (İTİRAF)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Oct 2021 18:29:11 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Karmaşık bir aşk hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" alt="" /></p><p>Hayal kırıklığına uğramıştım.</p><p>Dahası güvenmek istediğim insanların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. &nbsp;Doğruların bu kadar yıkıma sebebiyet vereceği hakkında hiçbir ön görüm yoktu. Ne yapmalıyım onu bile bilmiyordum. Teori ve tahminlerin ürkütücülüğü , &nbsp;gerçekleştiği zaman hat safhaya ulaşmakla yetinmiyor koca bir çığ altında kalıp ölümü beklercesine çaresiz bırakıyordu insanı. Şu an da tam da ordaymışım gibi hissediyordum.</p><p>Dağ evinin en büyük faydası benim için dibi gördüğüm noktayı hissettirmesiydi. Burasının soğukluğu bana her defasında ölümü hatırlatıyordu. Tıpkı cesetlerin bulunduğu çelik çekmecelerin hissettirdiği gibi…&nbsp; Cesetler hisseder mi peki soğuğu ? Çaresizliği… Yıkımı… Şiddet yüklü ruh depremlerini hisseder mi ? Bunu yakın zaman da tecrübe edeceğim hissi son 3 gündür zihnimi meşgul ediyordu. Bu kadar bunalımdan sonra bir hastalığın ya da spazmın beni bulma ihtimalinin gittikçe yükseldiğini düşünmeye başlamıştım.</p><p>İnsan, çaresizlikle, korku ve güvensizlik duygusuyla, hatta kendine bile güvenini kaybettiği noktayla, en doğru tabirle artık kaybedeceği bir şeyi kalmadığında varını yoğunu ortaya koymaya ve tüm zayıflıklarını bir kenara bırakmaya odaklanır ya da pes edip yok oluşunu izler.</p><p>Bu zamana kadar 2. Seçeneği asla kabullenmedim.</p><p>Dibe vurmuş olsam da…</p><p>Pes etmek ya da benzeri bir seçenek gibi acizane olguları hayatıma dahil etmemek adına verdiğim bu savaşın yavaşça sonuna yaklaşıyordum sanırım.</p><p>Peki pes etmekten başka seçenek kalmadığında ne yaparsın … ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="257"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/mood-g87bc050ad-1920-707e7e07-1920.webp" alt="" width="1920" height="1279"></figure><p></p><p>Keman… sesi ürpertici şekilde beni etkisi altına alan &nbsp;muazzam bir dünya. Kulaklarım da ince ince notalara vurulduğunu ister istemez duyuyordum. Huzurun kapısını aralayan bir el gibi.</p><p>Boş zamanlarımda kendimi o enstrümanın tatlı kollarına bırakır hayallere dalarım. Hayaller insanı motive etmeye, motive edilmek düşünmeye, düşünmekte yerini &nbsp;faaliyete geçiren domino etkisine bırakır….</p><p></p><p>Peki pes etmek artık kaçınılmaz bir seçenek haline geldiğinde ne yaparsın.</p><p>Sorunun cevabı basitti… Ancak çoğu şey gibi, yapması ve sonuçlarına katlanması, söylemesi kadar kolay değildi.</p><p></p><p>Bir Deprem Başlatmak…</p><p></p><p>Artık kaçışın olmadığında depremi kendin başlatırsın…</p><p></p><p>O oda da yaşananlardan sonra yapmam gerekenin bundan başka bir şey olmayacağını düşünmem çok sürmemişti.</p><p>Öyle ki, bulunduğum durum tek bir depremle çözülecek gibi olmasa da başlattığım sadece bir artçı depremdi….</p><p>Asıl deprem ise soru işareti bloklarını yerine oturtacaktı, etkisi yıkım ile sonuçlansa da…</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="250"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/hand-man-playing-chess-business-planning-comparison-64ba7fd2-1500.webp" alt="" width="1500" height="998"></figure><p>2 gün öncesine dönecek olursak Erva o oda da söylediğim son sözden ve baskımdan sonra Ethan’ a üzgün bir şekilde bakarak başını endişe ile eğip anlatmaya başlamıştı.</p><p><em>Çift doz… A DOZ, &nbsp;Antidepresan Dozu. Sakinleştirici moleküllerin &nbsp;eklenmesiyle dediğin gibi sadece rahatlatan ve dizginleyen aynı zaman da sinirleri kontrol altına alarak uyutan etkiye sahip. 2. Yani Z DOZ, Zona Dozu. Zona hastalığı deri hastalığı ile bilinen ve sinirlere etki eden bir virüs. Bu virüsün sinir sistemini yıpratan &nbsp;alt bileşenleri kullanıldığında bünyeyi zorluyor. Antidepresandaki &nbsp;sinir sistemine yerleşmiş hücreler Zona hücreleri ile birleşince katalizör görevi görüp tepkimeye girer. Kalp ve Beyinde ki sinir hücreleri başta olmak üzere küçük çaplı yanma yada infilak silsilesi oluşur. İlk 40 dk da etkisi gözlenmez ancak bu süre sonrasında yaşam faaliyetleri zorlanmaya başlar. Geriye kalan 5 dakika da ise bağlantılı sinir uçları yanmaya başlar ve krize sokar. Bir süre sonra çoklu organ iç kanaması yaşanır, sinir sistemi ve metabolizma hızla çöker. 45 dakika süre sonunda kişi geri döndürülemez. Kalıcı ve tamiri imkansız hasara neden olduğu için ölüm kaçınılmazdır. Özetle, ilk 40 dakika moleküllerin yerleşme süresi geriye kalan 5 dakika ise tahribat ve yıkım süresi. Müdahale ilk 40 dakikaya kadar gerçekleştirilmezse geri dönüşü yok Erem vakit kaybediyoruz.</em></p><p>Erem duruşunu bozmadan sadece “Devam et” demişti Erva’ ya. Ethan ve ben Erva’yı dinledikçe korkularımızın düzeyi tarifi imkanız hale gelmeye başlamıştı.</p><p><em>Tek ilacı etki düzeyi yüksek bir Adrenalin enjeksiyonu. Sinir uçlarına yerleşen önceki hücreleri hızla harekete geçirerek düzenlerini bozar &nbsp;ilk iki dozun bağlantı kurmasına engel olur. Böylece tepkimeye giremeyen hücreler kısa sürede işlevini kaybeder ve yapılan ilk 2 doz hücreler de zararsız bir şekilde ölür.</em></p><p>Erem’ in ilk söylediği şey “30 dakika” olmuştu.</p><p>Ben Erva’ ya dönüp nerde o ilaç diyerek nefretle çıkışmıştım. Erva’ da;</p><p><em>Odamda Kardelen. 2. çekmecemde. Erem’ in kurcaladığı çekmecenin bir altında. Erem’ e dönerek.</em></p><p>Anahtarı ver Erem diye aynı öfkeyle çıkışmıştım ona da. Vakit kaybetmek istemiyordum ve geçen her dakika ömrümden ömür gidiyordu. Ancak Erem şu sözlerle karşılamıştı beni.</p><p>Kardelen… Henüz beklediğim cevapları alamadım. Bu yüzden koltuğuna oturur musun ?</p><p>Ama, dememe rağmen benden koltuğa oturmamı istemişti daha ciddi bir şekilde. Bana başka söz hakkı tanımamıştı. İstemediğim noktaya doğru gidiyordu bu konuşma…</p><p>Erva, gözleri yaşlı bir şekilde &nbsp;Erem’ in gözlerine bakarak ilk fırtınayı koparacak sözleri sarf etmişti bile.</p><p></p><p><em>Ethan… Senin öz abin değil Erem…</em></p><p></p><p>Erem’ in bakışları işte o zaman donuklaşmaya başlamıştı.</p><p>Ethan ise gözleri yaşlı ve yumruğunu sıkmış bir şekilde pencereye çevirmişti başını Erva’ nın bu sözünden sonra. Bir süre sessizlik hakim olmuştu odaya.</p><p>Erem’ in gözleri dolmaya başlamıştı. Nitekim bu tepkisi o kadar doğaldı ki bunca zaman abisi olarak bildiği kişi abisi değildi. Şaşırmalı mıydım yoksa beklenecek bir şey miydi artık bilmiyordum. Erem yaşlı gözlerle Erva’ ya bakarak.</p><p>“ Devam et, neden Ethan ve sen… daha doğrusu Sen ve senin direktiflerinle Ethan bizi ayırmaya çalıştınız NEDEN…” diye bağırmıştı.</p><p>Erva gözleri yaşlı öfkeli ve önceki halinden eser kalmamış bir şekilde &nbsp;kendini kaybetmişçesine bağırarak:</p><p><em>Bunu hala sorabiliyor musun AHMAK!!!!</em></p><p><em>2 kez o aşık olduğun kız için ölümden döndün. Defalarca ameliyata alındın. Günlerce Ethan ve ben başından ayrılmadık. Bildiğim tanıdığım ne kadar beyin cerrahı varsa yardım istedim senin için. Geceler boyu uykusuz kaldım. Çaresiz kaldım. Göz yaşı döktüm. Acı çektim. Ablan olarak bunları başına saran kişiden her seferinde başına bela açan kişiden, her seferinde senin karşıma kanlar içinde gelmene neden olan kişiden seni korumak için uzak tutma isteğim mi yanlış seni ruhsuz anlayışsız bencil ahmak!!!!</em></p><p>Diyerek Erva oturduğu sandalyeden kalkmıştı. Erem’ in yanına hışımla gitti ve yakasından ayağa kaldırarak bağırmaya devam etti.</p><p><em>Benim sadece bir tane kardeşim var ve oda sensin anladın mı!!! Bu hayatta geriye kalan &nbsp;değer verdiğim, dizi kanasa kıyamadığım, kanımdan, canımdan olan tek kişi sen kaldın ve öylece olanları izleyeceğimi, sırf sen aşık oldun diye körü körüne &nbsp;ölüme bile gideceğine göz yumacağımı mı sandın kendini bilmiş aptal !!!!. Kendi canının değerini hiçe sayan sen değer bilmekten ne anlarsın ki &nbsp;tahtası eksik ruh hastası!!!!</em></p><p>Sözünün ardından Erva’ kendini tutamayıp gözümüzün önünde Erem’ e ciddi bir şekilde tokat atmıştı. Öyle sert vurmuştu ki tüm oda yankılanmıştı o sesten. Ben ve Ethan hem dinlediklerimizden hem de olanların şokuyla öylece kalakalmıştık. Erem ise tokatın şiddeti ile yüzü sağa dönük vaziyette kalmıştı. &nbsp;Erva, sinir patlaması ve duygusallığın verdiği &nbsp;kontrolsüzlüğün sonunda elden ayaktan kesilmiş dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başlamıştı.</p><p>Zaman benim için yavaşlamıştı sanki. Erva’ nın benim için söylediklerinden çok dediklerinin doğruluğu ve haklılığı beni yerle bir etmişti. Ne yazık ki haklıydı da. Yanında olduğum süre zarfında gerçekten de başı beladan ayrılmıyordu. (Bu kadar çok ileriye gitmemeliydim…Hepsi Benim Suçum…)</p><p>Orda anlamıştım ki o oda da olmaması gereken tek kişi bendim. Hatta onun hayatında bile olmamam gerekiyordu. Erva’ nın dediği gibi… Erem den tamamen uzaklaşmalıydım…</p><p>Dizlerinin üzerinde göz yaşı döken Erva biraz olsun sakinleşmiş ve titreyen sesiyle konuşmasına olduğu yerde şöyle devam etmişti.</p><p><em>Ethan senin üvey abin. Ebeveynlerimiz tarafından evlatlık alınan bir çocuktu sadece. Duygusal olarak ona bağlanamasalar da eğitimi okulu ve sana doğru düzgün ağabeylik etsin diye yetiştirildi. Ethan' ın ailesi trafik kazasında ölünce akrabaları ona sahip çıkmak yerine yetimhaneye bırakmış. Anne ve Babamızda tanıdıklarının yakını diye onu evlatlık edinmişler. Bana söylenen bu. O günden sonra da dediğim gibi yetiştirildi. Bende aile zoruyla şehir dışında eğitim görüyordum. Doktor olmamı onlar istedi.... Her neyse aradan bayağı bir süre geçtikten sonra haberin geldi bana. Ethan söyledi. Bankta görüştüğün bir kız olmuş ve ondan sonra deli gibi sağa sola koşuşturmuşsun ve trafik kazası geçirmişsin. Apar topar şehir dışından gelip bulunduğun hastaneye vardım ve ameliyat adına elimden gelen her şeyi yaptım. Daha sonrasından Ethan’ a Erem’ in bu hale gelmesinin nedeni ne olursa olsun ondan uzak tutmasını istedim. İşte o zaman Kardelenden bahsetti. Ondan ne kadar çok hoşlandığından bahsetti. Erem’ i Kardelenden uzak tutmak istemediğini o kızla konuştuktan sonra ilk defa bu kadar mutlu olduğunu söyledi. Ethan sana değer veriyordu. Ancak Ethan dediğimi yapmazsa onun gerçek ağabeyin olmadığını &nbsp;sana söylemekle tehdit ettim. Elinden bir şey gelmeyeceğini anlayınca mecbur dediklerimi yapmak zorunda kaldı. Üvey abisi olduğunu bilseydin bu denli değer vermeyeceğini düşündüğü için dediklerimin dışına çıkmayı göze alamadı ancak son yaşadıklarımız da dediklerimin dışına çıktığını gördüm. Sebebini bende bilmiyorum. Ethan ile bir kez daha konuştum Erem’ in iyiliği için diye. Bir sonraki konuşmam da 2. Kez yaşadığın kazadan sonra oldu. Yine müdahale etmem gerekti. Sen uyanmadan 1 saat önce ayrıldım o hastaneden ve sen yine o Dağ evine gitmişsin ve yine Ethan haber verdi bana. Son kez orada uyardım konuşarak ama Ethan’ a anlaması için konuşmaktan fazlasının gerektiği kanaatine vardım. &nbsp;Duygusal birisiydi kendisi. Senin mutluluğun , daha doğrusu sevdan için ölmene bile göz yumacağını gördüm. Daha sonra nasıl olduysa senin tarafından hastanelik edilmiş. Bu hastanedeki tanıdığım doktorlardan haberini alır almaz hemen geldim ve özel olarak ayırttım bu odayı. Ethan’ ın bakımını, özellikle kimliğimi gizleyerek kendime aldım. Sen beni zaten tanımıyordun ama Ethan biliyordu Başhekim olduğumu. Aynı şekilde benim kimliğimi açıklarsa da tehdit ettim üvey olduğu hakkındaki gerçekleri söyleyeceğimi.</em></p><p><em>Enjeksiyonlara gelince... Bu ve buna benzer bir sürü ilaç var birlikte reaksiyona girerek ölümcül etki yapabilecek. Herhangi bir ilaç ile virüsü birleştirerek yada doz olarak sırasıyla kullanılarak belki de sonucu yine ölüm yada geri dönülemez bir etkiye sahip olabilir. Bu iki doz benim araştırmalarıma ait etkileri teyitli numuneler di . Virüs üzerindeki etkileri incelemek için getirttim. Ancak Zona Dozu tek başına uyutulmuş hücrelere sahip olduğu için sadece acı çektiriyordu. Ancak ilk doz ile tepkimeye girerse ölümcül etkiye sahip tabi ki &nbsp;yüksek doz adrenalin vaktinde kullanılana kadar. Bunun haricinde iki dozunda tek başlarına ölümcül bir etki, ciddi bir reaksiyon yada tepkimeye neden olamaz. İntikam ve başarısızlığı için de kontrollü olarak sadece ona acı çektirmek istedim. Ancak tepkimeye neden olacak hiçbir 2. doz kullanmadım. Ben katil değilim. Diğer yandan bunu senin bu şekilde tespit edeceğini düşünmedim bile. B12 nin renginden tespit edebileceğin aklıma dahi gelmedi Erem.</em></p><p><em>Özür dilerim. Yaptığım her şey için…</em></p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="253"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/human-g0b25872c2-1920-00246851-1920.webp" alt="" width="1920" height="1253"></figure><p></p><p>İşte bu ilk depremdi hepimiz için. Ablamın tahmin edilebilir sebepleri ve sadece ihtimali aklımdan geçen Ethan’ nın üvey olması ilk yıkıcı etkisini hepimizi, en çokta beni sarsmıştı. Ancak yıkımımı başlatan ilk depremin sorumlusu ve sebebini ona henüz sormamıştım...</p><p></p><p>Erem başını öne çevirdikten sonra ablasının ağlamaya devam ettiğini gördü. Onu yerden iki omzundan destek olarak kalkmasına yardımcı oldu ve birbirlerine bir süre baktıktan sonra yılların verdiği özlem duygusuyla birbirlerine sarılmışlardı. Erva göz yaşlarını tutamayıp tekrar ağlamaya başlamıştı. Erem ise başını ovuşturmaktan başka bir şey yapmamıştı. Ancak kendisi sadece hüzünlü bir şekilde Erva’ nın kulağına yaklaşarak hepimizin duyacağı şekilde şunları söylemişti.</p><p>“Bana gerçekten değer verdin mi Abla ?… Bana bir şey olacak diye gerçekten var olduğuna artık emin olamadığım duygularının gerçek yansıması mıydı bu yaptıkların ? Lütfen beni aydınlat çünkü biricik kardeşini bu denli önemseyen bir abla yıllarca varlığını gizleyerek onu GÜVENMEDİĞİ birisinin kontrolüne bırakacak kadar acımasız olması gerçeği şu an ki yaptıklarıyla çelişki içerisinde. Onca zaman varlığından bile bir haber olduğum bir kadın bana şimdi gelip ben senin ablanım demesi, yıllarca Annesiz Babasız yetişen gerçek aile hissini doğru düzgün yaşayamamış, en iyi dostlarının yalnızlığın ve abisi bildiği kişi olduğuna kanaat getirmiş birisine ben senin Annenim ya da Babanım demekten ne farkı var söyler misin Erva…? Bu zamana kadar benim için ne idin ki şimdi sana ablam olarak değer biçeyim… O üvey dediğin kişi bile en azından üvey olsa da, ağabeylik kavramını soğukta olsa hissettirirken bana sen ne yaptın söyle. “</p><p>Ethan da bende Erem’ in ablasına karşı duygusal olarak saldırışını göz yaşlarıyla izlemekten başka bir şey yapamıyorduk. Erem’ in ağzından dökülen sözler karşısında Erva tüm gardını indirmiş ve bu acımasız söz kurşunlarını tek tek kalbine silinmeyecek bir yara olarak alıyordu.</p><p>“Ethan bu gerçeği benden gizledi senin tehditlerin ile onunda bu konuda suçu var ancak en azından yanımdaydı ERVA!!! Senin göze alamadığın şeyi kan bağı olmamasına rağmen o bu kadar yapmış olması bile benim için öz ağabeylik ti. Peki sen ne yaptın ? Acımasızlığının sınırının olmadığını da şimdi bana gelip senin ablanım diyerek mi tescilliyorsun. Daha önce neredeydin ? Küçük iken onca oyunları oynarken neredeydin. Gelip bana bunları söyleyen kişi mi beni bencillik ile suçluyor ? Ne yaşatıp ne hissettire bileceğin konusunda en ufak bir empati gerçekleştirdin mi bir kez olsun. Sebebi ne olursa olsun dünyanın en kötü şeyini bile yapmış olsan senden nefret edeceğimi dahi bilsen, EREM BEN SENİN ABLANIM demek bu kadar mı zordu!!!!???”</p><p>Erem göz yaşlarını tutamamış ardı ardına ablasını yaralamaya devam ediyordu. Böyle bir şey ile ben karşılaşmış olsam akıl sağlığımı yitirmememin imkanı yoktu sanırım. Peki neden Erva böyle bir şey yapmıştı. Neden onca acı sözler karşısında Erem’ i susturup bundan &nbsp;dolayı demiyordu. Belki de bu sözleri sonuna kadar hak ettiğini düşündüğü içindi. Bizde sadece yıkıma uğrayışını izlemekle yetiniyorduk acı bir şekilde.</p><p>Erem bir süre sessiz kaldıktan sonra ablasının ellerini tutup şu sözlerle karşı karşıya bırakıyordu Erva’ yı. Bu sözlerin etkisiyle de Erva artık her şeyinin elinden yavaşça kayıp gittiğini sadece gözleriyle bile anlatabiliyordu.</p><p>“Erva… Ethan belki de benim üvey ağabeyim… Ancak benim gözümde senden daha öz artık... Senden nefret dahi etmiyorum. Gözümde sadece tiksindiricisin Erva. Bu sözlerin sebebi beni Kardelenden uzak tutmak istediğin için değil. Ethan’ a karşı beslediğin intikam duygusu ve yaptıkların da değil….</p><p>Yapmadıkların için…. Yapmaktan korktukların için...</p><p>Beni Ablasız bıraktığın için…</p><p>Bunca zaman bir ablam olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra da olmadığını düşünmek bende pek acıya neden olmayacaktır. Soracağım ve söyleyeceklerim bu kadar…”</p><p>Son sorusuna &nbsp;cevap beklemediğini anahtarı cebinden çıkartarak ellerini tuttuğu ablasına teslim etmesi ile açıkça belirtmişti artık Erem. Erva ise elindeki anahtara bir yandan bakıyor diğer yandan da o anahtarın göz yaşları ile &nbsp;ıslandığını seyrediyordu. Bir süre sonra başını kaldırıp Erem’ e baktığında Erem başını çevirmiş ve sadece Ethan’ a bakıyordu. Erva’ yı artık umursamıyordu. Bunun bilincinde olan Erva ise cebinden bir kağıt çıkararak &nbsp;Erem’ in eline tutuşturmuş ve hiçbir şey diyemeden &nbsp;elinden kayıp gitmiş duygularla kapıya yönelmişti. Erem’ in kağıt için söylediği şey ise “en yakın çöp kutusuna bırakacağım.” idi. Erva birkaç saniye bekledikten sonra kilidi açmış ve &nbsp;tekrar yürümeye devam ederek odadan ayrılmıştı. Erem oturduğu koltuğa tekrar oturarak yardımcı doktora seslenmişti ve &nbsp;Ethan için &nbsp;çıkış işlemleri adına gerekli sürecin başlatılması gerektiğini iletmişti. Bir süre sonra Erva elinde bir şırınga ile tekrar odaya dönmüştü. Artık konuşmuyordu. Sadece hüzünle işini yapıyordu. Her adımından her hareketinden yıkıldığı okunabiliyordu. Erem’ in yanına geldi ve sıyrılmış olan koluna iğneyi hassas bir şekilde yapmıştı. Ablası Erem’ in gözlerinin içine baksa da o tamamen Ablasını görmezden geliyor yere bakıyordu. Tıpkı yabancı insanlar gibi bir hissiyatla Erva “geçmiş olsun” diyebilmişti sadece. Erem de teşekkür ederek Ethan’ ın hazırlanmasına yardımcı olmak için yatağın yanına gitmişti.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="252"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/girl-gfcdd1b2ec-1920-64ad0f6b-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>İşte şiddetli depremin etkisi buydu. Duygusal yıkım… Belki de onarılamayacak derecede hasara neden olmuştu ablamın yaptıkları ancak gerçeklerle yüzleşmenin bedeli demek ki bu kadar ağırdı. Yıkım onları yıktığı kadar benimde temellerimi alt üst etmişti.</p><p></p><p>Dağ evi gerçekten soğuktu. Ateş yakmalı mıydım yoksa… Gördüğüm kadarıyla odunlar hala duruyor orada. Ancak yakacağım ateş bedenimi ısıtacak olsa da içimdeki soğuk fırtınaya ufacık bir fayda sağlayacak mıydı ? Bedenim sadece bir cesetti. Hasta olsa da yara alsa da iyileşecekti. Ama içimdeki bu yara bu soğuk nasıl dinecekti. İyileşecek miydi ruhum artık bilmiyordum…. İçime akıttığım gözyaşlarımın şiddeti kalbimi seller altında bırakıp boğmayacak mıydı peki…</p><p>Beni bu düşüncelere iten şey az çok tahmin edebildiğim bu ilk deprem için değildi aslında . Planlarıma dahil etmediğim bir noktadan başka bir depremin başlamasıydı. Bir sürpriz saldırı gibiydi… ve tamamen hazırlıksızdım . Tüm olasılıkları düşündüğümü farz ederken gerçekten de tüm olasılıkları tahmin edemediğimi sert bir yumruk gibi kalbimin tam ortasına yiyince anladım. Bu depremin başlamasını tetikleyen şey ise cevabını merak ettiğim tek bir sorunun kalması ve onun peşime düşmem ile başlamıştı. İlkinin artçı derecede gözümde küçüldüğü ve asıl yıkımın ikinci depremin neden olduğunu şahit olacaktım. Bu seferki asıl depremin şaheseri ise… Sevdiğim kadın Kardelen olacaktı…</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="258"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/winter-gd2e7c4e4d-1920-a8023f3f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p>1 gün sonra Erem, Ethan ve ben Ethanın evine gelmiştik. Kahvaltı sofrasını Erem ile hazırladıktan sonra 3 ümüz kahvaltımızı yapmıştık. Herhangi bir konuşma geçmemişti birbirimiz arasında. Kahvaltıdan sonra Ethan dinlenmek için odasına çekilmişti. Masayı toplamama yardım ettikten sonra Erem ile birlikte sadece mutfakta oturuyorduk. Erem derin düşüncelerdeydi yine. Dün Erva hazırlanıp gideceğini bize söyleyerek oda dan ayrılmıştı. Bizde şimdi bu evdeydik. Mutfaktan &nbsp;dışarıdaki insanların ve yoldan geçen araba seslerinin eşliğinde ikimizde oturuyorduk. Ethan ise yatmıştı. Erem yüzünden çökmüş olduğu belli oluyordu. Yavaştan yağmur da yağmaya başlamıştı. Çok kısa sürede sağanağa bile dönüşmüştü. Erem hiçbir şey demeden çatıya çıkan merdivenlere doğru yönelmişti ve yürümeye başladı oturduğu sandalyeden kalkarak.</p><p>Ne düşünüyordu, ne yapacaktı en ufak fikrim bile yoktu artık. Aradan çok geçmeden bende kalkıp onun yanına gidiyordum ancak bir tanede havlu almıştım yanıma. Islanacaktı ve üşütmesini istemiyordum.&nbsp; Çatıya çıktığımda Erem öylece gökyüzüne bakıyordu yağmur altında. Hayallerinin ya da umutlarının düşüşü gibi yağmur damlalarının düşüşünü izliyordu sanki. Yanına gittim ve havluyu ikimizin de üstüne atarak hadi içeri geçelim Erem dedim. Bana bakarak o buruk gülümsemesiyle karşılaştım. Bende tebessüm etmekten kendimi alıkoyamamıştım. Bir süre daha gökyüzünü izledikten sonra şöyle dedi.</p><p>“Kardelen… Yukarı bak. Gökyüzünden dökülen damlalara. O kadar yüksekten yere çarpıp dağılan tanelere. Tıpkı kendim ve hislerim gibi. Güven konusunda sıkıntı yaşarken en yakınlarım tarafından karşılaştığım şeylerden sonra aynı dağılmalar bende de gerçekleşiyor. Bunu durdurabilmek o anlığına imkansız geliyor bana ve boşluğa düşüyorum. Ne kadar güvenmek istersem insanlara o kadar çok yara alıyorum…”</p><p>Anlamıştım… Sonun başlangıcı adına Erem son fitili ateşlemişti. Beni köşeye sıkıştıracak soruların bir ön gösterimi niteliğindeydi.</p><p>“ &nbsp;Kardelen, hala çözülmesini bekleyen birkaç soru işaretlerim var ve nasıl çözeceğime dair doğru düzgün fikrim bile yok. Ailemi doğru düzgün tanıyamadım, çocuktum. Yüzlerini artık hatırlayamıyorum bile. Neden Erva varken Ethan’ ı evlatlık aldılar ve yetiştirdiler. Neden Erva kendini gizleme ihtiyacı hissederek bana ve bize &nbsp;bunları yaşattı. Ethan gerçekte kim. Akrabalarının yaptığı ve ailemin onu evlatlık alması… örtüşmeyen şeyler var. Ama yaşadığım müddetçe bulacağım. Kim olduğunu. Erva’ nın sebeplerini. &nbsp;Bu konular bir yana Kardelen bana anlatır mısın neden ailen tarafından terk edildin. Böyle acımasız bir şekilde hem de dağ evimin yakınlarında terk edildin. Söylediğin her bir kelimesinin doğruluğunu sorgulamak dahi istemiyorum sorgulamayacağım da. Bana her şeyini anlat lütfen olur mu ?”</p><p>Erem benim koluma girerek yine çatıda olan ve üstü kapalı masanın olduğu yere oturtmuştu. Ve karşıma geçerek yüzüme o aşık olduğum ve ilk kez hissettiğim muhteşem duygulara beni yine &nbsp;sevk ettirecek şekilde bakıyordu…</p><p>Başından itibaren hayat öykümü daha detaylıca anlatmaya başladım Erem’ e. Annemi o yangında &nbsp;kaybettiğimiz üzücü kazanın öncesinden bu yana her şeyi anlatmıştım…</p><p>Ama sadece…</p><p>“Kardelen gerçekten tarifi imkansız şeyler yaşadığını daha seni ilk gördüğümde yüzünden okuyabiliyordum. O bank ta o dağ evinde net bir şekilde hatırlayabiliyorum seni. Ancak baban ve ağabeyinden hiç bahsetmedin…”</p><p>Haklıydı. Gerçekten de sormuştu o soruyu . Nitekim sadece abim ve babama değinmemiştim…</p><p>“Kardelen sana bir sürprizim var ama önce sen cevapla sonrasında sürprizimden bahsedeceğim. “</p><p>Ne sürpriziydi bu…?</p><p>Evet Erem onlardan bahsetmedim. Çünkü bana yaptıklarından sonra onların adını dahi aklıma getirmek istemiyorum. Lütfen bana tekrar onların adını söyleterek üzülmeme neden olma olur mu ? diyebilmiştim sadece. Erem’ de,</p><p>“ Haklısın bunca şey yaşattıklarından sonra tekrar aynı şeyleri gözünde canlandıracak şeyleri sana düşündürtmek istemiyorum. Ayrıca soy ismini ve yaşını bilmiyorum Kardelen. Bunca zaman yaşadıklarım arasında yaptığım bu saygısızlığımı affettirmek istiyorum. Bana Soy adını söyler misin ?”</p><p>Diyerek gülümsemişti ve gülümsetmişti. Ardından cevap vermeme fırsat bırakmadan kendi adını ve soy adını söylemişti bana.</p><p>“ Ben Erem… Erem KARAN … 30 yaşındayım ve karşımdaki meleğe aşığım.”</p><p>Tebessüm etmiştim. Benimde soy adım dememe yine fırsat bırakmadan bana;</p><p>“Dur söyleme. Bunu kimliğinden bakarak görmek istiyorum” demişti.</p><p>Onun bu gülüşü yaşadıklarını bir nebze olsun hafiflediğinin işaretçisi olduğunu düşünerek bende mutlu olmuştum. Kimliğimi mini cebimden çıkartarak Erem’ e uzattım.</p><p>Kimliğime ilk baktığında Erem tarif edemeyeceğim bir hale bürünmüştü. Dakikalarca kimliğime aynı şekilde bakarak yüzündeki mutluluğun yerini, anlam veremediğim şaşkınlığa dönüştüğünü izliyordum sadece. Araya girip “ aramızda sadece 2 yaş var bu kadar şaşırmanın sebebi bu mu acaba Erem senden 2 yaş büyük olmam bir problem çıkarmayacaktır.” demiştim.</p><p>Ancak söylediğimi&nbsp; duyamayacak kadar korkutucu derece de şaşkınlığı artıyordu. Bir anda soy ismimi söyledi.</p><p>“Mehir… Kardelen MEHİR soy adın bu mu ?" dedi. &nbsp;Bende, “ evet soy adım Mehir neden bu kadar şaşırdın Erem” dediğimde kimliğimi masanın üstüne bırakarak &nbsp;şu sözleri yöneltmişti bana.”</p><p>“ Kardelen sana yalnızca 2 soru soracağım ve lütfen bana doğru cevabı olur mu ? Yalan yada kandırmaca sözlerini senden duymayacağımı her şeyden çok eminim sadece cevap ver bana lütfen ”</p><p>“Seni o dağ evimizin oradaki uçurumdan aşağıya iten kişi kimdi… ? “</p><p>Şu sözler aklımdan geçmeden edemiyordum. “ Erem lütfen bunu yaşamanı istemiyorum…”. Merakla gözlerime bakıyordu ve “Abim” diyebildim.</p><p>“ Peki abinin adı ne Kardelen ? ” sorusunu yönelttiğinde bu filmin burada kopacağını artık anlamıştım ne yazık ki. Elimden hiç bir şey &nbsp;gelmiyordu ve söylemekten başka çarem yoktu. Gözleri yaşlı bir şekilde gözlerime odaklanmıştı. Benim en büyük fırtınam işte şimdiydi. Son kez ismini söylememek için &nbsp;“ Erem bu acı tecrübeyi tekrar mı yaşatacaksın bana, bunu üstelemeyeceğini söylemiştin bana” dediğimde</p><p>“Kardelen gözünde ufacık değerim var ise bana onun adını söyle” demişti gözyaşı ile hıçkırmaya başlayarak.”</p><p>Söylemekten başka çarem kalmamıştı ve duyacağı şekilde onun ismini Erem’ e söylemiştim…</p><p></p><p>(<s>“</s><em><s>Seni çok arzuladığın o soğuk ile baş başa bırakıyorum…</s></em><s>“</s>)</p><p><s>Öz be öz kendi abim ve babam beni burada ölüme terk ediyordu.</s></p><p><s>Artık pek bir şey hissetmiyordum. Bana ne yapacakları da o sözden itibaren önemini yitirmişti. Abim arabadan beni indirdikten sonra beni uçurumun kenarına getirmişti.</s></p><p>&nbsp;<s>Aşağıda dallar, dikenler ve ağaçlar vardı. Buradan düştükten sonra kimsenin beni bulma ihtimali yoktu. Sona gelmiştim artık.</s></p><p>Ağabeyime yüzümü döndüğümde bana söylediği şey şuydu.</p><p>Özür dilerim Kardelen seni bulacağını biliyorum. Ölmene izin vermeyecektir. Babam beni tehdit etmeseydi bunu böyle gerçekleştirmezdim. Ama bu günü özellikle seçtim. Onun burada olduğunu bildiğim için. Seni kurtaracak…</p><p>Sözünden sonra omzumdan tutması ile abimin adını haykırmam bir olmuştu.</p><p>ETHAN LÜTFEN!!!!</p><p><s>Tek bir hareketle hiç çekinmeden beni aşağıya itmişti öz abim. Yuvarlanmaya başlamıştım hem o dondurucu kar fırtınasında hem de diken ve ağaçlar arasında…</s></p><p>Evet adı buydu. Ethan’ ın ta kendisi idi. Erem’ in üvey abisi benim ÖZ ABİM di.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="254"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/lightning-gefc097a95-1920-2204f65e-1920.webp" alt="" width="1920" height="920"></figure><p>Kardelene sürprizimi bilmeden bana abisinin ismini söylemişti. Ona sürprizim ise Ethan' ın hastaneden özellikle rica ettiğim gerçek kimliği idi. Elime ilk aldığımda gördüğüm şey soy ismi "MEHİR" di. Ethan Mehir... Bu onun gerçek soy ismi idi. Kardelenin kimliğini, şans eseri istemem ile o bilmeden, bana yıkıcı ve beklemediğim o 2. ve en sert depremi yaşatmıştı. Ağabeyim olarak bildiğim kişi üvey olmasının haricinde bu kişi aslında Kardelenin öz abisi idi. O isimden sonra Ethan' ın gerçek kimliğini Kardelen' in kimliğinin yanına koymuştum. Kardelen bunu görünce korku ve şaşkınlıkla eli ile ağzını kapatmıştı. Gözleri dolmuş ağlamaklı olmuş ve hıçkırarak göz yaşı dökmeye başlamıştı. Onun göz yaşlarını elimle silerek," Abini sürekli kontrol et... Döneceğim" demiştim. Kardelen buna izin vermeyecek şekilde elimi tutmuştu ancak ona sakin olmasını söylemiştim. Onu sakinleştirmek için başka yapabileceğim bir şey yoktu. Az da olsa rahatlattıktan sonra bir süre burada olmayacağım yarın seni arayacağım tamam mı ? Lütfen dediklerime harfiyen uy.</p><p>Kardelen hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı ve sadece başını onaylarcasına sallamıştı.</p><p></p><p>İşte bu depremi daha dün en derinlerde hissetmiştim. Şimdi de bu dağ evindeydim. Ethan' ın ve Kardelenin durumu, Ablamın durumu derken cevaba ulaşacağım yerde ulaştığım cevap, kat be kat yeni sorularla gelmişti.</p><p></p><p>Artık gerçekten yorulmuştum. Düşünmeye mecalim kalmamıştı. Ne yapacağım ne edeceğim hiçbir fikrim yoktu gerçekten. Kısacası şuan burada kendi morgumda en dibe vurmuştum... harabeye dönmüş... ve gittikçe de en derine batıyordum.</p><p></p><p>Kardelen...</p><p></p><p>Neden...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="265"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/japan-g30bd4323a-1920-1e94a51f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>ASLINDA KİM İZ?</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/aslinda-kim-iz/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/aslinda-kim-iz/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Sep 2021 18:35:46 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hayat]]></category>
      <description><![CDATA[Bir gün otobüste arka koltukta oturan iki kadının konuşmasına şahit oldum. Kadınlardan, diğerinden daha baskın olduğu konuşmalarından belli olanı, yanındakine "Tipe bak Allah'ım ya" dedi ve sonraki…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/aslinda-kimiz-83691ee2-754.webp" alt="" /></p><p>Bir gün otobüste arka koltukta oturan iki kadının konuşmasına şahit oldum. Kadınlardan, diğerinden daha baskın olduğu konuşmalarından belli olanı, yanındakine "Tipe bak Allah'ım ya" dedi ve sonraki gelen cümlelerinden de o anda cam kenarından dışarıyı izlerken gördüğüm iki tesettürlü siyahi kadına bu cümleleri sarf ettiğini anladım. Başta bu kadınların rahatsız olduğu şeyin kadınların tesettürü olduğunu düşünmüştüm ki ister istemez duyduğum ikinci cümle benim bu yanılgımı düzeltmiş oldu. Bu sefer de bir önceki cümlelerinin ona verdiği rahatlama henüz geçmemiş olacak ki önümüzden geçen kilolu bir kadının giydiği kısa etek için ondaki özgüvenin bu eteği giymeye nasıl yetebildiği ile ilgili bir cümle kurdu.</p><p>O anda anladım ki kadın başkalarını eleştirirken aslında kendindeki bazı şeyleri başka insanlarda beğenmedikleriyle örtmeye çalışıyor ve sonra düşündüm ki biz eleştirmesek, insanları kendi keskin sınırlarımıza hapsetmek istemesek insanı sadece insan olduğu için kabul edebilsek, eleştirilme korkumuz olur muydu? Millet ne der diye söyleyememekten, yaşayamamaktan çekindiklerimiz yerini kendimiz gibi davranabildiğimiz bir yaşantıya bırakır mıydı?...</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/aslinda-kimiz-83691ee2-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SESSİZ TANIŞMA)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Aug 2021 12:47:59 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" alt="" /></p><p>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</p><p>Şimdi söyle Ethan...</p><p>Neden hala yaşıyorsun... ?</p><p>Neden hala nefes alıyorsun... ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="211"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/shame-1-bd566c56-960.webp" alt="" width="960" height="541"></figure><p></p><p>Gerçekleşmesini düşünmek dahi istemediğim şeylerin adım adım habercileri anlam veremediğim bir şekilde karşılıyordu sürekli beni. Neden her seferinde ince bir ipin üzerinde buluyorum kendimi... Neden "Hayat", çırpınışlarım dan zevk alırcasına daha da ağır sınavlara tabii tutuyor beni.... Neden huzura, mutluluğa, gülümsemelere sadece bir adım atmak isterken benden koşarcasına uzaklaşıyor... Kendimi, öfkemle yine başımı yere doğru eğmiş, cevabını bulamadığım belkide hiçbir zaman bulamayacağım soruları kendime sorarken buluyordum. Başımı kaldırdığımda abimin yatakta seruma bağlı sadece nefes alışlarını seyrediyordum. 1 hafta boyunca komada kalmıştı ve müşahede odasına alınanı 1 hafta olmuştu. Hala bilinci kapalıydı ve uyutuluyordu. Bu gün de hasta odasına yatırılmıştı ve gördüğüm kadarıyla herhangi bir gelişme yok gibiydi. Sadece nefes alıp veriyordu. Sebebi olduğum şeyleri oturup böyle izleyebilmek canice geliyordu bana artık. Bu durum, kendime nefretimi ölçümleyemediğim kadar arttırmasıyla beraber yaşamaya dair sebeplerimi de bir hayli azaltıyordu. Sevdiğim kadın, Kardelen yanı başımda bana bir yandan buruk bir yandan da destek olmaya çalışıyordu. Kardelenin nefretini bile hak etmeyecek düzeyde hissediyordum kendimi. Bu düşüncelerle birlikte sadece başımı Kardelenin omzuna koyup sebebiyet verdiğim şeylerin bedelini ödeyemeyeceğim gerçeğiyle yüzleştiriyordum kendimi. Gelen hemşire bile sürekli onu kontrol ediyor, iğnelerle onun kendine gelmesi için elinden geleni yapıyorken benim sadece izlemem psikolojimi alt üst etmeye yetiyordu...</p><p>Ama...</p><p>Aklımı kurcalayan bir takım detaylar vardı...</p><p>Bu zamana kadar Ethan neden uyanmamıştı. Hala en ufak bir hareket bile görmemiştim ondan. Yanlış giden bir şeyler vardı...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="215"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/think-scaled-d436cf63-2400.webp" alt="" width="2400" height="1600"></figure><p>Erem'i hiç böyle görmemiştim. Abisinin yanında durmamı isteyip sürekli dışarıya çıkıyordu ve bana da ne yaptığını anlatmıyordu. Bu durum beni içten içe korkutmaya başlamıştı. Yanımdayken derin düşüncelerden kendisini alamıyordu. Ne doğru düzgün yemek yiyordu ne de uyku uyuyordu. Arada bir uyuya kalsam da her uyandığımda yanı başımda elimi tutmuş halde sadece dışarıya bakıyorken görüyordum onu. Yine bir sabah Ethan'ı sürekli kontrole gelen hemşire bu seferde gelmişti ve Erem ona bakarak ne yapacağı adına bakışlarıyla soru sormuş olacak ki hemşire gülümseyerek 'B12 ilacı, vitamin alması gerekiyor. Sağlıklı beslenemediği için buna ihtiyacı var dediğinde Erem başını eğerek düşüncelere yeniden dalmıştı. Tam o anda odaya birisi girmişti. Kıyafetleri bizimki gibiydi ve söylediklerinden hasta yakını olduğu anlaşılıyordu. Telaşla ' Doktor hanım acil gelin lütfen hastamız ağırlaştı' demesiyle hemşire iğneyi yapmadan hasta yakınına döndü. Bir süre baktıktan sonra gelen hasta yakınına iğneyi Ethan'ın yattığı yatağın hemen yanında ki küçük masaya bırakarak 'hemen geliyorum' cevabını verir vermez odadan ayrılmıştı. Kapı kapandıktan sonra tekrar Erem' e baktığımda bakışları bir hayli değişmişti. Heyecanlı gibiydi. Bir kaç saniye sonra ayağa kalkarak hemşirenin komodinin üstüne bıraktığı iğnenin yanına kadar gitti ve iğneyi oradan aldı. Ben şaşkın gözlerle Erem' i izlerken bana dönerek, 'Kardelen, bana güveniyor musun ? Yanlış bir şeyler var ve çözmem gerekiyor. Hepimizin iyiliği için bana yardımcı olur musun ? diye sormuştu. Erem' in bu sözleri beni oldukça korkutmaya yetmişti. Gözlerinin içine bir süre baktıktan sonra başımı onaylarcasına sallamıştım. Ne yapacağım peki dediğim de, kimseye bunun için bir şey söylemeyeceksin. Tahminlerim doğruysa taşlar yerine bir bir oturacak.</p><p>Erem söylediklerinde samimi idi. Bir problem vardı. Hem de çok büyük bir problem. Hemşirenin getirdiği iğneyi aldı ve üzerinde ki 'Z DOZ' yazan yazıyı çıkartmıştı. Saydam bir sıvıya benziyordu şırınga da ki sıvı. Erem şırıngaya bakarak bir yandan şaşkınlık bir yandan da öfke ile iğneyi cebine koymuştu. Onun yerine, çekmeceden sakinleştirici iğneyi alarak üzerine ilk şırıngadan çıkardığı yazıyı bu şırıngaya yapıştırmıştı. Ve sessiz sedasız yanıma geldi, oturdu ve kapıya bakmaya başladı. Ne yaptığına dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Ona sormadan edemiyordum ve merakıma dayanamayıp kolunu çekiştirerek. 'Erem, neden böyle bir şey yaptın neler oluyor ?' diye sessizce sordum. Elimi tutarak 'Güven bana Kardelen, soru işaretlerimin cevabını yakın zaman da alacağız ancak pek hoşnut olmayacağın şeyler yaşayacağız buna hazırlıklı ol. ' demişti.</p><p></p><p>Söylediklerinden sonra korkmamam işten bile değildi. Erem' e baktıkça ona dikkat kesildiğimi anlamıştı. Bana bakarak önce tebessüm etti sonra da 'bana güven olur mu ?' demişti. Bu söylediği beni içten içe daha da korkutmuştu. Anlam veremiyordum. Neden açıklama yapmıyordu bana. Ama diğer yandan ona güvenmekten başka çarem yoktu.</p><p>Bir süre sonra giden o hemşire tekrar odaya gelmişti. ' Kusura bakmayın acil yardım etmem gerekiyordu.' diyerek gülümsedi ve Erem ' in komodine bıraktığı iğneyi alarak damar yolundan enjekte etmişti. Ardından hemşire nazikçe 'Herhangi bir problem yaşanırsa bu telefonu açarak yetkili doktoru çağırabilirsiniz. Yardımcı olmamı gerektiren başka bir şey var mı ? sorusunu yöneltmesinden sonra Erem, 'teşekkür ederiz' cevabını vermişti sadece. Hemşire gülümseyerek odayı terk etmişti.</p><p></p><p>Gecenin geç bir vaktinde susamıştım ve su içmek için uyanmıştım. Saat 3:42 idi. Koltuktan doğrulduğumda Erem' in montunun üstümde olduğunu fark etmiştim. Pencereye baktığımda Erem ayaktaydı ve dışarıyı seyrediyordu. Elinde plastik bardak ta su vardı sadece. Neden uyumadığını sorduğumda Ethan' a bakarak, ' aradığım cevapların bana yakınlığından dolayı Kardelen.' demişti. Ancak pencereden gelen ay ışığının etkisiyle Erem' i net bir şekilde terlediğini görebiliyordum. Terliyorsun Erem dediğimde, ' Sadece heyecanlıyım, 'Yarım saat öncesinden sakinleştirici aldım iyiyim toparlanırım birazdan demesiyle kalkıp Erem ' in yanına gitmiştim. Soğuk soğuk terliyordu. Lütfen dedim ona. Lütfen kendine bu kadar yüklenme diyerek sarıldım ona. Elini başımın üstüne koyarak, ' Doğrular fedakarlık istiyor Kardelen, merak etme zarar görmeyeceğiz' demişti. Bu söyledikleri bir nebze olsun rahatlatmış ta olsa beni içimde kötü bir his vardı. Beni koltuğa kadar getirerek 'hadi yat dinlen, bende uyumaya çalışacağım' demişti. Montunu üstüme sererek başımı okşuyordu.</p><p>Erem... sana güvenmek istiyorum...sana zarar gelmesini istemiyorum... lütfen...sensizliği bana tekrar yaşatma....</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="216"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/night-e489d0fb-1667.webp" alt="" width="1667" height="2500"></figure><p>Konuşma sesleri duyuyordum. Erem birisi ile konuşuyordu ve sesi hiç yabancı gelmiyordu. Gözlerimi açtığımda Ethan'ın uyandığını gördüm. Çok sevinmiştim. Hiç uyanmayacaktı sanıyordum ama çok şükür uyanmıştı. Yanına gittim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Erem de yatağın diğer tarafında onun gözlerine bakıyordu. Ne konuşuyordunuz Erem, daha hasta yatağında yeni uyanan abine konuşarak eziyet mi ediyorsun, dediğim de Ethan gülümsemişti.</p><p>'Sana onca yaptığım şeyden sonra bunları söyleyebiliyor musun gerçekten' deyip gözlerini benden kaçırıyordu ve gözleri de dolmuştu Ethan'ın .</p><p>Kendince sebeplerin vardı. Ne kadar onca şeyleri yaşamış olsak ta artık biliyorum kalbini. Her şey onu koruma iç güdüsüyle yapılan davranışlardı. Anlayabiliyorum. Aksi bir durum olsa kardeşin burada yanı başında uyanmanı dört gözle beklemezdi değil mi ? diyerek gülümsedim ve devam ettim. Peki siz ne konuşuyordunuz burada. Konuşmalarınıza uyandım ama ben uyanınca konuşmanız bitmişti sanırım. Erem bana bakarak, sana ne söylediysem ona da aynılarını söyledim Kardelen. Özetle... Bana güvenmesini istedim....</p><p></p><p>Ethan'ı daha da bunaltmamak için koltuğuma geri dönmüştüm. Erem de kendi koltuğuna geçmişti ve bir şeyi bekliyormuşçasına pencereden dışarıya bakıyordu sadece. kucağına bir tane yastık almıştı ve öylece oturuyordu. Bir süre sonra saat 07:00 civarında odaya her zaman ki bakımı yapan hemşire girmişti. Ethan' ı uyanık gördüğünde ise şaşırmıştı ve çok şükür uyanmışsınız dedi. Bir rahatsızlığınız ya da ağrınız var mı diye sorduğunda, Ethan hemşireye 'teşekkür ederim ben iyiyim' demişti. Erem olan biteni izliyordu sadece. Ardından hemşire cebindeki iğneyi çıkardı ve ardından yatağın sol kısmına doğru her zamanki enjekte ettiği yere doğru ilerledi. Erem o an da ' hemşire hanım, yine B12 ilacı vereceksiniz sanıyorum değil mi ? diye soru yönelttiğinde, hemşire tebessümle ' kesinlikle, doğru bildiniz, genelde hastalarım ve hasta yakınları pek hatırlamaz ama tebrikler biliyor olmanıza sevindim.</p><p></p><p>Erem abisine yönelerek, ' Görüyor musun abi, bu hemşire hanım her gün senin iyileşmen için yardımcı oluyor, senin çalıştığın hastanede böyle özverili hemşirelerle karşılaşmak genelde zordur.</p><p>Erem bunları söylerken Ethan'ın belli belirsiz çekinceleri olduğu anlaşılabiliyordu. Rahat değildi. Erem de pekala bunu görebiliyordu ve konuşmasına devam etti.</p><p>+Abi bildiğim kadarıyla bunca zaman hiç kimseyle bir birlikteliğin olmadı. İşini en iyi şekilde yapan bir cerrah olarak peşinde bir çok kadın vardır eminim. Ama bana sorarsan sana tavsiye edebileceğim kişi şu an da yanı başındaki hemşire olabilir.</p><p><em>Erem neler söylüyordu böyle. Neden böyle bir şey söylemişti ki şimdi. Böyle konuşmalarda bulunacak son kişidir Erem. O konuştukça geçen her saniye de şaşkınlığım katlanarak artıyordu. Bu konuda yalnız değildim. Ethan da aynı şekilde şaşkınlığını gizleyemiyordu.</em></p><p>Bir anda Ethan, ' Böyle bir şeye ihtimal bile yok' diyerek çıkışmıştı. Hemşire anlık bu çıkıştan korkmuş olsa gerek irkilmişti ve Ethan' a bakıyordu. Hemşire, Erem' e dönerek ' Düşünceniz için çok teşekkür ederim ama benim farklı planlarım var ' diyerek cevap verdi.</p><p><em>Erem, Ethan'ın bu çıkışını ve ruh halinin değişimini fark edince konuşmasına devam etti.</em></p><p>'Hemşire hanım tarafından reddedildin abi. Sanırım bu senin ilk reddedilişin oluyor'. Erem bunları söylerken Ethan'ın Erem'e öfkelendiğini fark edebiliyordum ancak bunları neden yaptığını hala anlamıyordum. Eren konuşmasına devam ederek;</p><p>+ Nitekim sonrasında kariyer yapma planı olan bir hemşirenin yakın zamanda evliliğe olumlu bakmayacağını tahmin edebiliyorum.</p><p></p><p>+ "Hatta ilerleyen süreçler de doktor olmayı planlayan birisi..."</p><p></p><p>Erem bu cümleyi kurduğunda hemşirenin yüzündeki gülümseme bir anda yerini normal görünümüne bırakmıştı.</p><p></p><p>+ Belki de ilerleyen safhalar da Başhekim olacaktır Ethan ne dersin.</p><p>Ethan'ın bakışları karmaşıklığı olanca gücüyle görebiliyordum. Korku, heyecan, çekince, nefret, ve daha sayamadığım bir çok duygular.</p><p>Erem başını önüne sakince eğerek kısık sesle konuşmaya devam etti...</p><p>+ Hemşire hanım belki de bu saydıklarıma çok yakındır... Sahi bu hastanenin Başhekimi kimdi Ethan ? Kendisiyle birebir görüşmek isterdim. Bazı şikayetlerim var çünkü. Yanındaki hemşire hanım için şikayette bulunacaktım. Hem seni reddettiği için, hem de sen derin uykudayken söylediği B12 ilacının haricinde bir enjeksiyon yapmak istediği için...</p><p></p><p>Erem neyden bahsediyordu böyle. Farklı bir iğne miydi o...?</p><p></p><p>+Hemşire hanım hatasını telafi edip şimdi doğru B12 ilacını verecek sana öyle değil mi ? Bildiğim kadarıyla B12 sıvısı kırmızıya yakın bir renge sahip, bulundurduğu vitaminler açısından öyle değil mi DOKTOR hanım yanılıyor muyum ? Ancak bir önceki B12 ilacı olarak belirttiğiniz sıvı tamamen saydamdı....</p><p></p><p>Erem neden Doktor dedi hemşire hanıma... Daha da önemlisi hemşirenin ruh hali tamamen değişmeye başlamıştı Erem konuştukça. Ethan ise artık korkusunu gizleyemiyordu. B12 ilacını gerçekten renginden mi tanıdı...</p><p></p><p>+Doktor hanım sizden rica etsem cebinizdeki şırınganın dışındaki (Z DOZ) kağıdını çıkartabilir miyiz.</p><p></p><p>Hemşire olarak bildiğim kadın öfkeyle Erem' e dönerek 'neyden bahsediyorsun sen' diyerek çıkışmaya başlamıştı.</p><p></p><p>Erem başını eğerek şöyle devam etti.</p><p></p><p>+ Haklısın, gerçekten haklısın, bir Başhekimle nasıl konuşacağımı bile bilmiyorum değil mi ? Ama gerçekten merak ettiğim bir kaç şey var. Koca Başhekim neden bu hastanede hemşire gibi hareket ediyor. Bu koca Başhekim gerçekten daha B12 ilacının ne olduğunu bilmeden mi enjeksiyon yapıyor. Tabi ki böyle bir şey söz konusu değil. Kasıtlı olmasından başka bir açıklaması olsaydı, şırıngayı kağıtla sarmazdı öyle değil mi ?</p><p>O kadının bakışları daha da öfkelenmeye başlıyordu...</p><p>+ Ve en güzel soruyu sana soruyorum Ethan. Cevap vermen için bir süre bekleyebilirim. Neticede yeterince yıpranmış, ve heyecandan cevap verecek durumda değilsin. Bana gerçeklerin hepsini anlatmadığın için ayrıca konuşacağız seninle... Soruma gelecek olursak...</p><p></p><p>Erva ismi sana hiç tanıdık geliyor mu Ethan. Hiç böyle bir isimde birisi duydun mu ? Duymuş olduğunu varsayıyorum. Nitekim bu ismin sahibi bunca zaman benden gizlediğin ABLAMIN İSMİ...</p><p></p><p>Ve bizzat öğrendiğim şey ne biliyor musun Ethan. Benden gizlemeye çalıştığın Ablam bu hastanede Başhekim olarak görev yapıyor... Değil mi Başhekim Erva hanım yada en sade şekliyle...ABLA...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="219"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/the-sister-e336fdd8-1920.webp" alt="" width="1920" height="1440"></figure><p>Bu odada duyduklarımdan sonra şaşkınlığımı gizleyemiyordum. Hemşire dediğimiz kadın doktor hatta Başhekimdi ve en inanamadığım nokta ise bu kişi Erem' in ablası Erva mıydı... Bunları ne zaman öğrenmişti....</p><p>Oda bir anda sessizleşmişti. Hiç kimse konuşmuyordu. Doktor yani Erem' in ablası ise tüm sırrı ortaya çıkmış ve yavaşça koltuğa doğru yürüyordu. Erem hala koltuğundan kalkmamıştı ve bana dönerek ' Kardelen, kapıyı kilitle ve anahtarı bana getir. Konuşmamız gereken şeyler var ve rahatsız edilmeyeceğiz.' demişti. Şaşkınlığım hala sürerken diğer yandan Erem' in söylediğini yapıp kapıyı kilitlemiştim ve anahtarı ona vermiştim. Daha sonra yerime oturmuştum. Bunları nasıl ve nereden öğrendiğini anlayamıyordum. Ethan bunu söyleyecek birisi değildir tanıdığım kadarıyla. Öyle olmuş olsa söylenenlerde korkacak kadar tepki vermezdi. Erem şöyle devam etti.</p><p></p><p>Şu saniyeden itibaren hiç kimse oturduğu yerden kalkmayacak Ethan sende buna dahilsin.</p><p>Erva. Başından itibaren anlatacaksın bana her şeyi. Ethan'ı zorla beni Kardelenden koparmak için neden baskı yaptığını, Elinde nasıl bir koz vardı da bu baskıya Ethan'ın göz yumduğu. Bunca zaman neden benden gizlendiğini ve geri kalan her şey.</p><p>Erva sözüne şöyle başladı.</p><p>- Ethan' a baskı yaptığım yalanını sana kendisi mi söyledi...</p><p>+ Hayır. Telefonumda ki ses kaydı söyledi...</p><p>- Ses kaydı mı ?</p><p>+ Sadece dinle bu ses kaydını bakalım tanıdık gelecek mi Erva... ?</p><p>+ (( <em>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</em></p><p><em>Şimdi söyle Ethan</em>...</p><p><em>Neden hala yaşıyorsun</em>... ?</p><p><em>Neden hala nefes alıyorsun</em>... ? ))</p><p></p><p>+Yastığın altına bıraktığım telefon bana her şeyi şüphelerimi soru işaretlerimi anlattı ve daha fazla soru işaretlerine neden oldu Erva...</p><p></p><p>Doktor şaşkınlıkla Ethan ile konuşmasını dinlemiş ve bir şey söyleyememişti. Bir süre sonra,</p><p>- Erem. Öyle bile olmuş olsa sana anlatma zorunluluğu hissetmiyorum. Benden anlatmamı bekleyecek kadar saf düşüncelerde olamazsın değil mi ? Sana değer veriyor olmam her şeyi anlatacağım anlamına gelmez. Bir yere kadar başarılıydın Erem. Ama sadece bir yere kadar. Geri kalanlarınız ile ayrıca ilgileneceğim. Bu arada beni ne zamandır takip ediyordun ? Benimle alakalı edindiğin bilgilere nereden ulaştın sorularını sana soracağım ancak muhtemelen benden öğrenmek istediğin şeylerden sonra açıklayacağını söyleyeceksin.</p><p>+ Kesinlikle Erva...</p><p>- Bu isteğini reddediyorum üzgünüm...</p><p>Diyerek Erva kalkmıştı ve kapıya doğru yönelmişti.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="220"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/sadly-6faa0807-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>Erem ;</p><p>+ Kimse oturduğu yerden kalkmayacak dedim !!</p><p>diyerek sesli bir şekilde uyarmıştı Erva'yı. Erva durdu ve,</p><p>- Neden ?, beni buna zorunlu kılacak şey nedir küçük kardeşim ?</p><p>+45 dk...</p><p>-Neyden bahsediyorsun ?</p><p>+ Ethan' a yapacak olduğun enjeksiyon ismi Z DOZ'du. Fark etmeme olasılığın yok ancak bu enjeksiyon yapıldığında öncelikli olarak 2 önemli etkiye sahip. 1. si hastanın uyanmasına engel olması... 2. si sinirleri yıpratarak acı hissi vermesi. Fark ettiğine eminim ki Ethan' ı odaya girdiğinde uyanık görünce şaşırmıştın. Ancak ustaca hislerini gizliyordun. İlk bu enjeksiyonu yaptığında etkilerini bu oda da gördüm. Ethan'ın acı çektiğini ve uyanmadığını. Bunu ondan almak istediğin intikam duygusu ile yaptın Erva. Onun başarısızlığının bedeli olarak.</p><p></p><p>Erva Erem'e dönerek,</p><p>- 'Bunları nereden biliyorsun Erem' dedi hiddetle.</p><p>Erem devam etti,</p><p>+ Dahası bu yaptığın enjeksiyon sadece 2. doz olarak geçiyor. Ethan' a ilk doz u yapmış olsaydın ve ardından bu 2. dozu yapmış olsaydın 2 ayrı doz reaksiyona girerek 45 dakikalık bir sürede tüm sinir sistemini çökertecek kalp atışlarını durduracak bir etkiye sahip olacaktı.</p><p>Kendinden emin adımlarla kapıya yönelen Erva şimdi korkuyla Erem' in gözlerine bakmaya başlamıştı ve cevap verememişti. Ben ise duyduklarım karşısında nefesimi tutmuş ve olanları dinlemekten başka bir şey yapamıyordum. Aynı şekilde Ethan ' da anlatıların şokundaydı ve tıbbi bilgisi ışığında olasılıkları daha iyi kavrayabiliyordu ki korku dolu gözlerle Erva ya bakıyordu. Erem sözlerine devam etti.</p><p>+ İlk dozun adı (A DOZ) yanlış bilmiyorsam Erva. Başhekimlik odasındaki çekmecen de 2 ayrı doz enjektörlerin yanında açıklama bilgilerini bırakman ise senin düşüncesizliğin di bunun için teşekkür ederim. A DOZ ve Z DOZ çalışma prensiplerini kısaca şöyle özetleyeyim Başhekim Erva hanım. Siz biliyor olsanız da odadaki diğer bireylerin eseriniz hakkında bilgi sahibi olmalı. A DOZ damar yolu ile sinir sisteminin tamamına yayılan, yerleşen, 12 saat aktif kalabilen ve sadece sakinleştirici etkiye sahip hücreler barındırıyor. Yani tek başına sadece sakinleştirici ve acıyı dizginleyen bir etkiye sahip. Ancak 2. doz yani Z DOZ enjeksiyonu yine tüm sinir sistemine yayılarak bir önceki yerleşmiş olan doz hücreleri ile temas sağlar ve ortalama 45 dakikalık süre sonunda tüm temas halindeki iki doz hücreleri aynı anda tabiri caizse reaksiyon ile infilak ederek tüm vücuttaki sinir sistemini anında durduracak bir etki yapacak ve yaşamı sonlandıracak bir etkiye sahip. Sinir sistemine yapılan bu saldırının en önemli yanı sonrasında kanıt bırakmaması. Bu saldırıya maruz kalan sinir sistemi çöküp tüm yaşam faaliyetlerini sonlandırdıktan sonra 1 saat içerisinde tahrip olan sinir sistemi ile birlikte hücrelerde yok oluyor. Kısacası tespit edilebilmesi için sadece 1 saatlik bir süre tanıyor. Bu otopsiye alınma süresinden yeterince kısa.</p><p></p><p>Sana güzel bir haber vereyim Abla. İlk dozun yan etkisi soğuk terleme ve baş dönmesi değil mi ? Yani gece 3:20 de bende yan etkisini gösterdiği ilk saat. Yaklaşık 20 dakika sonra ise Kardelen uyandı ve bu duruma şahit oldu. Zor ayakta duruyordum.</p><p></p><p>Erem olan biteni ve yaptıklarını anlattıkça Erva'nın tüm planları yerle bir olduğunu, kendine güvenini kaybettiği gibi duyguları açıkça davranışlarından belli oluyordu. Çünkü Ablası olarak ona zarar gelmesini kaldırabilecek bir karaktere sahip değildi anlaşılan. Madem Kardeşi için bu kadar korkan yerle bir olan birisi neden diğer kardeşi için aynı hisleri paylaşmıyor ? Neden ? Yoksa...</p><p></p><p>+ Biraz geriye dönelim istersen Erva. Bir önce ki Z DOZ aşının etkisini hissetmediğini biliyorsun Ethan'ın. Neden olduğunu hiç düşündün mü ?</p><p></p><p>Erva az çok olan biteni tahmin ediyor olacak ki dizlerinin üstüne çökmüştü ve göz yaşları ile sadece yere bakarak Erem' i dinliyordu.</p><p></p><p>+ O gün Ethan' a enjekte ettiğin şey Z DOZ değildi. Çekmecedeki basit bir sakinleştirici idi sadece. Odadan çıkmanı sağlayan kişi ile görüşmem yetti değil mi ? Enjektör ü yanında götürmüş olsaydın bile bu konuşmayı sadece 1 gün sonra yapacaktık. Komodinden aldığım şırıngayla basit sakinleştiriciyi değiştirmem pek vaktimi almadı. Sonuç olarak nerede olduğunu merak etmişsindir ilacın.</p><p>Bana bakar mısın Erva .....?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="222"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/drop-aa54a379-1920.webp" alt="" width="1920" height="1480"></figure><p>Erva yaşlı gözlerle Ereme bakınca başından kaynar suların döküldüğünü ben bile hissedebilmiştim. Yastığın altında kolunu gizliyordu. İğne damar yolundaydı. Ayağa kalkmak istedim ama Erem öfkeyle gözlerimin içine bakmıştı. Kendini öldürtecekti. Göz yaşlarıma hakim olamamıştım. Benden ona güvenmemi istemişti ama bunu neden yapıyordu. Bir şey olmayacağına dair bana söz vermişti neden ?.... Ethan dahi yatağından kalkmak istemişti ancak Erem durması için eliyle işaret etmişti.</p><p>+ Şimdi Erva. Kalk ve senden oturmanı istediğim o koltuğa otur ve anlatmaya başla.</p><p>- Bunu yapamazsın Erem.</p><p>+Yapamam mı ? Kardeleni bulabilmek için yaptırdığın şeylerin sonunda yataktaki kişinin halini görüyorsun ve hala yapabileceklerimden şüphe mi duyuyorsun.</p><p>- Kardeleni yalnız bırakamazsın.</p><p>Erem duygularından arınmışçasına bakışlarını Erva üzerinde yoğunlaştırmaya başlamıştı. Soğuk ve kısık bakışlarıyla hiçbir çekincesi olmadığını hissedebiliyordum ve Erem' i vazgeçirmek için onunla konuşmaya çalışıyordum. Ethan'a vurmaması için o gece çığlık attığımda beni dinlemeden yapacağını yapmıştı. Aynı şekilde aynı bakışlar vardı gözlerinde. Yapabileceğine dair en ufak bir şüphem bile kalmamıştı ve Erva ya dönerek , Erem' in istediğini yapması için sadece gözlerine bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.</p><p>- Erem. Çıkar o kolundakini ne olur. Yazılanlar da şakaya vurulacak hiçbir nokta yok. 45 dakikaya yakın bir sürede öleceksin bırak lütfen onu. Başka bir zaman anlatacağım sana her şeyi...</p><p>Erem bir süre düşündükten sonra derin bir nefes aldı ve,</p><p>+ Pekala, o başka zaman süresini biraz daha erkene çekelim o zaman...</p><p>Diyerek şırıngada ki Z DOZ u koluna enjekte etmişti ve iğneyi yere fırlatmıştı. Erva'nın ayaklarına kadar gelen boş enjektörü üçümüzde görmüştük. Erva yaşadığı şoktan dolayı hareket edemezken Ethan ve ben Erem' in gözlerinin içine bakmaktan başka bir şey yapamıyorduk. Hepimiz korku dolu gözlerle Erem' e bakıyorken şu acımasız sözlerle karşı karşıya bırakıyordu hepimizi...;</p><p>+ O zaman 45 dakikalık süremiz başladı demek oluyor Başhekim Erva hanım. En azından bu 45 dakikalık süre de doğruları duymak istiyorum...Şimdi...Sizi dinliyorum...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="221"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/fading-flower-e26ff967-1920.webp" alt="" width="1920" height="1463"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SOĞUK SIZI)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-soguk-sizi/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-soguk-sizi/</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jul 2021 08:18:16 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[- Neden burada olduğunu biliyor musun ? + ... - Tahmin etmesi bu kadar zor olmamalı... + ... - Onca yolu o zorluk ta nasıl gelebildin bu kulübeden o Hastaneye. Hem de burada kalmanı söylememe…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yol-1fc59638-960.webp" alt="" /></p><p>- Neden burada olduğunu biliyor musun ?</p><p>+ ...</p><p>- Tahmin etmesi bu kadar zor olmamalı...</p><p>+ ...</p><p>- Onca yolu o zorluk ta nasıl gelebildin bu kulübeden o Hastaneye. Hem de burada kalmanı söylememe rağmen..</p><p>+ Sen olsan ne yapardın !</p><p>- Duygularımda samimi isem yaptığını yapardım.</p><p>+ Neden sordun peki ?</p><p>- Duygularında samimi olduğunu ve sana inandığımı söylemedim. Sana nazaran insanlara güvenebilen bir yapıya sahip değilim.</p><p>+ Güvenine ihtiyacım yok, ki güvenmemem gereken birisi olduğunu zaten hissedebiliyorum.. sadece onunla yaşamak istiyorum.</p><p>- Buna izin veremem... Hastanede onu görmek için girdiğin çabaların farkındayım. Baygınken onun yanı başından ayrılmayışının ve göz yaşı dökmenin de farkındayım. Ama 2 KEZ günlerce yoğun bakımda o yatakta yatmasına sebebiyet verdikten sonra, onu kanlar içinde her seferinde bulduktan sonra söyle peki sen ne yapardın Kardelen. Onun zarar görmesini artık istemiyorsan bırak peşini.</p><p>+ Bunu benden isteme ne olur. Onu seviyorum. Mutlu olduğum tek yer onun yanı.</p><p>- Onun da zarar gördüğü tek yer senin yanın...</p><p>+... Böyle olsun istemedim...</p><p>- Hiçbirimiz istemedik... ancak Böyle diyor olsam da ne yapıp edip seni bulacağına şüphem yok . Erem' i herkesten çok iyi tanıyorum. Gerçekten aklına koyduysa yapabileceklerinin bir sınırı yok. Her gün işimden sonra senin yanına geliyorum kontrol için. Böyle olunca da eve geç dönüyorum. Şüphe etmemesi olası bile değil. Hem de çoğu gece adını sayıklıyor iken... Er ya da geç bazı şeylerin peşine düşecektir. Diğer yandan onun duygularında samimi olup olmadığını acımasızca da olsa bu şekilde öğreneceğiz. " Sizi birbirinizden uzak tutarak." Erem birisine kolay kolay sevgisini emanet edecek bir insan değil artık. Bende kardeşimin zarar görmesini isteyecek birisi değilim.</p><p>- Sana hayatının geri kalanında istediğin şekilde yaşayabilecek miktarda maddi konuda yardımcı olabilirim. İstediğin yerde istediğin şekilde yaşaman için gerekli hatta fazlasıyla destek verebilirim. Yeter ki onun peşini bırak... Ne diyorsun ?</p><p>+ Ne mi diyorum!!!!???...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="199"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yalin-0e45cd6e-1920.webp" alt="" width="1920" height="1079"></figure><p>Bu diyalog, Kardelen ile benim daha 1-2 gün öncesine ait olan o kulübedeki konuşmalarımıza aitti...</p><p>Gözlerimi açtığımda baş ağrımın akabinde bacağıma damlayan kan damlalarıyla karşılaşmıştım. Yerde ahşap duvara yaslanmış şekilde bulmuştum kendimi. Hemen yanımda da soba odunu duruyordu. Muhtemelen Erem' in eseriydi bu. Bilincimi kaybetmeden önce hatırladığım tek şey Kardelen'in çığlığıydı. Şimdi ise ağlama sesi duyuyorum yine Kardelen' e ait. O kulübe de ilk konuşurken ağlaması gibi. Bana Erem'in durumunu sorarken ki hali gibi.</p><p></p><p>Kardelen... Umarım anlaşmamıza sadık kalmışsındır...</p><p></p><p>Bu benim için ağır bir bedel olsa da, sonuçlarını göze aldığım bir kumar... Ve kaybetme ihtimalim kazanma ihtimalimden çok daha fazla.</p><p></p><p>Erem kolaylık la duygularını açığa vuran birisi değildi. Hislerini gözlerinden anlamama rağmen sevgi ve değer konusunda duygularını pek anlayamadım. Nede olsa şuana kadar onun tarafından gerçekten bir abi olarak değer görmedim. Mühim değil... O her hâlükârda benim kardeşim. Bu anne ve babamız içinde geçerliydi. Beni pek sevmezlerdi ilk çocuk olmama rağmen. Beraber oyun oynamaya gönderildiğimizde Erem haylazlığı ile kendini sağa sola atar, bende onu her şeyimle korumaya çalışır, onu korurken bende yaralansam da , o her yerini yara bere eder, eve döndüğümüzde de neden kardeşine sahip çıkmadın diye azarlanan ve horlanan ben olurdum.</p><p></p><p>Önemli değildi. Derinden üzülsem de Erem' in mutluluğu benim mutluluğumdu...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="202"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/buruk-861532c2-960.webp" alt="" width="960" height="635"></figure><p>Kardeleni o kulübede tutmam da, Erem' i Kardelenden uzak tutmam da ikisinin bir sınavıydı. Belki de duygularımla hareket etmiştim o kıza öfkelenmiştim ama kendimce haklıydım. Onlar için ağır bir sınavdı. Kardeşim de olsa onun duyguları çok saf ve temizdi. İnsanlara bir anda güvenmemeyi çabalarımla öğretsem de bazen sahte sevgilerle harap edildiğine şahit olurdum. Onu bu sahte duygulardan uzak tutmaya çalıştığım çabaları da Erem hep yanlış anlamış , onu mutluluktan hep uzak tutmayı istediğimi düşünmüş ve bundan dolayı da bana karşı olumsuz hisler büyütmüştü kalbinde bu zamana kadar. Ama hak etmeyene güvenmemeyi sonunda öğrenmişti. Belki de bundandır beni sevmeyişi. Hak etmediğimi düşünüyordur belkide. Dediğim gibi. O benim gözümde hiç büyümeyen kardeşim. Duygularını tam anlamıyla anlamasam da artık zarar görmesini istemiyorum. Bu işin sonu benim için nasıl biterse bitsin... Erem'in gözlerini dolayısıyla cevabımı öğrenecektim.</p><p></p><p>Başımı zar zor kaldırdığımda Erem masada oturup gözlerini benden ayırmıyordu. Kardelen ise korku dolu gözler ile bir bana birde Erem' e bakıyordu sürekli.</p><p></p><p>Kardelen daha da duruşunu koruyamayıp ilk yardım dolabına yönelerek aldığı gazlı bez ile yanıma gelmişti ve başımı sarmaya başlamıştı. Başımdaki acı yada döktüğüm kan pek umurumda değildi ama hala tek laf bile etmemişti.</p><p></p><p>Başımı sardıktan sonra Kardelen hiçbir şey demeden beni masaya kadar götürmüştü. Erem' in gözlerinin içine bakmaya başlamıştım. İlk cümleyi ben sarf etmiştim.</p><p></p><p>"Buraya sadece susmak için gelmedik değil mi sorunlu kardeş" diyerek söze girmiştim. Erem gözlerini bu sefer gözlerime dikmişti.</p><p>Şu sözlerimle devam ettim.</p><p></p><p>Son zamanlar da dikkat etmeye başladın değil mi ? O köy yolundaki kulübenin önünden her geçişimizde saniyelik bakışlarımı yakaladığını görebiliyordum.</p><p>5 dakika yeterliydi demek... sıktığım parfümün üzerine sinmesi için. Bana orada sarılmanın hem de bu denli uzun süre sarılmanın farklı bir nedeni yoktu değil mi Erem ? Kulübeye ilk girdiğinde Kardelenin benim kokumdan benim geldiğimi anlayacağını biliyordun. Garantiye almak için arabamı aldın. Biliyordun kulübenin önüne geldiğinde motorun sesinden tanıyacağını. Seni görüp üzülmemen için doğruyu söylemese de cüzdanında ki fotoğrafı göstermeliydin. Dil ne söylerse söylesin gözler o fotoğrafa bakınca her şeyi bir bir dökecekti sana. Ki fotoğrafa bile gerek kalmadan kulübeye girişte motor sesi ve parfüm Kardelenin benim geldiğimi zannetmesi uzun sürmeyip ipucunu vermiştir sana.</p><p>Özetle Erem... attığın her adımın açıklaması daha yapmadan önce vardı bende.</p><p></p><p>Erem şaşkın gözlerle yüzüme bakmadan edemiyordu. Cevapsızdı. Gittikçe öfkesinin artması ise teorilerimin tuttuğuna işaretti. Az kalmıştı beklediğim şeye. Benim için durumun devamı pek iç açıcı olmasa da istediğim cevaba yaklaşıyordum.</p><p>Beni en çok korkutan ise halüsinasyonundu. Hastaneden sonra gittiğinde o kadar çok istedin ki orada onu görmeyi tamamen zihninin oyunuyla karşı karşıya kalmıştın. Ki işime yarayacak bir detay olmuştu seni ondan uzaklaştırmam için.</p><p>Erem gittikçe öfkesine yenik düşmeye başlıyordu ve araya şu soruyu eklemişti. "Duyduğum o ağlama sesleri peki..."</p><p></p><p>Kardelen yanı başında ağlıyordu sen hastanede iken günlerce. Uyandıktan sonra bilinç altında kalan seslerdi büyük ihtimalle. Sonrasında onu tekrardan o kulübeye götürmüştüm. Üstelik onca yolu o tipide usanmadan yürüyerek gelmiş. Bunları söylemem ile Erem ' in iplerinin koptuğunu fark etmem bir olmuştu. Yumruğunu sıkarak bana olanca gücü ile vurmuştu ki şiddetinden sağ göğsümde ki kaburgamın kırıldığını hissetmiştim. Aldığım darbeden sonra yere yığılmıştım...</p><p></p><p>Kardelen... verdiği sözü tutuyordu olanları görünce. (Teşekkür ederim) Aksi halde yaptıklarımın sebebini anlatmış olsaydı her şeyi ile Erem tamamen dizginleyip susturacaktı duygularını. Kardelene böyle bir durumun yaşanmasında sonucu ne olursa olsun karışmayacağını tembihlemiştim. Hayatımı burada sonlandıracak olsa bile. Yapabildiği tek şey ağlamak ve Erem' i durdurmaya çalışmaktı.</p><p>Erem hışımla boğazıma sarılmış ve " Bunu nasıl yapabildin" diyerek bağırıyordu hiddetiyle.</p><p></p><p>Ancak,</p><p></p><p>Merakıma cevap olacak şey ile karşılaşıyordum artık.</p><p>Gözleri...</p><p>Gizlemiyordu duygularına ait hiçbir şeyi. Döktüğü göz yaşı, nefreti, sevgisi, her şeyi ile karşımdaydı artık. Canı pahasına Kardelen ' e verdiği değeri görebiliyordum artık. Tıpkı Annemizi kaybettiğimiz o günkü bakışlarının saflığı ve gerçekliği vardı gözlerinde...gözlerimizde...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="200"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/man-1465525-960-720-41e97b9d-479.webp" alt="" width="479" height="720"></figure><p></p><p>Erem aynı şeyi sormayı bağırarak devam ederken dilimden dökülen şu cümle onun durmasına yetmişti. " Senin içindi."</p><p></p><p>Bir an duraksayıp " ne diyorsun sen ? " cümlesini kurdu o bağıra çağıra konuşan Erem suskunlaşarak.</p><p></p><p>Zar zor da olsa konuşmaya devam ediyordum...</p><p></p><p>Bir abi olarak görevimi yerine getiremedim hiç değil mi daha başından beri. Yaptığın haylazlıkların sonunu getiremeyecek kadar dolu dolu yaşıyordun hayatı. İmreniyordum seni bu konuda. Sana değer veren ebeveynlerin vardı çünkü. Onların asıl mutluluk kaynağıydın hep. Kendileri sana yetişemedikleri için beni görevlendirirlerdi hep korumam adına. Başarısız olduğum her seferde de aşağılanırdım sadece. Ama her şeye rağmen beni mutlu eden o huysuz mutluluğun için değerdi.</p><p></p><p>Geçirdiği ilk kazadan itibaren yaşadıklarımızın bu güne kadar ki olanları bir bir Erem ' e anlatmıştım 1 saate yakın bir süre de. Neyi neden yaptığımı öğrendikçe kendisine duyduğu suçluluk hissinin arttığını görebiliyordum. Onu her şeyden çok korumak istediğimi, aldığım yanlışta olsa bazı kararların yalnızca onu koruma isteği ile yaptığımı anlattıkça göz yaşlarına hakim olamıyordu. Kim bilir ne düşünüyordu Erem. Kardelen ise tam anlamıyla gözleri yaşlı ve beni acıyan gözlerle anlattıklarımı dinliyordu... Bir yandan konuşmamı sürdürürken bir yandan bedenimin ağırlaştığını hissetmeye başlıyordum...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="204"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/kuruyan-yaprak-3a43817a-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>Abi... yaptıklarından sonra öfkeleneceğimi ve bu raddeye geleceğimizi biliyordun. Her şeyi planlamıştın ve sırf gerçekleri gözünle görmek için bu olanların hepsine izin verdin değil mi ?</p><p></p><p>Senin bu halini göremeyecek kadar beni senden uzaklaştıran şey gerçekten beni korumak için yaptığın aptalca önlemler miydi ? Neden bunu kendine yaptın...</p><p>Cevabını bildiğim soruları yine soruyorum kendime.. Abimi buna iten kişi benden başkası değildi. Kendimi affedemeyeceğim çok büyük bir hata yapmıştım. Gözlerimin önündeki gerçeği göremeyecek kadar zayıf ve dalgın birisiydim hep ne aptalca... Gözlerimi Kardelene çevirdiğimde abimin anlattıklarına sadece göz yaşları ile dinliyordu. Gerçekten değer vermem gereken insanları çok geç fark ediyordum NEDEN...</p><p></p><p>Aklımdan bu konuşmalar geçerken, bir yandan gözlerim Kardelende kalmış bir yandan da abimi bu hale getirmemin suçluluğu geçen her saniye daha da yük oluyordu ruhuma. Bu düşünceler ve artan pişmanlık hissi silsilesi aklımın her köşesini istila ederken Kardelenin abime bakışları anlam veremediğim şekilde farklılık kazanmaya başlamıştı. Abimin anlattıkları bitmişmiydi. Artık konuşmuyordu susmuştu. Neden bu kadar sessizleşti yine bu oda. Neden o şekilde abime bakıyordun Kardelen. Başımı abime çevirdiğimde gözleri yarı açık ve yüzünde bir tebessüm vardı. Bana doğru bakıyordu. Peki neden nefes almıyordu. Elimle onu silkelememe rağmen neden bana cevap vermiyordu. Neden onu sarstığım için bana çıkışmıyordu söylesene Kardelen... Neden tepki vermiyordu...</p><p>Gözümden düşen o damlaların yere çarpışının sesi kulaklarımı patlatırcasına canımı yakıyor kafamın içindeki o damlaların çınlamasını sonuna kadar duyabiliyordum. Hayır. O damlalar yerin kat be kat altında olması gereken hiçbir işe yaramayan sol yanıma çarpıyordu adeta. Sol yanımda yaptığı o korkunç etkinin açıklaması ise Kanayan Soğuk ve Ağır bir Sızı gibiydi.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="203"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/agir-yagmur-52e5e2a2-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yol-1fc59638-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (AĞIR BEDEL)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-agir-bedel/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-agir-bedel/</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Jul 2021 18:53:37 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Yaşananlardan 5 ay sonra bile Erem hala kendini toparlayamamıştı. Abisi olarak elimden geldiğince yanında olsam da kalbinin derinliklerine çelik duvar örmüşçesine çabalarıma karşılık vermiyordu…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/soguk-0b25968c-960.webp" alt="" /></p><p>Yaşananlardan 5 ay sonra bile Erem hala kendini toparlayamamıştı. Abisi olarak elimden geldiğince yanında olsam da kalbinin derinliklerine çelik duvar örmüşçesine çabalarıma karşılık vermiyordu. Görünüşe göre kalbine aldığı yara, başına aldığı yaradan daha derindi. Kardeşimin başına sıkıntı açan yada açacak her bir detayı nefretle ortadan kaldırmayı görev edinmeme rağmen ruhunun derinliklerine huzur verebilmek için müdahale bile edemiyordum. O ailemden bana geriye kalan tek değerli miras... ve öyle de kalacak...</p><p></p><p>O kızı aklından çıkartma gayretlerim 5 ay boyunca devam etmesine rağmen en ufak bir yol bile kat edememiştim. Aksine gün geçtikçe kendini daha da harap ediyor ona daha çok bağlanıyor ve bende onun yavaş yavaş yok olmasını izliyordum. Buna dayanamıyordum.</p><p></p><p>Doğru bir karar mıydı ?.. bilmiyorum...</p><p></p><p>Her imkan bulduğunda o dağ evine gitmek istiyor ve benim refakatimde oraya yolculuk yapıyorduk. Eski sinir bozucu halinden bile eser kalmamıştı.</p><p></p><p>1 gün önce hava kararınca benden arabamı istedi. Şaşırmıştım. Ne yapacağını sordum Erem' e. Sahile ineceğini ve araba ile turlayacağını söylemişti. Kendi arabası olmasına rağmen neden benim arabamı istemişti anlamamıştım. Onun arabasına bakarak tekrar Erem'in gözlerine bakmıştım ima edercesine . Önce başını eğdi sonra bir anda sarıldı bana Erem. Ne yapacağımı bilememiştim. Sıkıca sarılmıştı bana ve şunları söyledi. Benim dediğim o arabada artık güven hissedemiyorum. En azından hep yanımda olduğunu bildiğim abimin arabası olunca yalnız hissetmiyorum ve bir nebze olsun güvende hissediyorum.</p><p>Duyduğum bu sözlerden sonra göz yaşlarıma hakim olamamıştım. Bende sarılmıştım ona. Yaklaşık 5 dakika boyunca sarılmıştık birbirimize. Bir süre sonra göz yaşlarımı silip "Paran var mı sorunlu kardeş ? diye sordum kendisine. Cüzdanını çıkartıp gösterdi bana. İçi bomboştu. Sadece gözüme ilişen ikimizin fotoğrafıydı. Normalde taşımazdı cüzdanında ama artık taşıyordu. Daha da mutlu olmuştum. Bir miktar para verip dağıt kafanı, biraz olsun ben hep senin yanında olacağım dedim ona. Verdiği cevap bir yandan düşündürücü bir yandan şaşırtıcıydı. "Gerçekten mi ? " dedi. Tabi ki bu sorulur mu ? diye cevap verdim. İnce bir tebessüm edip arabama binerek oradan ayrılmıştı.</p><p></p><p>4 saat sonra eve geldiğinde yine mutsuz hatta birazda öfkeli görünmüştü gözüme. Ama muhteşem derece de bastırıyordu duygularını. Benden aldığı en büyük şeylerden biriydi bu. Oturma odasında oturuyorken kapıya kadar geldi ve "Teşekkür ederim" dedi. Tekrar şaşırmıştım ve nedenini sordum. "Yardımların için" dedi. Gülümseyerek "Her Zaman" dedim. Ardından "Yarın seninle dağ evine gidelim olur mu ? " diye sordu. Artık dağ evi kelimesinden gerçekten sıkılmıştım. Erem' e dönerek ciddi bir şekilde " Erem artık o eve gitmeyi bırakmalıyız. Sürekli yaşadığını zannettiğin şeylerin acısını tazeliyorsun her gittiğinde. Buna artık bir son verelim" dedim. Bir süre suskun kaldı ve "Evet, Yaşadığımı zannettim belki de ama bu son olacak " dedi. Bende "Hayhay o zaman gidelim" dedim mutlulukla." Ancak Erem yarın orası soğuk olacak yüksek kesim olduğu için fırtınası ve tipisi eksik olmuyor hazırlıklı gideceğiz" diye de ekledim. Başını kaldırmadan odasına doğru yöneldi. Bir nebze garip davranıyordu ama yine de mutluydum. Zor da olsa bazı şeyleri atlatıyordu sanırım. Bu bile bir gelişmeydi o kızı unutması adına. Bu konuşmalar bile geçmiyordu uzun zamandır aramızda. Artık daha fazla acı çekmesini yıpranmasını istemiyordum..</p><p></p><p>Kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanıp yola çıkmıştık. Yolculuk sırasında yaptığı tek şey o arka koltukta pencereden dışarıyı seyretmekti. Dağ evine yaklaştığımız da her seferinde aynadan gözlerimin içine bakıyordu. Bu sefer de aynısını yapmıştı. Her seferinde ve aynı yerde... Aynı o harabe kulübenin yanında...</p><p>İçimi derinden bir huzursuzluk bir korku sarmaya başlamıştı. Nedeni adına en ufak bir fikrim bile yoktu.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="197"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yaklasan-firtina-81b6a81b-960.webp" alt="" width="960" height="639"></figure><p></p><p>Belki de tekrar tekrar yaşayacağı o hislerden korkuyordu da ondan bakıyordu bana kim bilir. Belki de aklımdan bile geçmesini istemediğim olasılıkların gerçekleşme ihtimali vardır. Sorduğum soruların bile çoğunu cevapsız bırakıyordu. Son zamanlar da Kardelen hakkında bir şey anlatır ve ardından gözlerime bakardı. En iyi yaptığı şey de gözlerimin içine bakmak ve ismimle seslenmek. Ama Erem' in en son sorduğu şu soru hiçbir sözünde yıkmadığı kadar çok yıkmıştı beni.</p><p>-"Ethan, Mutluluğu ve huzuru hak etmeyecek kadar işlediğim o büyük günah neydi ? Neden cezalandırılıyorum ? "</p><p></p><p>Yine ismimle hitap etmişti...</p><p>Tatmin edici bir cevabım olmadığı gibi sorduğu bu sorunun altında kemiklerim kırılırcasına eziliyordum.</p><p></p><p>O gün ona söylediklerim belki de çok ağır gelmişti o kızın o odada olmadığını söylerken...</p><p></p><p>Ancak anlayamıyordum. O kız ile bu denli bağ kuracak yaşantısı olmamasına rağmen nasıl bu kadar bağlanmış olabilirdi.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="195"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/connection-4802578-960-720-f0a07827-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure><p></p><p>Dağ evine yaklaşmıştık. Tipi de şiddetini artırmıştı. Kar fırtınası azımsanamayacak kadar hiddetli gürlüyordu. Tıpkı yıkıcı bir fırtına başlangıcı gibi.</p><p>Evin önüne gelince araçtan indim ve eve doğru hızla yürümeye başladım. Erem arkamda kalmıştı. Ona dönerek o sert fırtınada çabuk gelmesi için seslenmeye çalışıyordum. Ancak benim aksime ağır adımlarla yürüyordu. " Erem iyi misin tipi altındasın sahilde yürüyormuş gibi yürümekten vazgeç" diye bağırdım ona. Sonrasından kapıya yönelip kilidi açıp içeriye girdiğimde karşılaşmayı ummadığım bir şeyle karşılaştım. Tüm dünyam başıma yıkılmaya başlamıştı.</p><p>Erem' in davranışları yaptıklarının sebepleri bir ihtimal de olsa açıklaması artık zihnimde mantık kazanmış ve taşlar yerine oturmaya başlamıştı.</p><p></p><p>Karşımda korku dolu gözlerle bana bakan Kardelen vardı.</p><p></p><p>Bu imkansızdı.</p><p></p><p>Onu bulamamalıydı. Onu bağlamıştım o harabe kulü.........</p><p></p><p>Zihnimin her yeri savaş alanına dönmüştü bile. Erem ' in kurduğu planın tamamen içindeydim.</p><p></p><p>Kulağıma yanaşarak Erem hem sınırı olmayan bir öfke hem de sakinlik ile şu sözleri sarf etmişti bana olanca Kin ' i ile ;</p><p></p><p>" Söyle Ethan, Mutluluğu ve huzuru hak etmeyecek kadar işlediğim o büyük günah neydi ? Neden onca zaman cezalandırdın beni ?</p><p>Bu Ağır Bedelin Ortağısın... "</p><p></p><p>Erem bunları demişti ve arkamdan bir adım geri çekildikten sonra Kardelenin göz bebekleri korkuyla büyümüş çığlığa hazırlanırken , bende az çok olacakları tahmin ettiğim şeylerin hazırlığını sadece gözlerimi kapatarak yapıyordum...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="201"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/kirilmis-47034623-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/soguk-0b25968c-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SON UMUT)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-son-umut/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-son-umut/</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Apr 2021 19:58:27 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Karda yeşeren çiçek...Nam-ı diğer KARDELEN Okuduğum bir yazıda anlamı aynı şöyle idi. "Kışı bekleyip de bembeyaz karlar yağdığında açan çiçek yani kardelen, her yerde sevdiğini arar; ama bulamaz…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/joe-pearson-bw8epk5uetw-unsplash-4d417e5e-960.webp" alt="" /></p><p>Karda yeşeren çiçek...Nam-ı diğer KARDELEN</p><p>Okuduğum bir yazıda anlamı aynı şöyle idi.</p><p>"<strong><em>Kışı bekleyip de bembeyaz karlar yağdığında açan&nbsp;çiçek&nbsp;yani kardelen, her yerde sevdiğini arar; ama bulamaz. Ümidini yitiren&nbsp;çiçek&nbsp;sonunda üzüntüsünden boynunu büker, soğuğa daha fazla dayanamayıp karların üzerinde ölür gider… İşte o gün bu gündür&nbsp;karda&nbsp;açan ve sevgilisini bekleyen o çiçeğin adıdır Kardelen</em></strong>"</p><p></p><p>Buna izin vermeyeceğim!</p><p>O isminin anlamı ile aynı kaderi paylaşmana ne olursa olsun izin vermeyeceğim...</p><p></p><p>Bu karanlık yerde daha ne kadar kalacaktım bilmiyordum. Kardelen'i daha fazla yalnız bırakmamalıydım. Kim bilir ne yapıyordur şimdi.</p><p></p><p>Gözlerimi açtığımda gözüme ilk ilişen şey serum du. Nerde olduğumu anlamıştım. Hastanedeydim. Kokusundan nefret ettiğim yerdeydim. Kardelen nerdeydi. Neden burda değildi. Öyleyse buraya nasıl gelmiştim. Zihnimin yakamı bırakmayan soruları yine bana rahat vermiyordu. Başımda da rahatsız edici bir ağrı vardı.</p><p>Birkaç dakika sonra kapı açılmıştı ve gözlerim kapıya kilitlenmişti. Biliyordum o gelmişti. Kardelen... Sanki çok uzun süre görmemişim gibi özlemiştim onu. Başımın ağrısı bile geçmişti. Kalp atışlarım yükselmişti ve onun yeşil gözlerinin gülüşünü görmek için can atıyordum. İçeri girenin o olmadığını anlayınca hayal kırıklığı hissi ruhumu ele geçirmişti. Gülümseyen gözlerim yerini yerle bir olmuş bir ruhun yansımasını betimliyordu.</p><p></p><p>Odaya giren kişi Abim di.</p><p>Kendisi bir Cerrah asistanıydı ve belli ki onun çalıştığı hastanedeydim.</p><p>Hafif kuşkulu gözlerle " Ne yaptın yine kendine" sorusunu yöneltmişti bana. Pek hazetmezdi benden ama yinede severdi beni. (Abi-Kardeş)tik ne de olsa. Genel olarak insanların bakış açısına eleştirel ve sorgulayıcı yaklaştığım için başım sürekli belaya girerdi. Abim de sürekli çevremi yatıştırmaya çalışırdı. Buda abimin gözünde bana karşı en büyük öfke sebebiydi. Beni bu halimden vazgeçiremedi ama kendisini dizginleyebilen bir yapısı vardı. Gözlerinden herşeyi okuyabiliyordum. Bir yandan öfkesini dizginlemeye çalışan bir yandan da tedirginliğini saklayamayan bir insanın bakışlarıydı.</p><p>Buraya nasıl geldiğimi sordum ona biraz bakıştıktan sonra. Başını sağa sola sallayarak " Erem..Uslanmayacaksın değil mi ?" demişti. Kardelen nerde o neden burda değil ? diye ikinci bir soru sormuştum ve gözleri bana yönelmişti.</p><p>Bir süre sonra dediği tek şey " 1 saat sonra taburcu olabilirsin, burda daha fazla yer işgal etme" olmuştu.</p><p>Başımı öne eğip " Dağ evine gidiyorum " dedim usulca. Bir süre sessiz kaldıktan sonra telefonunu açık tut demişti ve odadan ayrılmıştı.</p><p>O 1 saati bekleyecek kadar vaktim yoktu. Kardeleni bulmalıydım. Ona söz vermiştim...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="74"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/photo-1469119992929-dce58295cb02-92215a74-1500.webp" alt="" width="1500" height="1000"></figure><p>Hastane koridoru anlam veremediğim bir şekilde karanlıktı. Duvardan destek alarak yürümeye devam ediyordum. Bir kaç adımdan sonra bir ağlama sesi duymuştum. Biraz uzaktan geliyordu. Ağlama sesini duyar duymaz ansızın başıma inanılmaz derecede bir sancı girmişti ve etkisiyle dizlerimin üstüne çökmüştüm. Ağlama sesi de aynı şiddetiyle artmıştı. Neydi bu ?</p><p>Zar zor ayağa kalkıp yürümeye devam ettim sesin geldiği yöne doğru ama ses sanki benden uzaklaşıyordu yada azalıyordu. Anlam veremiyordum... Hastane kapısına kadar gelmiştim ama Kardelenden hiçbir haber yoktu. Hiçbir yerde görememiştim onu. Dışarısı soğuktu ve kar yağıyordu. Yüksekler çoktan karla örtülüydü. Ne kadar zamandır burdaydım bilmiyordum. Aklıma sadece şu senaryo geliyordu ki başka bir açıklaması yoktu.</p><p></p><p>Kardelen beni o halde görünce ne yapacağını düşünürken telefonumu alıp yardım çağırmak istedi. Alfabenin ilk sırasında ki Abim numarasını görünce aradı ve iletişime geçti. Abimde geldi ve beni aldı. Kardelen hiçbir yerde yoktu emindim. Heryere bakmıştım. Bu demek oluyor du ki kardeleni benimle birlikte getirmemişti. NEDEN!!!!?</p><p>Dışarı çıktığımda Aracımı dışarda görmüştüm ve anahtarı da cebimdeydi. Anlaşılan dağ evine yanlız gelmemişti. Yanında birisini daha getirmişti. Ancak beni kurtarmasına rağmen öfkemi dizginleyemiyordum abime karşı. Neden Kardeleni getirmemişti... Düşündükçe öfkeme yenik düşüyordum.</p><p>Bir yandan başımı tutarken bir yandan da aracıma doğru yürüdüm ve bindim. Ne yapıp edip en kısa sürede dağ evine gitmeliydim. Arabaya bindikten sonra o ağlama sesini yeniden duymuştum. Çevreme bakıyordum bir sürü insan vardı ama ayırt edemiyordum. Muhtemelen o ses burdan geliyordu.</p><p>Herneyse diyip yola koyulmuştum. Aklımda Kardelen kalbimde gülüşü ve gözleri vardı. Aklıma her geldiğinde gaza biraz daha yükleniyordum. Yükseklere çıktıkça hava soğumaya başlamıştı ve kar fırtınasıda yavaştan keskin yüzünü gösteriyordu. Kontrolsüz bir şekilde kullanıyordum ama umrumda değildi. Aklımda bir tek şey vardı. Kardelen...</p><p>15 dk sonra evimi görmüştüm. Bacası tütüyordu..</p><p>Biliyordum ordaydın... Bir yanım onu bulduğuma sevinirken diğer yanım abime öfkem gittikçe artıyordu. Arabamı evin önüne çektikten sonra aceleyle dışarıya çıktım. O sert soğuğu yemem ile başıma giren o sert ağrıyla karşılaşmam yine bir olmuştu. Dayanılmaz bir ağrı başımdan vücuduma doğru yayılıyordu sanki. Kendimi toplamak zorundaydım. Yalpalaya yalpalaya kapıya kadar atmıştım kendimi. Kapıyı bir kaç kez çalmamdan sonra kapı açılmıştı...</p><p>Kapı açılınca beni o gören gözlerinin gülümsemesiyle bana sarılmıştı gözyaşlarıyla Kardelen. Hüngür hüngür alıyordu omzumda.</p><p>Yanındayım Kardelen. Sana söz verdiğim gibi seni asla bırakmayacağım.</p><p>Şükürler olsun Erem diyerek daha sıkı sarılmıştı bana. Gözyaşlarına hakim olamıyordu. Onun bu mutluluğu tüylerimi diken diken ediyor beni daha büyük sevinçlere boğuyordu. Kokusu, sesi, gözleri ile yeniden karşımdaydı. Kalbimi yine zapt edemiyordum. Benim içeriye kadar yürümeme yardım ettikten sonra sandalyeye oturtmuştu. " Çok üşümüşsündür sıcak bir kahve iyi gelir sana" diyip hemen ardından mutfağa yönelmişti. Ardından sadece bakakalmıştım. Gözleri mutluluğu her seferinde beni alt üst ediyor, tüm prangalarımı kırıyor ve beni mutluluk adına özgür bırakıyordu. Ondan önce hiç yaşamadığım, tecrübe etmediğim bu duygular yine kalbime hücum ediyordu. Gözlerim yeniden doluyordu.</p><p></p><p>Yanıma kahvelerle tekrar geldiğinde başımın durumunu, ağrısını hiç düşünmeden ona sarılmıştım. Sanki yıllarca göremediğim, hasretinden yanıp kül olduğum ve sonunda buluşmuşuz gibi sarılmıştım.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="71"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/kutu-02b8a412-750.webp" alt="" width="750" height="500"></figure><p>Birlikte fırtınayı gören bir pencerenin karşısına kahvelerimizi içmeye başlamıştık. Mutluluğumu bölebilecek hiçbirşey yoktu... olmamalıydı...</p><p>Bu düşüncemden sonra evin kapısına 3 kez tıklatılmıştı. Belli ki biraz erken konuştum. Kardelen tedirgin olmuş bir şekilde kapıya doğru bakmaya başlamıştı. Onun tedirginliğini anlayıp 'sorun yok merak etme ben burdayım' diyip kalkmıştım. Ancak Kardelen elimi bırakmamıştı ve sadece gözlerime bakıyordu yaşlı gözlerle. Gitmemi istemiyordu. Anlam veremiyordum ama bakışlarının şiddeti beni olanca gücü ile tedirgin etmişti. Elini yavaşça bırakıp kapıya yönelmiştim. Bir kaç adım sonra tekrar 3 kez kapı çalınmıştı. Kardeleni bu denli tedirgin edecek olan şey her ne ise pişman olacağı kesindi.</p><p>Kapıyı sert bir şekilde açmıştım.</p><p>Hiç beklemediğim birisi karşımdaydı.</p><p>Abim...</p><p>"Burda ne arıyorsun" diye sormadan edemedim ciddiyetle.</p><p>Bana bakıp " Aynı şeyi ben senin için soracaktım Erem" diye cevap vermişti.</p><p>"İçeriye gel dışarısı soğuk, gelde neden burda olduğumu anlarsın" demiştim</p><p>Yavaşça içeriye girmişti. Bir koltuğa oturup etrafı süzmeye başlamıştı.. O arada Kardelene baktığımda korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Ona herşey yolunda merak etme şeklinde el hareketlerim ile sakinleştirmeye çalışıyordum.</p><p>Sonra Abime dönüp, " Saygısızlık etmiyormusun misafirime karşı" diye çıkışmıştım Kardelene selam vermeyince.</p><p>Abim sadece gözlerimin içine baktı ve hiçbir şey söylemedi.</p><p>Başını öne eğerek " Erem, burdan gitmeliyiz. İyi değilsin" demişti.</p><p>"Başımdaki hafif yaralanmadan dolayı mı bunu söylüyorsun şimdi" dedim ona. Ben iyiyim hemde her zamankinden daha iyiyim. Belkide görmek istemedin ama tanıştırayım. Bu Kardelen, benim en değerli misafirim. İnsanlara karşı saygılı olmamı küçüklüğümden beri bana tembihleyen kişi olarak bu yaptığın saygısızlığın bir açıklaması varmı ?" diye çıkışmam ile Abim başını kaldırıp "EREM!!" diye bağırması bir olmuştu gözleri yaşlı bir şekilde.</p><p></p><p>Tüylerim diken diken olmuştu. İçimi saran korku hissinin nedenini anlayamıyor çözümleyemiyordum. Kalbime baskı yapan bu korku ve dehşet hissi ile neden karşı karşıyaydım.</p><p>Bana bu şekilde bağırdığı içinmiydi. HAYIR...</p><p>Kendisini bir kez bile ağlarken ve bu şekilde bakarken görmediğim içindi. İlk kez bu şekilde gözlerime bakıyordu. Sayısız kişinin ölümünü görmüş, duymuş ve soğukkanlılık ile tek göz yaşı dökmemiş birisi, yüzüme bakarken gözyaşlarına hakim olamayan ve gözlerinde çaresizliğin anlamını taşıyan bakışlar ile karşılıyordu beni. Beni ürperten en büyük şey bu olmuştu. Öfkemin yerini korku almaya başlamıştı.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="72"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/spiral-1081904-960-720-ff2973b6-960.webp" alt="" width="960" height="720"></figure><p>Bana söylediği ilk kelime şu olmuştu gözyaşları ile...</p><p></p><p>"Erem... Bu odada sadece ikimiz varız..."</p><p></p><p>Tekrar öfkelenmiştim ve " Saygısızlığının bir sınırı yok mu ?" diye bağırmıştım ona karşı.</p><p>Abim konuşmasına devam etmişti.</p><p>"<strong><em> Yıllar önce sahildeki bankta bir kız ile konuşuyordun hatırlıyormusun. Sana seslenip yanıma çağırmıştım. Bir kaç şey daha söyleyip ayrılmıştın onun yanından ve yanıma gelmiştin. Beraber yolda yürürken çok mutlu olduğunu farkettim. Seni ilk kez bir şeyden bu kadar mutlu olmuş şekilde görüyordum inan bana. Yerinde duramıyordun koşuşturuyordun sürekli sağa sola. Seni zapt edemiyordum, etmekte istemiyordum bu denli mutluluğuna gölge düşürmemek için. Ancak bu mutluluğun dozunu kaçırıp kendini yola atacağını düşünememiştim. Hızla gelen bir araç seni farkettiğinde çok geçti. Yavaşlamaya çalışsa da yeterli değildi ve sana çarpması ile başını kaldırıma vurman arasında pek bir süre geçmemişti. Şahit olduğum bu olayda kanım donmuştu. Ailemden geriye kalan tek kişi kanlar içinde kaldırımda yatıyordu. Kontrolümü bilincimi kaybetmek üzereydim..</em></strong></p><p><strong><em>Seni kucakladığım gibi 300 metre ilerideki hastaneye yetiştirdim. Bir saniye bile başından ayrılmadım. Ameliyattaydın. 6 saat boyunca ameliyatta kaldın ve onu takip eden bir kaç ameliyata daha girdin. Korku dolu gözlerle olanları izliyordum sadece. En son yoğun bakıma alındığında doktor ile konuştum. Başına aldığın ciddi darbeden dolayı beyindeki bazı bölgelerin ve kimyasalların zarar gördüğünü ve bundan dolayı fiziksel olarak bir etkisi olmayacağını ancak zihinsel olarak ciddi etkilerin olabileceğini söylemişti.</em></strong></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="73"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/sad-man-e3df92b7-334.webp" alt="" width="334" height="501"></figure><p><strong><em>1 hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra normal odaya alınmıştın. O normal odaya alındığın ilk gün bana Beyin cerrahı olma kararı aldırmıştın Erem...</em></strong></p><p><strong><em>O yatakta yatarken bir isim sayıklıyordun sürekli. "Kardelen..." Sahilde konuştuğun o kızın ismi olduğuna şüphe yoktu. O günden bu yana gözle görülür davranışsal veya zihinsel bir anormalliğini görmemiştim. Taki bu güne kadar. Beni telefonla aradın ve dağ evinde olduğunu söyledin hatırlıyormusun ? Başından kan aktığını söylediğin anda telefonu kapatıp yanıma arkadaşımı aldım ve arabama atlar atlamaz yanına geldim. Yatakta kanlar içinde yatıyordun. Bilincin kapalıydı. Odada kimse yoktu. Yürüdüğün yoldaki kar ve kan izlerinde sadece tek kişinin adımları vardı. SENİN. Seni hastaneye getirdik ve ameliyata aldık. Bir kaç dikişlik bir operasyondan sonra odaya aldık seni. Uyanınca o ismi bana sormuştun. Böyle birisinin orda olmadığına veya o günden sonra o isimde birisi ile görüşmediğine adım gibi emindim. Bu yüzden şüphe ettiğim korkumun gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek için seni rahat bıraktım. Gideceğin yer belliydi burasıydı. Ardından geldim ve seni şimdi burda bu şekilde görüyorum EREM. Özür dilerim... Bu konuda daha önceden bunu farkedemediğim için..."</em></strong></p><p></p><p>Abimin söylediklerine anlam veremiyordum. O burda... yanı başımda... Arkamı dönüp Kardelene baktığımda bana göz yaşları ile sadece gülümsüyordu. Neler oluyordu. Mutluluktan mı ağlıyordu. Ona doğru yürüdüm ağır adımlarla.</p><p>Bu da neydi. Yürürken zaman yavaşlamış ve gözlerime bazı görüntüler anılar akmaya başlamıştı.</p><p>O ilk arabayı gerçekten görmüşmüydüm..Geri döndüğümde o uçurumdaki o kızı o yeşili görmemişmiydim. Onu kurtarıp buraya kadar getirmedimmi. Okadar konuşma okadar yaşadığım şeyler tamamen zihnimin oyunumuydu... Hayalden ibaretmiydi...</p><p></p><p>Felaketime doğru ilerliyordum.</p><p></p><p>Bu korkunç sorular aklımdan geçerken Kardelenin yanına kadar geldim. O güzel gözleri yaşlı, mutlu ama hüzünlü bir şekilde gülümsüyordu. Yanağını okşamak için elimi uzattığımda, ona dokunamadım...</p><p>Sayısız kardelen yaprakları yavaşça etrafa doğru dağılmaya başlamıştı gözlerimin önünde. Dudaklarım yarı açık sadece gördüklerimi... yada zihnimin oyunlarını izliyordum...</p><p>Kabullenemiyorum.. Bunu kabul etmek istemiyorum. Yavaş yavaş yok oluyordu gözlerimin önünden.</p><p>Bir saniye daha düşünmeden arkamı dönüp koşmaya başlamıştım. Evden kapıyı kırarcasına çıktım ve o fırtına da ve sadece koştum.. Ağlayamıyordum artık. Geriye kalan ruhumu da kaybetmiştim sanki. Arkamdan koşarak gelen Abimin o anlattıklarının yalan olmasını umarak Kardeleni kurtardığım yere kadar koştum. Oraya kadar gelince onu çıkardığım yere doğru baktım.</p><p></p><p>O anda elimden gelen tek şey dizlerimin üstüne çökmek oldu.</p><p></p><p>Ne parçalanmış kıyafet izleri... ne hafif kan izleri... Tek bir emare bile yoktu. Sadece onu kurtardığımı gördüğüm yere bakıyordum.</p><p>Peki...bunca yaşadıklarım, yaşadığımı zannetiklerim, şeyler duygular, hisler, mutluluklar, hayalken, yaşanmamışken..</p><p>Benim yaşamam doğru mu...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="75"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/blindfolded-1732539-960-720-bcee32fe-911.webp" alt="" width="911" height="720"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/joe-pearson-bw8epk5uetw-unsplash-4d417e5e-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>BAŞTAN SUÇLU</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/bastan-suclu/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/bastan-suclu/</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Apr 2021 09:08:21 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[15 yıl öncesine kadar mutlu bir aile tablosunun küçük tatlı bir kızıydım. Maddi durumumuz pek iyi olmasa da her günümüz neşeli, mutlu ve huzurlu geçerdi. Ailemin 2 çocuğundan biriydim. Bir de abim…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/gece-c826fa7f-960.webp" alt="" /></p><p>15 yıl öncesine kadar mutlu bir aile tablosunun küçük tatlı bir kızıydım. Maddi durumumuz pek iyi olmasa da her günümüz neşeli, mutlu ve huzurlu geçerdi. Ailemin 2 çocuğundan biriydim. Bir de abim vardı. Benimle sürekli ilgilenir, koruyup kollar dışarıya çıktığımızda elimi hiç bırakmazdı. Gözümde, babamdan sonra en büyük kahramanımdı. Her daim yanımda olduklarından dolayı hiç korkmazdım.</p><p>Meraklı ve deneyci bir kişiliğim olmasından ötürü altını üstüne getirmediğim hiçbir eşyamız kalmamıştı evimizde. Bunun içerisinde ne var, bunu neyle tutturmuşlar diye elimin değmediği ve dağıtmadığım pek az eşyamız vardı. Babam benden çok yakınsa da merakımı dindiremiyor her seferinde kendimi bir şeyleri dağıtmış bir şekilde buluyordum. Ateş ile ilk karşılaşmam da beni bu kadar büyüleyebilecek hiçbir şeyin olmayacağını düşünüyordum. Üstelik ısıtıyordu da. Kendimi bildim bile soğuktan nefret ederdim. Üşümek istemezdim hiç. Bu yüzden ateş ile ilk tanıştığımda hem rengi hem de sıcaklığı beni büyülerdi. Yandıkça o sarı dalgalanması, çıkan dumanının dansı beni daha küçük yaşta hayallere daldırıyordu. Kendimi zihnimde ateşler prensesi yapıyor mutlu oluyordum.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="58"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/dans-7be1f580-960.webp" alt="" width="960" height="639"></figure><p>Babamdan ve abim den sürekli bana kibrit getirmelerini istiyordum. Bir zaman sonra mum ile tanıştım. Beyazdı ve kibritten daha uzun süre yanıyordu. Daha başka ne isteyebilirdim ki. Babam artık bizi bir gün yakacaksın bu ateş sevdanla bilesin diye şaka yapmıştı. Tabi ki gülüp geçmiştim. Küçüktüm daha ne dediğinin ciddiyetini bile anlayamamıştım. O yandıkça parıldıyor, parıldadıkça ben daha çok mutlu oluyor gözlerim kamaşıyordu.</p><p></p><p>Ancak o parıldamanın günün birinde kaderimi değiştireceği hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.</p><p></p><p>Düşünememiştim.</p><p></p><p>Bir akşam yine şen şakrak gülüp eğlendikten sonra herkesin uykusu gelmiş ve yataklarımıza geçmiştik. Ben günlük eğlencemi ve mutluluğumu yaşamadan yatmak istememiştim. Herkes uyuduktan sonra bir tane mum alıp yakmıştım ve yatağımın karşısındaki pencereye koymuştum. Onu yatağımdan öyle izlerken gözlerim ağırlaşmış ve uykuya dalmıştım.</p><p>İşte bu, benim son mutlu gecemdi.</p><p></p><p>Öksürmeye başlamıştım.</p><p></p><p>Gözlerimi açtığımda kaldığımız oda dumanlar içerisindeydi. Dumanların arkasında parıldayan ateşin sarı ışığını görüyordum her yerde. Öylece bakakalmıştım. O anda babam uyanmıştı. Korkulu gözlerle bana bakıp koşarak beni ve abimi aldı ve dışarıya çıkardı.</p><p></p><p>Annem hala uyanmamıştı. Babam son kez annem için eve girecekken bir patlama sesi kulaklarımı sağır etmişti. Evimizin duvarları çökmüş ve daha şiddetli yanıyordu. Babamın şu dediği aklıma gelmişti evde yanan kibrit ile gezerken. "Tüpe yaklaştırma sakın kızım, bu tüpün içinde gaz var ve patlarsa evimiz mahvolur." Demek böyle bir şeydi patlama. Bu tecrübeyi kazanmanın bedeli benim için çok ağır olmuştu. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Babamın yanına koşarak gittim ve neden bir şeyler yapmıyor diye gözlerinin içine bakıyordum. Dizlerinin üstüne çökmüş yanan evimize göz yaşları ile bakıyordu. Babama, annemi gidip neden getirmediğini sordum korkulu gözlerle...</p><p>Ve ilk kez bana nefretle bakan, tüylerimi diken diken yapan bir bakışla karşılaşmıştım. Bir yandan korku bir yandan da üzüntümden gözlerim dolmaya başlamıştı babamın nefret dolu bakışları ardında...</p><p></p><p>O günden sonra Ateş benim en kötü düşmanım ve korkulu rüyam olmuştu. Gördüğüm en ufak bir ateşten bile korkar, kaçar olmuştum.</p><p></p><p>Artık ateşi, sıcağı değil soğuğu istiyordum.</p><p></p><p>Ateşi deliler gibi sevip soğuktan nefret eden ben, günün birinde ateşten nefret edip soğuğu daha soğuğu isteyen birisine dönüşmüştüm.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="59"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/buzlu-ates-418b1a14-960.webp" alt="" width="960" height="603"></figure><p>Suçlu olduğumu biliyordum. Bu yüzden kendimi affedemiyordum. Dışarda uyuduğumuz ve sayamadığım onlarca gece ve o ıssız gecelerin soğuğu beni şiddetle cezalandırıyordu. Ama şikayet etmiyordum, edemiyordum...</p><p>Beni en çok üzen ise babam ve abimin bu cezaya ortak olmalarıydı. Geceleri kendi üşümem değil de onların üşüdüğünü görmem beni o soğuk geceler de gözyaşlarına boğuyordu...</p><p></p><p>Aradan 5 yıl geçmişti. Babam ve abim güzel bir iş bulmuşlardı ve geçimimiz sağlanıyordu. Maddi olarak yoksulluğumuz eskide kalmış olsa da o günün etkileri hepimiz için hala tazeydi. Babam ve abim bana ne yüz veriyor ne de konuşuyorlardı. O eskiden mutlu neşeli yüzleri silinmiş ve yerine nefretle bakan, soğuk ve acımasız bakışlar gelmişti. O günden bu yana aynı masada yemek bile yiyememiştim onlarla. Ne kadar şikayet edemesem de o mutlu olduğumuz zamanlardaki yüzlerini arıyordum hep. Aldığımız evde bile artık yabancılaşıyor, yalnızlaşıyordum her geçen gün. Her gece gözyaşlarıyla uyuyordum unutamıyordum.</p><p></p><p>Sadece ihtiyaçlarım karşılanıyor ve ev işleri yapıyordum. Arada bir de dışarı çıkıyordum.</p><p>Bir gün sahil kenarına inmiştim. Denizi seyretmenin dalga seslerini dinlemenin insanı rahatlattığını duymuştum. Sahil boyunca yavaşça yürüyordum yere bakarak ve hala suçluluğumu kendime affettiremiyordum. Hatırladıkça gözlerim doluyor ağlıyordum. Her gün acı çekiyordum. Bir bank bulup oturdum ve denizi seyretmeye başladım.</p><p></p><p>Çok geçmeden elleri cebinde yeri seyrederek yürüyen yaşıtlarımda bir erkek oturmuş olduğum bankın yanına kadar gelmişti. Gözlerimi ona çevirmiştim ve o da bana bakıyordu. Sakince oturup oturamayacağını sordu bana. Muhtemelen diğer bankların hepsi dolu olduğu için buraya gelmişti. Hiçbir şey demeden kenara kaydım sadece. Usulca oturdu yanıma. Ben yine hayatımı mahveden o anıların arasında savrulacakken, "Neden bunu yapıyorsun? " diye soru yöneltti bana yanıma oturan çocuk. Anlam verememiştim. Bana mı demişti ? Kendisiyle mi konuşuyordu ? Ben bu soruları düşünürken " Neden bunu yapmaya devam ediyorsun? " diye sordu. Hala ona bakıyordum ama o bana henüz başını çevirmemişti. Birkaç saniye sonra başını çevirdi ve gözlerime baktı. "Evet sana söylüyorum" diyerek yineledi. Ne yapıyordum ki ? diye cevap verdim kendisine.</p><p>Konuşmasına devam etti.</p><p>"<em>Başını ilk çevirdiğinde gözlerin dikkatimi çekti. Her şeyi anlattılar bana. Ağlamışsın. Hem de fazlasıyla, gecelerinden edecek kadar. Gözler her şeyi anlatır insana, yalanı da doğruyu da...</em></p><p><em>Çok yalancı insan gözleri gördüm. Bundan dolayı samimi insan gözlerini görünce fark edebiliyorum temizliğini, saflığını, acısını, kuşkusunu, yaşadıklarını kısacası duygularını. Ruhu alenen yansıtan aynadır gözler.</em></p><p><em>Ancak senin gözlerin hepsinden farklıydı. Gözlerinde yılların acısını gördüm. Yıpranmışlığı ve yorgunluğu gördüm. Samimiyeti gördüm. Bir insan bu denli uzun süre ağlıyor ve bunları kendine yaşatıyorsa bunun bence en büyük açıklaması bir şeyin suçluluğunu atlatamadığı içindir. Kabullenemediği içindir.</em></p><p><em>Bilerek suç işleyen, ruhu kirlenmiş, gönlü temiz olmayan kimse kendisini bu kadar ağlatacak şekilde değer vermez kafaya takmaz kimseye, hiçbir şeye... Genel olarak da ağlamazlar, ağlamayı bilmezler...</em></p><p><em>Ağlamaya çalışsa da bir ihtimal kaçırmaya çalışır gözlerini, samimiyetsiz duygularını fark etmemen için...</em></p><p></p><p><em>Ama sen bunu yapmadın. Kaçırmadın gözlerini. Gizlemedin ruhundaki hissettiklerini. Çekinmedin. Bu, bir yerde artık yorulmuşluğun belirtisi bir yerde de doğruluğun, özetle samimiyetin, kalbi temizliğin, suçsuzluğun sembolüdür... Kişi ne söylerse söylesin ne yaşarsa yaşasın ne suç işlerse işlesin...</em></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="63"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/bank-ba4390b4-960.webp" alt="" width="960" height="635"></figure><p><em>Şimdi...</em></p><p></p><p><em>Neden hala kendine bunu yaşatıyorsun...?"</em></p><p>Dedi ve gözlerimin içine bakmaya devam etti.</p><p>Şaşkınlığımı atamamıştım.</p><p>Yaşadığım berbat yılları sadece gözlerime bakarak önüme sermişti. Bu kadar belli oluyor muydu ?</p><p>Gözlerim yeniden dolmuştu. Bir şey diyememiştim. Suçsuzdum belki de çocuktum ama suçluydum.</p><p>Cebinden bir şey çıkartıp bana doğru uzattı. Bir kutu. Ne olduğunu ilk başta anlayamadım ama göz yaşlarımı silince fark ettim. İçindeki bir kolyeydi.</p><p>Kolyeyi elime bırakınca şu sözler döküldü ağzından.</p><p><em>"Bu hayatımda en çok değer verdiğim kişiye aitti. Anneme...</em></p><p><em>Onun gibi temiz bir kalbin var. Daha da üzme onu"</em></p><p>Bunları dedikten sonra geriden birisi EREM diye seslendi olduğum yere doğru. Yanımdaki çocukta başını çevirip "Geliyorum" diye cevap verdi. Sonra tekrar bana döndü ve sadece gülümsedi.. Ardından kalkıp onu çağıranın yanına doğru yürümeye başladı.</p><p>Onu arkasından izlerken aklımdan geçirmeden edemediğim şeyler vardı. Bana ilk kez böyle gülümseyen biri olmuştu. Değerli hissetmiştim. Söyledikleri beni derinden etkilemişti. Onca zaman sonra ilk defa kısmen de olsa mutlu olmuştum. Ama içimde bir şeyler vardı.</p><p></p><p>Gözleri...</p><p></p><p>Gülümserken gerçekten gülümsemedi gözleri. Gerçekten gülümseyemedi...</p><p>Anlıyordum.</p><p>O da yerle bir olmuştu yaşadıklarından değil mi?</p><p>Bu yüzden beni mutlu etmek için gülümsedi sadece ama kalbi gülümseyemedi...</p><p>O günden sonra onu, EREM'i daha da orda göremedim. Her gün aynı saatte oraya gidiyordum tekrar gelir diye. Ama gelmedi. Bu haftalarca böyle devam etti ama onu tekrar göremedim.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="61"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/yalniz-0d7c0b3f-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure><p>Aradan 10 yıl geçmişti.</p><p>Babam ve abimle geçirdiğim o 10 yıl daha benden asırlar almıştı. Dile kolay o 10 yılın eziyeti, bende bıraktıkları katlanılacak cinsten değildi. O ilk zamanlar nefret ettiğim soğuk ile dost olmuştum artık. Tıpkı kalbim gibi... Beni soğuğa alıştırmışlardı...</p><p>Sıcak olan sarı olan her şeyden nefret ediyordum, korkuyordum. Bu yüzden hep soğukta kalır, geceleri soğuk havalar da dışarda olurdum. O kabullenemediğim suçluluğumun bir nebze kendime cezası olarak.</p><p>Arada bir o banka gider, o konuştuğumuz günü aklıma getirir ve yine geleceğinin hayaliyle beklerdim yıllar da geçse de. Geleceği ümidiyle yine de beklerdim. Bir süre sonra artık yaşama isteğimi kaybediyordum. Beni bir tek değerli hissettiren bir nebze de olsa mutluluğu yaşatan kişide yoktu artık. Hayattan kopuyordum. Babam ve abim, onlarda gün geçtikçe bana olan nefretleri artıyordu fark edebiliyordum Gözlerinden...</p><p>Bir gün babam ile abim geziye gideceğimiz ile ilgili konuşuyorlardı.</p><p>Şaşırmıştım. Abim yanıma gelip yarına hazırlanmamı, biraz kafa dağıtmamız gerektiğini söylemişti. Gerçekten çok şaşırmıştım. Çokta mutlu olmuştum. Sabırsızlıkla yarın olmasını beklerken artık düzelmeye mi başlıyor yoksa diye heyecandan duramıyordum.</p><p></p><p>Sabah olmuştu. Abim hazır olup olmadığımı kontrol etmek için odama gelmişti.</p><p>Geceden hazırdım...</p><p>Yeşil güzel elbisemi giyip önceden arabamıza doğru koştum ve bindik. Heyecanımı dizginleyemiyordum çok mutluydum. Nereye gittiğimizi sorduğumda babama sürpriz olduğunu söylemişti. Gittikçe heyecanlanıyordum. Bir süre sonra yükseklere çıkmaya başladık. Bir anda hava soğumaya başladı ve biraz daha ilerde karla kaplı yollar karşımıza çıktı. Yine de gitmeye devam etmiştik.</p><p>Fırtına başlamıştı. Önümüzü göremiyordum, nereye gittiğimiz konusunda herhangi bir şey de söylemiyorlardı. Anlam veremiyordum neden buraya geldiğimize. Belki de bir dağ evi vardı ve oraya gidiyorduk. Kar fırtınası yerini tipiye bırakmıştı ve aracımızı ciddi anlamda sarsıyordu. Biraz ilerde bir adamın yanından geçtik. Bu fırtınada kim yaşar ki burada...</p><p></p><p>Bir tepeye geldikten sonra babam aracı durdurdu ve indir onu dedi abime beni göstererek. Yine gözlerinde nefret dolu bakışlar vardı.</p><p>Kanım donmuştu. Beni burada bırakıp gideceklerdi. Onlara yalvarıyordum ağlıyordum bağırıyordum elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyordum bir başıma. Ama umursamıyorlardı..</p><p>Ne düşüncelerle geldiğim yerde belki de son kez hayal kırıklığına uğruyordum artık.</p><p>Abim arabadan inip kapıma yöneldiğinde babamın söylediği o cümleler aklıma kazınan son sözleriydi.</p><p>"<em>Seni çok arzuladığın o soğuk ile baş başa bırakıyorum...</em>"</p><p>Öz be öz kendi abim ve babam beni burada ölüme terk ediyordu.</p><p>Artık pek bir şey hissetmiyordum. Bana ne yapacakları da o sözden itibaren önemini yitirmişti. Abim arabadan beni indirdikten sonra beni uçurumun kenarına getirmişti. Aşağıda dallar, dikenler ve ağaçlar vardı. Buradan düştükten sonra kimsenin beni bulma ihtimali yoktu. Sona gelmiştim artık.</p><p></p><p>Tek bir hareketle hiç çekinmeden beni aşağıya itmişti öz abim. Yuvarlanmaya başlamıştım hem o dondurucu kar fırtınasında hem de diken ve ağaçlar arasında...</p><p>Duramıyordum, hızla aşağıya doğru yuvarlanıyordum ki bir ağaca önüme çıkıp ona tutunana kadar. İki elimle tutunmuştum ağaca ancak çok hırpalanmıştım. Elbisem dikenlerden dolayı paramparça olmuştu ve artık yolun sonuna gelmiştim belli ki. Kar fırtınasının etkisiyle ellerimi hissetmemeye başladım bir süre sonra. Vücudum da uyuşmaya başlamıştı ve soğuktan titremem azalmıştı. Bir süre sonra bir elimi bıraktım. Tutunamıyordum artık. Bilincimi kaybetmek üzereydim...</p><p>Gözlerim kapanmaya başlıyordu. Artık ne olacaksa olsun deyip diğer elimi de bırakacaktım. Dediğim gibi bana ne olacağı umurum da bile değildi.</p><p>Bekle anne, katil kızın yanına geliyor...</p><p></p><p>Gözlerim kararmadan evvel son gördüğüm yukardan birisinin aşağıya doğru geldiğiydi. Bu nasıl olabilirdi? Beni abim almaya mı gelmişti? Pişman mı olmuşlardı...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="64"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/snowdrop-d21290f6-960.webp" alt="" width="960" height="690"></figure><p>Gözlerimi açtığımda sıcak bir evde yatakta yatıyordum. Çok yorgundum ve tüm vücudum uyuşmuş gibiydi. Başımı soluma çevirdiğimde sol elimin üstüne başını koymuş olan birisini gördüm. Gözyaşı döküyordu...</p><p>Ne olmuştu böyle neden ağlıyordu...</p><p>EREM' in söylediği söz aklıma gelmişti o an. Göz yaşlarını gizlemiyorsa bir insan saf ve temizdir...</p><p>Bir süre sonra uykuya daldı. Uyandırmak, rahatsız etmek istemedim onu.</p><p>Belliydi..</p><p>Beni kurtaran kişi oydu. Pencereye çevirdim başımı ve dışardaki fırtınayı izlemeye başladım. Bir yandan aklımdan bana yapılanları düşünürken bir yandan hak ettiğimi düşünüyordum. Ben bir katildim çünkü.</p><p>Bir iki saat geçtikten sonra başını elime koymuş adamın yüzüne bakmaya başladım. Tam o anda da gözlerini açmıştı.</p><p></p><p>Bana öylece bakıyordu. Ona ilk yönelttiğim soru en merak ettiğim soruydu.</p><p></p><p>Neden ağlıyordun.</p><p></p><p>Cevap vermemişti bana. Bir süre sonra gözleri yine dolmuştu. Şaşkınlığımı gizleyemiyordum.</p><p>Başını kaldırdı ve bana nasıl olduğumu sordu. Benim adıma üzüldüğünü fark edebiliyordum. Başımı sallayıverdim sadece iyi diye.</p><p>"<em>Neden beni uyandırmadın</em>? " sorusunu sordu soğuk bir şekilde.</p><p>Uyandırmak istemediğimi, göz yaşı döktüğünü ve duygularını yaşamasına engel olmak istemediğimi söyledim.</p><p></p><p>Bana yine garip bir şekilde bakıyordu. Gözleriyle dikkatlice gözlerime bakıyordu. Bakışları normale döndükten sonra;</p><p>"<em>Aç mısın</em>?" diye sordu.</p><p>Başımı hayır şeklinde salladım. Şu durumda yemek düşünecek durumum yoktu. Yerle bir olmuştum...</p><p>Daha sonrasından beklemediğim bir cevap ile karşılaşmıştım.</p><p>"<em>Berbat bir yalancısın...</em>"</p><p>Şaşırmıştım ve hiçbir şey söyleyememiştim. Sadece bakabiliyordum.</p><p>Ardından onun değerli bir misafiri olduğumu ve her halükarda yemek yiyeceğimi söylemişti bana.</p><p>Yine duygulanmıştım... En ufak tatlı sözde mutlu hissediyordum ister istemez. Yanımdan kalkmıştı ve bir şeyler hazırlamak için dolaba yönelmişti. Bende zar zor ayağa kalkıp dışarıyı net gören bir pencerenin yanına gitmiştim.</p><p>Burada olmamalıydım. Burayı, bu evi, bu iyiliği hak etmiyordum. Yaşamaya bile hakkım yoktu artık. Babam ve abimi suçlamıyordum bile...</p><p>Bir süre sonra yanıma geldi ve yemeğin hazır olduğunu söyledi. Bana masaya kadar eşlik edip oturmama yardım etti. Böyle nazik davranışlara alışkın değildim ve bana olan iyi davranışlarından dolayı mahcup oluyordum.</p><p>Yemek yemek istemiyordum, iştah adına en ufak bir hissim bile yoktu. Öylece tabağa bakıyordum.</p><p>Peki o neden yemiyordu. Aklımdan bu sorunun geçmesiyle ona sormam bir olmuştu.</p><p>Misafir başlamadan başlamadıklarını ve bunun adetten olduğunu söylemişti. Daha da mahcup olmamak için kendimi yemeye zorlamıştım ama yapamadım. Ellerimde hiç güç kalmamıştı. Bir kaç kez denememe rağmen kaşığı tutamamıştım bile. Bir süre sonra pes etmiştim. Bu halimi gördükten sonra yanıma geldi ve oturdu.</p><p>Hiç beklemediğim bir şey daha söylemişti.</p><p></p><p>"<em>Özür dilerim, düşüncesizliğimi affet, ben yardımcı olurum...</em>"</p><p>Dedi ve yemeği kaşığa alıp bana uzattı. Duygularıma hakim olamamıştım artık. Ağlamaya başlamıştım ve ardından ona sarılmıştım. Ardından şu cümleler dökülmüştü ağzımdan,</p><p></p><p>Hiç tanımadığın birini oradan kurtardın, üstünü örttün, evinde ağırladın, kendisine gelebilmesi için elinden geleni yaptın yetmedi, o hiç tanımadığın kişi için göz yaşı döktün. Şimdi de kendi ellerinle yemek veriyorsun. NEDEN???. Bunu hak etmek için ne yaptım? ”</p><p>Cevap verememişti, o da sarılmıştı bana ve o da ağlamaya başlamıştı. Acımı paylaşırcasına beraber ağlıyorduk onunla.</p><p>Bir süre sonra gözlerime yeniden bakarak bana ismimi somuştu.</p><p>Bana annemin koyduğu o ismi söyledim ona.</p><p>KARDELEN...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="65"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/kardelen-cadb5844-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure><p></p><p>Bir süre sonra beni yatağıma kadar götürmüştü ve kendisi de koltuğun kenarına yatmıştı. Bana yaptığı bu iyiliği ve güzelliği unutmayacaktım. Ancak burada kalamazdım. Sabah o uyanmadan buradan çıkıp gitmem gerekiyordu. Burayı hak etmiyordum.</p><p></p><p>Sabah olmuştu ve pek uyuyamamıştım. Yorgundum ancak kalkıp gitmek zorundaydım.</p><p>Dışarıya çıktım ve kapıyı üstüne kapattım. Şiddetli bir fırtına vardı. Bir önemi yoktu bu fırtınanın, her halükarda sonu aynı bitecekti. Ayak izleri vardı yerde. Muhtemelen beni getirdiği yolun izleriydi. O izleri takip ettim ve beni, babamın bıraktığı yere kadar götürmüştü. İşte benim olmam gereken yer burasıydı. Sadece bu uçurumu hak ediyordum ben. Tekrar ağlamaya başlamıştım.</p><p></p><p>Bir süre sonra gözlerimi kapattım. Kollarımı açtım ve uçurumun başında kendimi boşluğa bıraktım. Ancak daha uçurumdan yuvarlanmadan birisi elimden tutup beni kendine çekti ve birlikte diğer tarafa doğru düşmüştük. Beni kendine çektikten sonra başımı göğsüne bastırmıştı ve öyle düşmüştük.</p><p>Başımı kaldırdığımda beni o uçurumdan kurtaran adamı görmüştüm. Ancak onu görür görmez ağlamaya başlamıştım. Başını taşa çarpmıştı ve çok kan kaybediyordu.</p><p>Tepki vermiyordu. Ayıltmaya uyandırmaya çalışıyordum ama tepki vermiyordu gittikçe daha çok korkuyordum. Diğer yandan bununda benim yüzümden olduğu için suçluluk hissim artıyordu. Benim yüzümden ölüyordu. Kendimi asla ama asla affetmeyecektim. Başımı göğsüne koymuştum ve göz yaşlarımı tutamıyordum. Onu kaldırıp eve götürmek için çabaladım ancak kollarımda gücüm kalmamıştı. Ağlamaktan başka bir şey yapamıyordum. Kabanı vardı sadece ve başına tutabiliyordum. Çaresiz kalmışken elini başımın üstüne koymuştu.</p><p>Yaşıyordu. O kadar çok mutlu olmuştum ki son gücümle onu kaldırmaya çalışmıştım. Kolunun altına girerek ona yardımcı olmaya çalışıyordum eve taşıyordum.</p><p>Onu taşırken bana;</p><p>"<em>Hiç rahat durmayacaksın değil mi</em>? " diye hafif baygın şekilde sorusunu sormuştu onu eve taşırken.</p><p>Onu iyileştireceğimi söylemekten başka bir şey diyememiştim.</p><p>Kapıya kadar gelmiştik ve onu kontrol etmek için yüzüne bakmıştım.</p><p>Nasıl hissediyorsun çok yorma kendini dedim gözlerinin içine bakarak.</p><p>Oda bana sadece gülümsemişti...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="67"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/asdf-041e2104-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure><p>Bu gülümsemeyi hatırlıyordum...</p><p>Daha ilk günkü gibi hatırlıyordum.</p><p>Gözlerinin içine bakarak ona adını sordum</p><p>Aldığım cevapla başımdan kaynar sular dökülmüş, tüm dengem alt üst olmuştu.</p><p></p><p>O gün ki gülümsemenin aynısını yapmıştı ve halsiz bir şekilde;</p><p>"<em>Benim adım EREM, uzun zaman oldu KARDELEN... Demek o günkü kız sendin. O gün gözlerinde hissettiklerimi burada seni görünce yeniden hissettim. Bu duyguları bana bir kez daha yaşatmıştın... Sana verdiğim o kolyeyi taktığını beni taşırken fark ettim. O gün dediğim gibi... o kolye, bu dünyada en çok değer verdiğim kişiye ait (SANA)...</em>"</p><p></p><p>İçeri girdikten sonra onu yatağına oturttum ve ilk yardım malzemeleri aramaya başladım korku ve telaşla. Çekmeceleri karıştırırken bazı malzemeler buldum ve EREM'in yanına koştum ve başını sarmaya çalıştım. Pek iyi gözükmüyordu. Göz kapakları yarım açık yarı baygın şekilde sadece bana bakıp gülümsüyordu. Bu beni daha çok korkutuyordu.</p><p>(Onca zaman dan sonra seni bulmuşken kaybedemem hayır.)</p><p>Başını sararken bir kez daha şoka girmeye başlamıştım...</p><p>Gözleri kapanmaya ve burnu kanamaya başlamıştı. Başını çarpmasından dolayı beyin kanaması geçiriyordu. Ve bir anda yatağa yığılmıştı...</p><p>EREM lütfen, artık yanındayım kendine gel lütfen...</p><p></p><p>Onu o bankta kaç yıl beklediğimi hatırlayamıyorum bile ama o gün bana söylediklerinin her bir kelimesi kalbime kazımıştım.</p><p>O gün bu gündür hala bana verdiğin o mutluluğu canlı tutuyorum kalbimde...</p><p></p><p>Başını sarmış ve yatağına yatırmıştım. Sadece uyuyordu. Tepki vermiyordu. 12 saattir başında onu takip ediyordum. Sonsuza dek de sürse yanı başında bekleyeceğim.</p><p>Seni bu kez ben asla bırakmayacağım EREM...</p><p>Ne olur aç gözlerini...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="66"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/could-fire-8f9a1266-960.webp" alt="" width="960" height="635"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/gece-c826fa7f-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK   (Bölüm 2)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-bolum-2/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-bolum-2/</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Apr 2021 06:01:06 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Hayatımda ilk kez bu halde buluyordum kendimi. Bu denli karmaşık duygularla daha önce karşılaşmış mıydım ?Hatırlamıyorum... Ailemi kaybettiğimden bu yana kendimden başka kaybedeceğim bir şeyim…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/karanligin-isigi-01325ce7-960.webp" alt="" /></p><p>Hayatımda ilk kez bu halde buluyordum kendimi. Bu denli karmaşık duygularla daha önce karşılaşmış mıydım ?Hatırlamıyorum...</p><p></p><p>Ailemi kaybettiğimden bu yana kendimden başka kaybedeceğim bir şeyim kalmadığı için attığım adımların, girdiğim yolların tehlikesi gözümde pek bir şey ifade etmiyordu. Korku duyusundan bir haberdim. Değer verdiğim hiçbir şey de yoktu. İşte bu, beni kör bir maganda kurşunu yapıyordu. Sonumun nerde, ne zaman, ne sebeple geleceği belirsiz olmakla birlikte nitekim benim gözümde de değersiz birer kavramdan öte değillerdi bunlar. Kime neye ait olduğum, kimin için bir değerim olduğu konusunda soru işaretlerim hiç olmadı... Bu duyguyu belki de hiç yaşamadığım yada hayat karşıma böyle bir şey çıkarmadığı içindi. Bu yüzden de ardıma bakmazdım.</p><p></p><p>KARDELEN...</p><p></p><p>Bana ne yaptın ...?</p><p>Çelik zincirlerle mühürlediğim, beton duvarlarla ördüğüm bu kalbi, bu ruhu, gözlerinle sadece o gözlerinle yerle bir etmeyi nasıl başarabildin ?</p><p></p><p>Gözlerimi açtığımda koltuğun yanına uzanmış bir şekilde buldum kendimi. Aklıma ilk gelen şey o kızdı yine. Başımı yattığı yatağa çevirince yatağın bomboş olduğunu gördüm. Ayakkabıları da yoktu ve kabanım koltuğun üzerinde duruyordu. Başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü.</p><p>Kabanımı alır almaz daha giymeden dışarıya attım kendimi. Dışarı adımımı attığımda fırtınanın ve tipinin şiddeti olanca gücüyle yüzüme tokat gibi çarpmıştı. Vücudumu delip geçen bir soğuk ile karşı karşıya kalmıştım.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="48"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/firtina-35594e8c-580.webp" alt="" width="580" height="355"></figure><p>Umurumda değildi havanın soğukluğu. zihnim tek bir şeye kilitlenmiş vaziyette onu aramaya odaklanmıştım. Onu bulma ümidi haricinde hiçbir şey hissetmiyordum. Yol ayrımına kadar aralıksız koşmuştum. Gidebileceği farklı bir yol yoktu buraya kadar.</p><p></p><p>Tipiden hiçbir şeyi göremiyordum. Sağa sola koşuşturmaya devam ettim. Fırtına da inatla şiddetini artırmaya devam ediyordu ve hava sıcaklığı daha da düşüyordu. Kendi bedenime olacakları artık umursamıyordum düştüğüm telaştan ötürü. Onun bu hava da nasıl hayatta kalacağı korkusuyla gittikçe soğuyan havanın kendi nezdimde bir önemi kalmıyordu. Korku ve stresle ne yaptığımı bilmez bir şekilde onu bulduğum yere kadar gelmiştim.</p><p>Gözlerime bir kez daha inanamadım. Gidebileceğine dair en son ihtimal verdiğim yerdeydi. Onu kurtardığım yere doğru bakıyordu yukardan. O ince elbisesi hala üzerindeydi.</p><p>Neden tekrar buraya gelmişti. Ölüme terkedildiği yere, yıkıma uğradığı yere neden tekrar gelsin bir insan ölümü göze alıpta.</p><p>Onun bu korkusuzluğu, vazgeçmişliği belki de pes etmişliği beni ciddi anlamda korkutmaya yetmişti.</p><p>Yanına yaklaştıkça hıçkırık ve ağlama sesini duymaya başlamıştım. Bu iyiye alamet değildi. Kendini boşluğa bırakacaktı. Kalan tüm gücümle ona doğru koşmaya başladım.</p><p>Kollarını açıp kendisini boşluğa doğru serbest bıraktı...</p><p>Anlamıştım.</p><p>Hayattan çoktan vazgeçmişti, hissedebiliyordum. Yaptığı, yapmaya çalıştığı şeyleri bir insan kolayca yapamazdı çünkü.</p><p>Gözlerimin önünde kayıp giderken son bir çaba ile parmak uçlarından yakaladım ve bir kez daha kendime çekerek beraber yolun diğer tarafına doğru düşmüştük. Başını göğsüme alarak onu sardım ki düşme esnasında sert bir yere çarpmasın.</p><p>Ancak kendim o kadar da şanslı değildim.</p><p>Onu koruyabilmiştim ama kendim için aynı şey geçerli değildi. Düşerken kar ile örtülmüş büyük bir kayaya başımı şiddetli bir şekilde çarpmıştım.</p><p>Beraber yere yığılmıştık.</p><p>Bilincim yarı açık yarı baygın şekilde gözlerimi hareket ettirmeye çalışıyordum. Ve farklı bir renk daha görmüştüm olduğum yerde yatarken.</p><p>Kırmızı...</p><p>Kardelenin sesini duymuştum. Daha doğrusu acı çığlıklarını... Bir yandan ağlıyor diğer yandan beni kendime getirmeye çalışıyordu. Yarı baygın bir şekilde sadece yüzüne bakabiliyordum.</p><p>Hareket edemiyordum . Vücudum ağırlaşmıştı.</p><p>Onun kucağındaydım. Olup olabileceğim en güzel yerdeydim.</p><p>Göz yaşları yüzüme damlıyordu ve başımdan akan kan ile birleşiyordu. Beni o halde gördükçe daha çok korkuyor ve ağlıyordu görebiliyordum.</p><p>Gözlerine bakınca yine kaybediyordum kendimi. Acıya veya soğuğa dair hiçbir şey hissetmiyordum. Sadece mutluydum.</p><p></p><p>Aklımda tek soru burada ölürsem o ne yapardı burada tek başına... Az önceki yapmaya kalkıştığı şeye yeniden kalkışacaktı eminim. Hem de bunu suçluluk psikolojisi ile çekinmeden yapacaktı. Buna izin veremezdim.</p><p>Başını göğsüme koydu ve hıçkırıklarla ağlamaya devam etti.</p><p>Onun bu üzüntüsünü artık kaldıramıyordum.</p><p>Elimi kaldırdım ve başının üstüne zorda olsa koyabildim. Bir anda bilincim yerine geldiğini fark edince sarıldı bana ve daha da şiddetli ağlamaya başladı.</p><p>Mutluydu sanırım. Belki de çok korktuğu içindi bilmiyorum. Ancak düşündüğü gibi bilincim tam anlamıyla yerinde değildi. Nitekim bulunduğum vaziyet ne olursa olsun mutluydum. Hissettiğim acıların bir önemi yoktu. Bana böyle sarılacağını bilsem, ölene kadar başımı taşlara vurmaya razıydım. O denli mutluydum.</p><p>Soğuk ve üşümüş elleri ile beni kaldırmaya çabalıyor göz yaşları ile birlikte. Zorlanıyordu ama tüm gayretiyle beni ayağa kaldırmaya çalışıyordu. Her şeyden öte o denli tipi soğuğunu iliklerime kadar hissetmeme rağmen üşümemiştim ama O'nun soğuk ve üşümüş elleri yüzüme değdiği anda ruhuma kadar buz kesilmiştim tir tir titremiştim. Kıyamamıştım onun üşümesine.</p><p>Zorda olsa kolumu omzuna atmıştım. Ondan güç alıyordum. Kabanı ikimizin üstüne atmıştı ve hafif zayıflamış fırtınada eve geri dönüyorduk sendeleyerek.</p><p>İçeri girdiğimiz de beni, onu yatırdığım yatağa oturttu ve telaşla çekmeceleri kurcalamaya başladı. Çok korkmuştu ve telaşlıydı. Tıpkı onu buraya ilk getirdiğim zaman benim olduğum gibi. Bir kaç sargı bezi ve ilk yardım malzemelerini bulunca alelacele yanıma koştu. Sürekli beni iyileştireceğini söylüyordu. Belli ki çok sulu gözdü. En ufak şeyde gözleri doluyordu.</p><p>Anlayamıyordum. O kadar soğuk ile karşı karşıya kalmasına rağmen nasıl bu denli hareketliydi. Anlam veremiyordum.</p><p>Onu bu şekilde ilk defa görüyordum.</p><p>Başımı gazlı bez ile temizledikten sonra sarmaya başlamıştı. Gözlerimi ondan alamıyordum. Benim için telaş yapması, beni öyle ilginç duygulara itiyordu ki bir anda üşümem geçmişti sanki. Oda da ısınmaya başlamıştı birden. Sanırım ona karşı hislerimden dolayıydı.</p><p>Garip hissediyordum.</p><p>Bir kaç saniye sonra bana bakışlarında bir anormallik sezdim. Tedirginliği gittikçe artıyor göz bebekleri korku ile büyüyordu.</p><p>Daha sonra fark ettim de üstüme bir şey damlıyordu. Üstümdeki kar eriyordu sanırım. Ancak Kardelenin bakışları damlayan şeyin eriyen kar suyu olmadığını teyitliyordu bana. Burnumdan geliyordu bu damlayan şeyler. Her şey bulanıklaşıyor ve karmaşıklaşıyordu. Bir kaç saniye sonra hava hızla kararmaya başlamıştı. Sanki zaman hızla akıyor gibi kaldığımız odanın içi karanlığa gömülüyordu...</p><p>Tek açıklaması vardı.</p><p>Bilincimi kaybediyordum... ve her yer kapkaranlık oluyordu.</p><p>Karanlığın ışığı ile baş başa kalıyordum...</p><p></p><p>KARDELEN... Beni yalnız bırakmayacaksın değil mi ...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="50"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/karanlik-a0a3afd6-624.webp" alt="" width="624" height="624"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/04/karanligin-isigi-01325ce7-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
  </channel>
</rss>