<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
  <channel>
    <title>Hayat — Mimozaa</title>
    <link>https://www.mimozaa.com/kategori/hayat/</link>
    <description>Hayata, kitaplara ve insana dair yazılar</description>
    <language>tr-TR</language>
    <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2026 07:53:49 GMT</lastBuildDate>
    <atom:link href="https://www.mimozaa.com/kategori/hayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>BASTIRILAN DUYGULAR</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/bastirilan-duygular/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/bastirilan-duygular/</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Feb 2022 19:39:54 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Zihin bastırılmış duyguları yönetemez. Çünkü duygular bastırıldıkça güçlenir. Alınıtı Yaşadığımız her şey bizde bir tecrübe oluşturur, aslında deneyim ettiğimiz şeyler hislerimizdir ve o an ne…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2022/02/826d173d2e481e56dceeff0d6e5e242a-300x300-1-73037c0f-300.webp" alt="" /></p><blockquote><p>Zihin bastırılmış duyguları yönetemez.</p><p>Çünkü duygular bastırıldıkça güçlenir.</p><p> Alınıtı</p></blockquote><p>Yaşadığımız her şey bizde bir tecrübe oluşturur, aslında deneyim ettiğimiz şeyler hislerimizdir ve o an ne hissediyorsak bilinçaltımız onu kalan hayatımız için bizi yönlendirsin diye kaydeder ki geri başa sarmayalım.</p><p>Sıkıntı yaşadığımızda, o an yüzleşmemek için kaçtığımız hislerimiz aslında biz oturup kendimizle konuşmadıkça, kendimizi anlamadıkça güçlenerek bizimle kalmaya devam edecek.</p><p>Duygusal problemleri olan yetişkinler acılarını sürekli bastırmak için oyalanma araçlarına tutunurlar bu bazen telefon, bazen televizyon, bazen alışveriş yapmak, bazen gezmek ve bazen de sürekli konuşmak olabilir hepimizin kendimizi oyalamak için çeşitli kaçış yolları vardır.</p><p>Hatta kurulan yanlış arkadaşlıklar da bu oyalanmanın içine dahil olabiliyor. Aileyle olan duygusal problemler, değersizlik hissi bütün bunlar bu oyalanma ihtiyacının sebepleri arasında.</p><p>Günümüzde psikolog ile konuşmayı yanlış görenler var. Nasıl fiziksel bir tedavi için doktora gidiyorsak ruhsal sıkıntılarımız olduğunda da herhangi biriyle de olsa bunları bastırmak yerine konuşmak, davranışlarımızdaki bozukluklarımızı ortadan kaldırabilir .Örneğin fazla alınganlık bir karakter değil geçmişten gelen değersizlik hissinden kaynaklanan bir hassasiyettir.</p><p>Birçok kişi, kişiliğin sabit ve değiştirilemez olduğunu kabul eder, oysa kişilik yaşanmışlıklarla biriken hislerin bütünüdür. Bastırdığımız hislerimiz genelde çeşitli komplekslere dönüşür biz de altında yatanı bilmeden bu insanın karakteri böyle deriz. Oysa bazıları yaptıklarının altında yatanı kendisine bile açıklayamaz…</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2022/02/826d173d2e481e56dceeff0d6e5e242a-300x300-1-73037c0f-300.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Anlam Arayışı</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/anlam-arayisi/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/anlam-arayisi/</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Jan 2022 06:23:09 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[onur]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Zamanın kıymeti yaşlandıkça anlam bulmaya başlar. Zira tecrübe kavramanın en acı ama en etkili yoludur. İnsanlar hayatlarında bir anlam arama eğilimindedir. Bu eğilimde olmamak ise boşa geçen zamanı…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2022/01/anlam-arayisi-a47f87a6-754.webp" alt="" /></p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zamanın kıymeti yaşlandıkça anlam bulmaya başlar. Zira tecrübe kavramanın en acı ama en etkili yoludur. İnsanlar hayatlarında bir anlam arama eğilimindedir. Bu eğilimde olmamak ise boşa geçen zamanı temsil eder. Birçokları yaşamın anlamı kendilerine sunacağına inanır lâkin bu bir yanılsamadan ilerisi değil. Maalesef ki hayat nesnedir, bizler ona ne atfedersek o şekli alır. Peki ya o zaman anlam arayışı anlamsız bir paradoks mudur?</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabiî ki hayır. Hayat her ne kadar nesnelse her bireyin zihni de bir o kadar özneldir. Belirli bir olgunluktan sonra sistemin kişilere dayattığı kabullerden çıkamayanlar anlamsız bir hayat sürmeye mahkûmlardır. Ne yazık ki düzenlerimizi özel olmayan kavramlara dayatmaktayız. “Anlam” ve “araç” birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki olgudur. Anlamı bulmak ise kişinin farkındalık düzeyi ile başlar. Her bir hissin, duyunun, dokunuşun farkında olunmadan anlam bulunamaz. O basit anlamı bulabilen kimse buna ulaşmak için araçlarını belirlemelidir.</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anlam denen şeyi bu satırlarda abarttığımı sanmayın. Her kişinin bulduğu anlam bir diğeri için basit gelebilir. Fakat önemli olan anlama olan inanıştır. İnanç; mücadele azmini getirir, mücadele ise yolu kesinleştirir. Kiminin anlamı aşk kiminin anlamı müziktir. Belki de yardım etmektir hayatın anlamı kim bilir?</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; En iyi sen bilirsin anlamın ne olduğunu. Zira dünden bugüne; yüzlerce yıl içinde yaşadığımız dünya asla bir anlama sahip olmadı. O da her canlı gibi yaşayıp ölmeyi bekliyor. Koca bir evren yatıyor zihinlerimizin içinde. Peki, bu koca evrende yaşanabilir bir dünya bulabilmek mümkün mü? Elbet mümkün eğer sadece anlamını bulabilirsen.</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Acı bir veda, kayıp bir zaman veya sonbahar melteminin rüzgârında bulabilirsin yıllardır aradığını. Unutmamak gerekir ki çaba ve gayret olmadan gelmez aranan hiçbir şey. Şansa bağlı yaşayanlar tedirginliğe mahkûmdurlar.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2022/01/anlam-arayisi-a47f87a6-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Son Zamanların Korkutan Afeti Deprem için Alınabilecek Önlemler Nelerdir?</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/son-zamanlarin-korkutan-afeti-deprem-icin-alinabilecek-onlemler-nelerdir/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/son-zamanlarin-korkutan-afeti-deprem-icin-alinabilecek-onlemler-nelerdir/</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Dec 2021 10:53:59 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Aleyna Ahırşan]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Herkes gibi bizler de yani Türkiye’de ikamet edenler olarak oldukça zor afetler ile başa çıkmaya çalıştık, çalışıyoruz da. Ne yazık ki oldukça korktuğumuz ve elimizde bir şey olmadan cereyan eden bu…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/12/earthquake-5730255-960-720-1-9cc8d895-827.webp" alt="" /></p><p>Herkes gibi bizler de yani Türkiye’de ikamet edenler olarak oldukça zor afetler ile başa çıkmaya çalıştık, çalışıyoruz da. Ne yazık ki oldukça korktuğumuz ve elimizde bir şey olmadan cereyan eden bu afetler hepimizin canını sıkmaya başladı. Başımızdaki&nbsp;Corona&nbsp;belası yetmezmiş gibi, çekirge istilasıydı, orman yangınlarıydı, terör örgütleriydi, dış&nbsp;minnaklardı&nbsp;derken başımıza gelmeyen kalmadı ya hu. Çoğu şeye alıştık haliyle, zırhını giyinmiş kuşanmış süvariler gibiyiz artık adeta. Ancak kalkanı unuttuk sanırım. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle ki afetlere karşı gardımızı almıyoruz yani önlemleri biraz göz ardı ediyoruz gibi. Bu sebepten dolayı diyorum ki son zamanların korkutan afeti Akdeniz’de sıkça görülmeye başlayan ve Marmara Bölgesinde de meydana gelen depremler için önlemler almaya önem verelim. Gelin birlikte ne gibi önlemler alabileceğimizi inceleyim.&nbsp;</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="283"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/12/earthquake-5730255-960-720-1-9cc8d895-827.webp" alt="" width="827" height="720"></figure><h3><strong>Deprem Nedir? Nasıl Meydana Gelir? Kısaca Bilgilenelim Köşesi</strong>&nbsp;</h3><blockquote><p>Deprem bizim anlayacağımız dilde konuşacak olursak eğer yer kabuğunun hareketleri sonucunda oluşan kırılmalar diyebiliriz. Sismik hareket olarak adlandırılan bu hareketler sonucu fay hatları üzerinde enerji birikimleri söz konusu olmakta ve böylelikle bir zaman sonrası bu enerji sebebi ile çöküntüler meydana gelebilmektedir.&nbsp;</p></blockquote><p>Peki depremden önce alacağımız önlemler nasıl olmalı gelin bir de onlara bakalım.&nbsp;</p><h3><strong>Deprem Öncesi Alınması Gereken Önlemler</strong>&nbsp;</h3><p>Hafife alıp geçiştiriyoruz ama gerçekten hayatta kalmanızı sağlayacak bazı önlemlerden bahsedeceğiz.&nbsp;</p><p>Ufak bir zamanınızı ayırarak bunları yapmakta oldukça fayda var. Bu bilgileri önemseyelim gençler ve genç hissedenler.&nbsp;&nbsp;</p><ul><li><p>Her zaman duyduğumuz ancak önemsemediğimiz ilk maddemiz<em>&nbsp;ev eşyalarını yerleştirme</em>&nbsp;konusu. Bu durum deprem anında eşyaların yıkılması ve altında kalıp kalamama durumu aslında. Yani duvara sabitlenebilecek tüm eşyaları duvara monte etmek olacak. Ardından monte edilemeyecek ancak yıkılma durumu olan eşyaları yerleştirirken yıkılma yönünü deprem anında çıkış kapısını kapatır mı? Üzerinize düşer mi? Sorularını sorarak eşyanın yerini doğru tespit etmek gerekebilir.&nbsp;</p></li><li><p><em>Önemli evrakların kopyaları</em>nı oluşturarak su geçirmeyecek bir çanta veya benzeri bir şeyin içerisinde muhafaza ederek çıkış kapısına yakın bir yere bırakmak mantıklı olacaktır.&nbsp;</p></li><li><p>Bir de&nbsp;<em>deprem çantası</em>&nbsp;hazırlayabiliriz. Sanki buna çok gerek mi var o an bunu mu düşünüyoruz biz demeyin sakın ha. Düşünülmesi gerekiyor ne yazık ki. Kim ister durduk yere afet çantası olsun. Bir kere afet olsun kim ister değil mi ama. Eğer geniş çaplı yapmayı düşünmüyorsanız hayat kurtaran eklemeler yapılabilir.&nbsp;&nbsp;</p></li></ul><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="281"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/12/emergency-supplies-5112168-640-431daa1e-640.webp" alt="" width="640" height="640"></figure><p>-İlk yardım çantası&nbsp;</p><p>-Düdük&nbsp;</p><p>-İlaç&nbsp;</p><p>-Çakmak&nbsp;</p><p>-El feneri&nbsp;</p><p>-Kıymetli evraklar&nbsp;</p><p>Böylece çok basit ama hayat kurtaran, son zamanların afeti deprem için bir çantaya sahip olabilirsiniz.&nbsp;</p><h3><strong>Deprem Anında Alınması Gereken Önlemler</strong>&nbsp;</h3><p>Aslına bakılırsa deprem anında yapılması gereken iki önemli durum söz konusu:&nbsp;</p><ol><li><p>Eğer sabitlemediğiniz eşyalar varsa bunlardan olabildiğince uzak durmak.&nbsp;</p></li></ol><ol start="2"><li><p>Sabitlenmiş ve gerçekten ağır olduğunu düşündüğünüz eşyaların yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturmak.&nbsp;</p></li></ol><p>Deprem anında daha da ayrıntılı bir şekilde ne yapmanız gerektiğine AFAD sayfasından ulaşabilirsiniz.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/12/earthquake-5730255-960-720-1-9cc8d895-827.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>HAYALLER HAYALKEN Mİ GÜZEL ?</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/hayaller-hayalken-mi-guzel/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/hayaller-hayalken-mi-guzel/</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Nov 2021 14:17:42 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı başka bir şey yoktur. Haldun Taner Gerçekleşmemiş hayallerimiz ve ulaşamadıklarımız bizi ne kadar üzüyor değil mi? Aslında hepimiz biliyoruz her güzel…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/c05ab9ddbf68d67da913939987c4f265-e1638281738517-9900911f-563.webp" alt="" /></p><blockquote><p>Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı başka bir şey yoktur.</p><p> Haldun Taner</p></blockquote><p>Gerçekleşmemiş hayallerimiz ve ulaşamadıklarımız bizi ne kadar üzüyor değil mi?</p><p>Aslında hepimiz biliyoruz her güzel şeyin bir sonunun olduğunu, elde ettiğimiz her şeyin bir gün değersizleşmiş gibi hissettirdiğini.</p><p>Bazen bir şeyi isteme hali de güzeldir ama bunu istediklerimizi alınca anlarız.</p><p>Anneler çocuklarının vitrinden baktığı oyuncakları aldıklarında, o çocuk artık ona ulaşmıştır ve ondan sıkıldığı anda ona sahip olmadığı zamandan daha mutlu değildir.</p><p>İşte buna“ Hedonik adaptasyon“ diyoruz; yani heveslerimizin, hayatımızda olması için arzuladığımız her şeyin ömrünün ona ulaşınca giderek azalması ve artık ona sahipken duyduğumuz mutluluğun, onu uzaktan isterkenki haline geri dönmesi.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="277"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/63e6dce320345131c07ef496d1167b94-1c927a0b-564.webp" alt="" width="564" height="847"></figure><p>Yapısı itibariyle değişken, dinamik olmayan her şeye insanoğlu elbet alışıyor. Hayatlarında her şeyi olan ancak mutlu olamayan insanlara tekrar bir bakınca temelinde bunların yattığını fark ediyoruz.</p><p>İşte bu yüzden gideceğimiz yerden çok yolda olmak heyecanlıdır, ulaştığımızda heyecanı kalmaz çoğu zaman.</p><p>Tabi ki bu kötü bir hal gibi gözükse de aslında bu bir lütuf. Yoksa acıya da alışamazdık. Sonuçta istediğimiz şey her neyse ona olan sevgimiz bittiğinden değildir bu his. Aynı şekilde herhangi bir şey için, biri için hissettiğimiz acı eskisinden az değildir sadece onunla birlikte yaşamayı öğrendik.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/c05ab9ddbf68d67da913939987c4f265-e1638281738517-9900911f-563.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Naim Süleymanoğlu</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/naim-suleymanoglu/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/naim-suleymanoglu/</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Nov 2021 14:12:53 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Aleyna Ahırşan]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Çoğumuzun adını filmi ile tanıdığı, kaslı, güçlü bir halterci... Peki gerçekten Naim Süleymanoğlu kim?, Neler yaptı çocukluğunda? Nerede geçti yaşantısı? Veyahut hayatından bize kalan dersler neler?…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/naim-suleymanoglu-fe69cd20-736.webp" alt="" /></p><p><strong><em>Çoğumuzun adını filmi ile tanıdığı, kaslı, güçlü bir halterci...&nbsp;</em></strong></p><p>Peki gerçekten Naim Süleymanoğlu&nbsp;kim?,&nbsp;Neler yaptı çocukluğunda? Nerede geçti yaşantısı? Veyahut hayatından bize kalan dersler neler? Gelin biraz birlikte bakalım.&nbsp;</p><h2>Naim Süleymanoğlu’nun Kısaca Hayatı&nbsp;</h2><p>Naim Bulgaristan’da 23 Ocak 1967’de dünyaya gözlerini açmış. Bir annenin 3 erkek çocuğundan bir tanesi imiş Naim. Aynı zamanda babasının evlilik dışı bir ilişkisinden de bir tane kardeşi varmış. Ancak babası ve kardeşleri pek fazla kameralara yansımayı tercih etmezlermiş.&nbsp;&nbsp;</p><blockquote><p>Hatta film çıktıktan sonra hatırlarsanız oldukça anne ve babası hayatta mı ailesi nerede yaşıyor gibi akıllarda birçok soru vardı. Yeri gelmişken söyleyelim anne, babası ve kardeşleri hayattalar.&nbsp;</p></blockquote><p>Hayatının gidişatını etkileyecek en büyük adımı 1977 yılında yapmış. Peki ne bu adım? Haltere başladığı yıl elbette.&nbsp;</p><p>Yaşantısındaki durumlardan en çarpıcı olanı da ailesini geride bırakarak Türkiye’ye gelmesi oluyor. Annesinden 3 yıl, babasından ise 10 yıl ayrı kalmış Naim bu olaydan sonra. Yaşadığı dönemin etkilerini üzerinde oldukça gösteren bir hayat hikayesi adeta.&nbsp;</p><blockquote><p>Çoğu insanın kendini motive ettiği ya da motive edici bulduğu bir öykü, Türklerin gururlanmasına neden olan bir film olarak karşımızda bitiverdi Naim Süleymanoğlu. Adına şarkılar bile yapıldı, bilirsiniz. Lakabının&nbsp;hakkını da çokça veren Cep&nbsp;Herkül’ü&nbsp;spor yaşantısında bir sürü ödüle de yer ayırdı.&nbsp;</p></blockquote><h2>Spor Yaşantısı&nbsp;</h2><p>1977 yılında başlayan spor hayatı ilk defa 15 yaşında madalya almasıyla taçlanmaya başlamış bile. Brezilya’da düzenlenen bir müsabakada şampiyon olmuştu.&nbsp; 52 kiloda 2 altın madalya ile geri dönmüştü. Öyle ki bir yıl gibi bir süre sonrası en genç rekortmen olmayı başarmıştı.</p><p>Hangimiz hangi alanda en iyi olduğumuzu çabukça bulabiliyoruz ki? Naim öyle mi 15 yaşında başarmış bile bunu.&nbsp;&nbsp;</p><p>Garip olan şu ki rekor kırıyordu ardından kendi rekorunu kırıyordu. Bu kadarı da bayağı iyi değil mi?&nbsp;</p><p>1983 yılı içerisinde Viyana’da yapılan turnuvada 56 kiloda daha öncesi kırmış olduğu rekoru toplamda 295 kilo kaldırarak kırdı. Ardı arkası da kesilmedi zaten daha sonrası bu rekoru da kendisi kırdı.&nbsp;</p><p>1986 yılında 60 kiloda 335 kilo kaldırdı. Bunun sayesinde de dünya şampiyonu ilan edildi. 1988 yılında&nbsp;Seul’de&nbsp;düzenlenen müsabakalarda Türkiye’yi temsilen katıldı. Bu yılların öncesinde kendi ülkesinde birçok baskıya maruz kalan Naim zaten Naim Süleymanoğlu adını da Türkiye’de yaşama talebinin kabul edilmesi ardından aldı. Hal böyle olunca&nbsp;Seul’de&nbsp;Türkiye’yi temsil etti ve ilk defa Türkiye’ye o yıllarda güreş haricinde bir altın madalya kazandırdı. Bu turnuvada 342,5 kg ağırlığında halter kaldırmıştı.&nbsp;&nbsp;</p><blockquote><p>Düşünsenize 1,47 cm boyundasınız ve 342,5 kg kaldırabiliyorsunuz. Şaka gibi değil mi?&nbsp;</p></blockquote><p>2000 yılına kadar aldığı altın madalyaların ardı arkası kesilmemişti.&nbsp;&nbsp;</p><h2>Vefatı&nbsp;&nbsp;</h2><p>Naim’in karaciğer yetmezliği sebebi ile nakle ihtiyacı vardı. Ancak nakil sonrası yoğun bakımda kritik durumda iken 1<em>8 Kasım 2017 yılında 50 yaşında</em> aramızdan ayrıldı.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/naim-suleymanoglu-fe69cd20-736.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KELEBEK ETKİSİ</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/kelebek-etkisi/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/kelebek-etkisi/</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Nov 2021 18:34:47 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Gerçekten hepimizin hayatını şekillendiren birkaç dakika ve ondan sonrası olmuştur o an verdiğiniz reaksiyonun, kararın hayatımızı ne denli değiştireceğini bilmeden o an öyle istediğimiz ve…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/e153f5f877ae70d38edd05263e881bbc-4fc90d71-564.webp" alt="" /></p><p>Gerçekten hepimizin hayatını şekillendiren birkaç dakika ve ondan sonrası olmuştur o an verdiğiniz reaksiyonun, kararın hayatımızı ne denli değiştireceğini bilmeden o an öyle istediğimiz ve hissettiğimiz için bazı kararlar veririz bu bazen bir insanla tanışmamızdır, kimi zaman bir kararı reddetme veya onaylamamızdır, hatta seçimlerimizdir. Bu kısımdan sonra artık bundan sonrası vardır. Tıpkı “Kelebek etkisi” filmindeki gibi…</p><p>Tek bir davranışımız şuan bulunduğumuz noktaya, bulunduğumuz şartlara gelmemizde bir basamak ve o basamakları biz seçiyoruz, biz yerleştiriyoruz, hayatımıza giren her insanla, seçtiklerimizle ve seçmediklerimizle birlikte rotamız yeniden oluşturuluyor.</p><p>Kelebek etkisi filminde beni etkileyen bir nokta; kendimiz için en iyi seçeneği, hayatı yaşarken verdiğimiz kararlar ve yaptıklarımızla seçmeye çalışırken bu aslında belki de hiç bilmediğimiz hayatların seyrini iyi veya kötü değiştirebiliyor. Boşuna söylenmemiş “Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir“ diye. Kendim için bunu düşündüğümde tercih ettiğim üniversite ile birçok kişinin hayatına girdim ve çeşitli şekillerde kendiminkiyle birlikte onların da hayatlarını değiştirdim; en yakın arkadaşlarımın, sevdiklerimin, tanıştığım ve tartıştığım insanların hayatlarına küçük büyük dokundum… Düşünün ki milyonlarca insan her gün küçükte olsa birlerinin hayatını, bir şeyleri değiştiriyor. Toplamda baktığımızda dünyayı olduğu hale getirirken hepimiz bir kanat çırpmışız...</p><p>Şanslıyız ki verdiğimiz kararları vermemiş olsaydık ,o insanla tanışmamış olsaydık mesela, hayatımızın nasıl devam edeceğinin ön izlemesini göremiyoruz, olasılıkları bilmiyoruz ve tabii başkalarında oluşan etkilerini. Hayatın keyfide burada değil mi zaten öngöremediğimiz şeyler için yaşıyoruz…</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="267"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/c1ae68a89ed408182bf1dc4ff7faf853-3-70db6349-222.webp" alt="" width="222" height="300"></figure><blockquote><p>Bir bakıyorsun; hayatta yapamam dediğin şeyin başrolündesin.</p><p>Kelebek Etkisi (2004)</p></blockquote>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/11/e153f5f877ae70d38edd05263e881bbc-4fc90d71-564.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (İTİRAF)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Oct 2021 18:29:11 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Karmaşık bir aşk hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" alt="" /></p><p>Hayal kırıklığına uğramıştım.</p><p>Dahası güvenmek istediğim insanların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. &nbsp;Doğruların bu kadar yıkıma sebebiyet vereceği hakkında hiçbir ön görüm yoktu. Ne yapmalıyım onu bile bilmiyordum. Teori ve tahminlerin ürkütücülüğü , &nbsp;gerçekleştiği zaman hat safhaya ulaşmakla yetinmiyor koca bir çığ altında kalıp ölümü beklercesine çaresiz bırakıyordu insanı. Şu an da tam da ordaymışım gibi hissediyordum.</p><p>Dağ evinin en büyük faydası benim için dibi gördüğüm noktayı hissettirmesiydi. Burasının soğukluğu bana her defasında ölümü hatırlatıyordu. Tıpkı cesetlerin bulunduğu çelik çekmecelerin hissettirdiği gibi…&nbsp; Cesetler hisseder mi peki soğuğu ? Çaresizliği… Yıkımı… Şiddet yüklü ruh depremlerini hisseder mi ? Bunu yakın zaman da tecrübe edeceğim hissi son 3 gündür zihnimi meşgul ediyordu. Bu kadar bunalımdan sonra bir hastalığın ya da spazmın beni bulma ihtimalinin gittikçe yükseldiğini düşünmeye başlamıştım.</p><p>İnsan, çaresizlikle, korku ve güvensizlik duygusuyla, hatta kendine bile güvenini kaybettiği noktayla, en doğru tabirle artık kaybedeceği bir şeyi kalmadığında varını yoğunu ortaya koymaya ve tüm zayıflıklarını bir kenara bırakmaya odaklanır ya da pes edip yok oluşunu izler.</p><p>Bu zamana kadar 2. Seçeneği asla kabullenmedim.</p><p>Dibe vurmuş olsam da…</p><p>Pes etmek ya da benzeri bir seçenek gibi acizane olguları hayatıma dahil etmemek adına verdiğim bu savaşın yavaşça sonuna yaklaşıyordum sanırım.</p><p>Peki pes etmekten başka seçenek kalmadığında ne yaparsın … ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="257"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/mood-g87bc050ad-1920-707e7e07-1920.webp" alt="" width="1920" height="1279"></figure><p></p><p>Keman… sesi ürpertici şekilde beni etkisi altına alan &nbsp;muazzam bir dünya. Kulaklarım da ince ince notalara vurulduğunu ister istemez duyuyordum. Huzurun kapısını aralayan bir el gibi.</p><p>Boş zamanlarımda kendimi o enstrümanın tatlı kollarına bırakır hayallere dalarım. Hayaller insanı motive etmeye, motive edilmek düşünmeye, düşünmekte yerini &nbsp;faaliyete geçiren domino etkisine bırakır….</p><p></p><p>Peki pes etmek artık kaçınılmaz bir seçenek haline geldiğinde ne yaparsın.</p><p>Sorunun cevabı basitti… Ancak çoğu şey gibi, yapması ve sonuçlarına katlanması, söylemesi kadar kolay değildi.</p><p></p><p>Bir Deprem Başlatmak…</p><p></p><p>Artık kaçışın olmadığında depremi kendin başlatırsın…</p><p></p><p>O oda da yaşananlardan sonra yapmam gerekenin bundan başka bir şey olmayacağını düşünmem çok sürmemişti.</p><p>Öyle ki, bulunduğum durum tek bir depremle çözülecek gibi olmasa da başlattığım sadece bir artçı depremdi….</p><p>Asıl deprem ise soru işareti bloklarını yerine oturtacaktı, etkisi yıkım ile sonuçlansa da…</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="250"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/hand-man-playing-chess-business-planning-comparison-64ba7fd2-1500.webp" alt="" width="1500" height="998"></figure><p>2 gün öncesine dönecek olursak Erva o oda da söylediğim son sözden ve baskımdan sonra Ethan’ a üzgün bir şekilde bakarak başını endişe ile eğip anlatmaya başlamıştı.</p><p><em>Çift doz… A DOZ, &nbsp;Antidepresan Dozu. Sakinleştirici moleküllerin &nbsp;eklenmesiyle dediğin gibi sadece rahatlatan ve dizginleyen aynı zaman da sinirleri kontrol altına alarak uyutan etkiye sahip. 2. Yani Z DOZ, Zona Dozu. Zona hastalığı deri hastalığı ile bilinen ve sinirlere etki eden bir virüs. Bu virüsün sinir sistemini yıpratan &nbsp;alt bileşenleri kullanıldığında bünyeyi zorluyor. Antidepresandaki &nbsp;sinir sistemine yerleşmiş hücreler Zona hücreleri ile birleşince katalizör görevi görüp tepkimeye girer. Kalp ve Beyinde ki sinir hücreleri başta olmak üzere küçük çaplı yanma yada infilak silsilesi oluşur. İlk 40 dk da etkisi gözlenmez ancak bu süre sonrasında yaşam faaliyetleri zorlanmaya başlar. Geriye kalan 5 dakika da ise bağlantılı sinir uçları yanmaya başlar ve krize sokar. Bir süre sonra çoklu organ iç kanaması yaşanır, sinir sistemi ve metabolizma hızla çöker. 45 dakika süre sonunda kişi geri döndürülemez. Kalıcı ve tamiri imkansız hasara neden olduğu için ölüm kaçınılmazdır. Özetle, ilk 40 dakika moleküllerin yerleşme süresi geriye kalan 5 dakika ise tahribat ve yıkım süresi. Müdahale ilk 40 dakikaya kadar gerçekleştirilmezse geri dönüşü yok Erem vakit kaybediyoruz.</em></p><p>Erem duruşunu bozmadan sadece “Devam et” demişti Erva’ ya. Ethan ve ben Erva’yı dinledikçe korkularımızın düzeyi tarifi imkanız hale gelmeye başlamıştı.</p><p><em>Tek ilacı etki düzeyi yüksek bir Adrenalin enjeksiyonu. Sinir uçlarına yerleşen önceki hücreleri hızla harekete geçirerek düzenlerini bozar &nbsp;ilk iki dozun bağlantı kurmasına engel olur. Böylece tepkimeye giremeyen hücreler kısa sürede işlevini kaybeder ve yapılan ilk 2 doz hücreler de zararsız bir şekilde ölür.</em></p><p>Erem’ in ilk söylediği şey “30 dakika” olmuştu.</p><p>Ben Erva’ ya dönüp nerde o ilaç diyerek nefretle çıkışmıştım. Erva’ da;</p><p><em>Odamda Kardelen. 2. çekmecemde. Erem’ in kurcaladığı çekmecenin bir altında. Erem’ e dönerek.</em></p><p>Anahtarı ver Erem diye aynı öfkeyle çıkışmıştım ona da. Vakit kaybetmek istemiyordum ve geçen her dakika ömrümden ömür gidiyordu. Ancak Erem şu sözlerle karşılamıştı beni.</p><p>Kardelen… Henüz beklediğim cevapları alamadım. Bu yüzden koltuğuna oturur musun ?</p><p>Ama, dememe rağmen benden koltuğa oturmamı istemişti daha ciddi bir şekilde. Bana başka söz hakkı tanımamıştı. İstemediğim noktaya doğru gidiyordu bu konuşma…</p><p>Erva, gözleri yaşlı bir şekilde &nbsp;Erem’ in gözlerine bakarak ilk fırtınayı koparacak sözleri sarf etmişti bile.</p><p></p><p><em>Ethan… Senin öz abin değil Erem…</em></p><p></p><p>Erem’ in bakışları işte o zaman donuklaşmaya başlamıştı.</p><p>Ethan ise gözleri yaşlı ve yumruğunu sıkmış bir şekilde pencereye çevirmişti başını Erva’ nın bu sözünden sonra. Bir süre sessizlik hakim olmuştu odaya.</p><p>Erem’ in gözleri dolmaya başlamıştı. Nitekim bu tepkisi o kadar doğaldı ki bunca zaman abisi olarak bildiği kişi abisi değildi. Şaşırmalı mıydım yoksa beklenecek bir şey miydi artık bilmiyordum. Erem yaşlı gözlerle Erva’ ya bakarak.</p><p>“ Devam et, neden Ethan ve sen… daha doğrusu Sen ve senin direktiflerinle Ethan bizi ayırmaya çalıştınız NEDEN…” diye bağırmıştı.</p><p>Erva gözleri yaşlı öfkeli ve önceki halinden eser kalmamış bir şekilde &nbsp;kendini kaybetmişçesine bağırarak:</p><p><em>Bunu hala sorabiliyor musun AHMAK!!!!</em></p><p><em>2 kez o aşık olduğun kız için ölümden döndün. Defalarca ameliyata alındın. Günlerce Ethan ve ben başından ayrılmadık. Bildiğim tanıdığım ne kadar beyin cerrahı varsa yardım istedim senin için. Geceler boyu uykusuz kaldım. Çaresiz kaldım. Göz yaşı döktüm. Acı çektim. Ablan olarak bunları başına saran kişiden her seferinde başına bela açan kişiden, her seferinde senin karşıma kanlar içinde gelmene neden olan kişiden seni korumak için uzak tutma isteğim mi yanlış seni ruhsuz anlayışsız bencil ahmak!!!!</em></p><p>Diyerek Erva oturduğu sandalyeden kalkmıştı. Erem’ in yanına hışımla gitti ve yakasından ayağa kaldırarak bağırmaya devam etti.</p><p><em>Benim sadece bir tane kardeşim var ve oda sensin anladın mı!!! Bu hayatta geriye kalan &nbsp;değer verdiğim, dizi kanasa kıyamadığım, kanımdan, canımdan olan tek kişi sen kaldın ve öylece olanları izleyeceğimi, sırf sen aşık oldun diye körü körüne &nbsp;ölüme bile gideceğine göz yumacağımı mı sandın kendini bilmiş aptal !!!!. Kendi canının değerini hiçe sayan sen değer bilmekten ne anlarsın ki &nbsp;tahtası eksik ruh hastası!!!!</em></p><p>Sözünün ardından Erva’ kendini tutamayıp gözümüzün önünde Erem’ e ciddi bir şekilde tokat atmıştı. Öyle sert vurmuştu ki tüm oda yankılanmıştı o sesten. Ben ve Ethan hem dinlediklerimizden hem de olanların şokuyla öylece kalakalmıştık. Erem ise tokatın şiddeti ile yüzü sağa dönük vaziyette kalmıştı. &nbsp;Erva, sinir patlaması ve duygusallığın verdiği &nbsp;kontrolsüzlüğün sonunda elden ayaktan kesilmiş dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başlamıştı.</p><p>Zaman benim için yavaşlamıştı sanki. Erva’ nın benim için söylediklerinden çok dediklerinin doğruluğu ve haklılığı beni yerle bir etmişti. Ne yazık ki haklıydı da. Yanında olduğum süre zarfında gerçekten de başı beladan ayrılmıyordu. (Bu kadar çok ileriye gitmemeliydim…Hepsi Benim Suçum…)</p><p>Orda anlamıştım ki o oda da olmaması gereken tek kişi bendim. Hatta onun hayatında bile olmamam gerekiyordu. Erva’ nın dediği gibi… Erem den tamamen uzaklaşmalıydım…</p><p>Dizlerinin üzerinde göz yaşı döken Erva biraz olsun sakinleşmiş ve titreyen sesiyle konuşmasına olduğu yerde şöyle devam etmişti.</p><p><em>Ethan senin üvey abin. Ebeveynlerimiz tarafından evlatlık alınan bir çocuktu sadece. Duygusal olarak ona bağlanamasalar da eğitimi okulu ve sana doğru düzgün ağabeylik etsin diye yetiştirildi. Ethan' ın ailesi trafik kazasında ölünce akrabaları ona sahip çıkmak yerine yetimhaneye bırakmış. Anne ve Babamızda tanıdıklarının yakını diye onu evlatlık edinmişler. Bana söylenen bu. O günden sonra da dediğim gibi yetiştirildi. Bende aile zoruyla şehir dışında eğitim görüyordum. Doktor olmamı onlar istedi.... Her neyse aradan bayağı bir süre geçtikten sonra haberin geldi bana. Ethan söyledi. Bankta görüştüğün bir kız olmuş ve ondan sonra deli gibi sağa sola koşuşturmuşsun ve trafik kazası geçirmişsin. Apar topar şehir dışından gelip bulunduğun hastaneye vardım ve ameliyat adına elimden gelen her şeyi yaptım. Daha sonrasından Ethan’ a Erem’ in bu hale gelmesinin nedeni ne olursa olsun ondan uzak tutmasını istedim. İşte o zaman Kardelenden bahsetti. Ondan ne kadar çok hoşlandığından bahsetti. Erem’ i Kardelenden uzak tutmak istemediğini o kızla konuştuktan sonra ilk defa bu kadar mutlu olduğunu söyledi. Ethan sana değer veriyordu. Ancak Ethan dediğimi yapmazsa onun gerçek ağabeyin olmadığını &nbsp;sana söylemekle tehdit ettim. Elinden bir şey gelmeyeceğini anlayınca mecbur dediklerimi yapmak zorunda kaldı. Üvey abisi olduğunu bilseydin bu denli değer vermeyeceğini düşündüğü için dediklerimin dışına çıkmayı göze alamadı ancak son yaşadıklarımız da dediklerimin dışına çıktığını gördüm. Sebebini bende bilmiyorum. Ethan ile bir kez daha konuştum Erem’ in iyiliği için diye. Bir sonraki konuşmam da 2. Kez yaşadığın kazadan sonra oldu. Yine müdahale etmem gerekti. Sen uyanmadan 1 saat önce ayrıldım o hastaneden ve sen yine o Dağ evine gitmişsin ve yine Ethan haber verdi bana. Son kez orada uyardım konuşarak ama Ethan’ a anlaması için konuşmaktan fazlasının gerektiği kanaatine vardım. &nbsp;Duygusal birisiydi kendisi. Senin mutluluğun , daha doğrusu sevdan için ölmene bile göz yumacağını gördüm. Daha sonra nasıl olduysa senin tarafından hastanelik edilmiş. Bu hastanedeki tanıdığım doktorlardan haberini alır almaz hemen geldim ve özel olarak ayırttım bu odayı. Ethan’ ın bakımını, özellikle kimliğimi gizleyerek kendime aldım. Sen beni zaten tanımıyordun ama Ethan biliyordu Başhekim olduğumu. Aynı şekilde benim kimliğimi açıklarsa da tehdit ettim üvey olduğu hakkındaki gerçekleri söyleyeceğimi.</em></p><p><em>Enjeksiyonlara gelince... Bu ve buna benzer bir sürü ilaç var birlikte reaksiyona girerek ölümcül etki yapabilecek. Herhangi bir ilaç ile virüsü birleştirerek yada doz olarak sırasıyla kullanılarak belki de sonucu yine ölüm yada geri dönülemez bir etkiye sahip olabilir. Bu iki doz benim araştırmalarıma ait etkileri teyitli numuneler di . Virüs üzerindeki etkileri incelemek için getirttim. Ancak Zona Dozu tek başına uyutulmuş hücrelere sahip olduğu için sadece acı çektiriyordu. Ancak ilk doz ile tepkimeye girerse ölümcül etkiye sahip tabi ki &nbsp;yüksek doz adrenalin vaktinde kullanılana kadar. Bunun haricinde iki dozunda tek başlarına ölümcül bir etki, ciddi bir reaksiyon yada tepkimeye neden olamaz. İntikam ve başarısızlığı için de kontrollü olarak sadece ona acı çektirmek istedim. Ancak tepkimeye neden olacak hiçbir 2. doz kullanmadım. Ben katil değilim. Diğer yandan bunu senin bu şekilde tespit edeceğini düşünmedim bile. B12 nin renginden tespit edebileceğin aklıma dahi gelmedi Erem.</em></p><p><em>Özür dilerim. Yaptığım her şey için…</em></p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="253"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/human-g0b25872c2-1920-00246851-1920.webp" alt="" width="1920" height="1253"></figure><p></p><p>İşte bu ilk depremdi hepimiz için. Ablamın tahmin edilebilir sebepleri ve sadece ihtimali aklımdan geçen Ethan’ nın üvey olması ilk yıkıcı etkisini hepimizi, en çokta beni sarsmıştı. Ancak yıkımımı başlatan ilk depremin sorumlusu ve sebebini ona henüz sormamıştım...</p><p></p><p>Erem başını öne çevirdikten sonra ablasının ağlamaya devam ettiğini gördü. Onu yerden iki omzundan destek olarak kalkmasına yardımcı oldu ve birbirlerine bir süre baktıktan sonra yılların verdiği özlem duygusuyla birbirlerine sarılmışlardı. Erva göz yaşlarını tutamayıp tekrar ağlamaya başlamıştı. Erem ise başını ovuşturmaktan başka bir şey yapmamıştı. Ancak kendisi sadece hüzünlü bir şekilde Erva’ nın kulağına yaklaşarak hepimizin duyacağı şekilde şunları söylemişti.</p><p>“Bana gerçekten değer verdin mi Abla ?… Bana bir şey olacak diye gerçekten var olduğuna artık emin olamadığım duygularının gerçek yansıması mıydı bu yaptıkların ? Lütfen beni aydınlat çünkü biricik kardeşini bu denli önemseyen bir abla yıllarca varlığını gizleyerek onu GÜVENMEDİĞİ birisinin kontrolüne bırakacak kadar acımasız olması gerçeği şu an ki yaptıklarıyla çelişki içerisinde. Onca zaman varlığından bile bir haber olduğum bir kadın bana şimdi gelip ben senin ablanım demesi, yıllarca Annesiz Babasız yetişen gerçek aile hissini doğru düzgün yaşayamamış, en iyi dostlarının yalnızlığın ve abisi bildiği kişi olduğuna kanaat getirmiş birisine ben senin Annenim ya da Babanım demekten ne farkı var söyler misin Erva…? Bu zamana kadar benim için ne idin ki şimdi sana ablam olarak değer biçeyim… O üvey dediğin kişi bile en azından üvey olsa da, ağabeylik kavramını soğukta olsa hissettirirken bana sen ne yaptın söyle. “</p><p>Ethan da bende Erem’ in ablasına karşı duygusal olarak saldırışını göz yaşlarıyla izlemekten başka bir şey yapamıyorduk. Erem’ in ağzından dökülen sözler karşısında Erva tüm gardını indirmiş ve bu acımasız söz kurşunlarını tek tek kalbine silinmeyecek bir yara olarak alıyordu.</p><p>“Ethan bu gerçeği benden gizledi senin tehditlerin ile onunda bu konuda suçu var ancak en azından yanımdaydı ERVA!!! Senin göze alamadığın şeyi kan bağı olmamasına rağmen o bu kadar yapmış olması bile benim için öz ağabeylik ti. Peki sen ne yaptın ? Acımasızlığının sınırının olmadığını da şimdi bana gelip senin ablanım diyerek mi tescilliyorsun. Daha önce neredeydin ? Küçük iken onca oyunları oynarken neredeydin. Gelip bana bunları söyleyen kişi mi beni bencillik ile suçluyor ? Ne yaşatıp ne hissettire bileceğin konusunda en ufak bir empati gerçekleştirdin mi bir kez olsun. Sebebi ne olursa olsun dünyanın en kötü şeyini bile yapmış olsan senden nefret edeceğimi dahi bilsen, EREM BEN SENİN ABLANIM demek bu kadar mı zordu!!!!???”</p><p>Erem göz yaşlarını tutamamış ardı ardına ablasını yaralamaya devam ediyordu. Böyle bir şey ile ben karşılaşmış olsam akıl sağlığımı yitirmememin imkanı yoktu sanırım. Peki neden Erva böyle bir şey yapmıştı. Neden onca acı sözler karşısında Erem’ i susturup bundan &nbsp;dolayı demiyordu. Belki de bu sözleri sonuna kadar hak ettiğini düşündüğü içindi. Bizde sadece yıkıma uğrayışını izlemekle yetiniyorduk acı bir şekilde.</p><p>Erem bir süre sessiz kaldıktan sonra ablasının ellerini tutup şu sözlerle karşı karşıya bırakıyordu Erva’ yı. Bu sözlerin etkisiyle de Erva artık her şeyinin elinden yavaşça kayıp gittiğini sadece gözleriyle bile anlatabiliyordu.</p><p>“Erva… Ethan belki de benim üvey ağabeyim… Ancak benim gözümde senden daha öz artık... Senden nefret dahi etmiyorum. Gözümde sadece tiksindiricisin Erva. Bu sözlerin sebebi beni Kardelenden uzak tutmak istediğin için değil. Ethan’ a karşı beslediğin intikam duygusu ve yaptıkların da değil….</p><p>Yapmadıkların için…. Yapmaktan korktukların için...</p><p>Beni Ablasız bıraktığın için…</p><p>Bunca zaman bir ablam olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra da olmadığını düşünmek bende pek acıya neden olmayacaktır. Soracağım ve söyleyeceklerim bu kadar…”</p><p>Son sorusuna &nbsp;cevap beklemediğini anahtarı cebinden çıkartarak ellerini tuttuğu ablasına teslim etmesi ile açıkça belirtmişti artık Erem. Erva ise elindeki anahtara bir yandan bakıyor diğer yandan da o anahtarın göz yaşları ile &nbsp;ıslandığını seyrediyordu. Bir süre sonra başını kaldırıp Erem’ e baktığında Erem başını çevirmiş ve sadece Ethan’ a bakıyordu. Erva’ yı artık umursamıyordu. Bunun bilincinde olan Erva ise cebinden bir kağıt çıkararak &nbsp;Erem’ in eline tutuşturmuş ve hiçbir şey diyemeden &nbsp;elinden kayıp gitmiş duygularla kapıya yönelmişti. Erem’ in kağıt için söylediği şey ise “en yakın çöp kutusuna bırakacağım.” idi. Erva birkaç saniye bekledikten sonra kilidi açmış ve &nbsp;tekrar yürümeye devam ederek odadan ayrılmıştı. Erem oturduğu koltuğa tekrar oturarak yardımcı doktora seslenmişti ve &nbsp;Ethan için &nbsp;çıkış işlemleri adına gerekli sürecin başlatılması gerektiğini iletmişti. Bir süre sonra Erva elinde bir şırınga ile tekrar odaya dönmüştü. Artık konuşmuyordu. Sadece hüzünle işini yapıyordu. Her adımından her hareketinden yıkıldığı okunabiliyordu. Erem’ in yanına geldi ve sıyrılmış olan koluna iğneyi hassas bir şekilde yapmıştı. Ablası Erem’ in gözlerinin içine baksa da o tamamen Ablasını görmezden geliyor yere bakıyordu. Tıpkı yabancı insanlar gibi bir hissiyatla Erva “geçmiş olsun” diyebilmişti sadece. Erem de teşekkür ederek Ethan’ ın hazırlanmasına yardımcı olmak için yatağın yanına gitmişti.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="252"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/girl-gfcdd1b2ec-1920-64ad0f6b-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>İşte şiddetli depremin etkisi buydu. Duygusal yıkım… Belki de onarılamayacak derecede hasara neden olmuştu ablamın yaptıkları ancak gerçeklerle yüzleşmenin bedeli demek ki bu kadar ağırdı. Yıkım onları yıktığı kadar benimde temellerimi alt üst etmişti.</p><p></p><p>Dağ evi gerçekten soğuktu. Ateş yakmalı mıydım yoksa… Gördüğüm kadarıyla odunlar hala duruyor orada. Ancak yakacağım ateş bedenimi ısıtacak olsa da içimdeki soğuk fırtınaya ufacık bir fayda sağlayacak mıydı ? Bedenim sadece bir cesetti. Hasta olsa da yara alsa da iyileşecekti. Ama içimdeki bu yara bu soğuk nasıl dinecekti. İyileşecek miydi ruhum artık bilmiyordum…. İçime akıttığım gözyaşlarımın şiddeti kalbimi seller altında bırakıp boğmayacak mıydı peki…</p><p>Beni bu düşüncelere iten şey az çok tahmin edebildiğim bu ilk deprem için değildi aslında . Planlarıma dahil etmediğim bir noktadan başka bir depremin başlamasıydı. Bir sürpriz saldırı gibiydi… ve tamamen hazırlıksızdım . Tüm olasılıkları düşündüğümü farz ederken gerçekten de tüm olasılıkları tahmin edemediğimi sert bir yumruk gibi kalbimin tam ortasına yiyince anladım. Bu depremin başlamasını tetikleyen şey ise cevabını merak ettiğim tek bir sorunun kalması ve onun peşime düşmem ile başlamıştı. İlkinin artçı derecede gözümde küçüldüğü ve asıl yıkımın ikinci depremin neden olduğunu şahit olacaktım. Bu seferki asıl depremin şaheseri ise… Sevdiğim kadın Kardelen olacaktı…</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="258"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/winter-gd2e7c4e4d-1920-a8023f3f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p>1 gün sonra Erem, Ethan ve ben Ethanın evine gelmiştik. Kahvaltı sofrasını Erem ile hazırladıktan sonra 3 ümüz kahvaltımızı yapmıştık. Herhangi bir konuşma geçmemişti birbirimiz arasında. Kahvaltıdan sonra Ethan dinlenmek için odasına çekilmişti. Masayı toplamama yardım ettikten sonra Erem ile birlikte sadece mutfakta oturuyorduk. Erem derin düşüncelerdeydi yine. Dün Erva hazırlanıp gideceğini bize söyleyerek oda dan ayrılmıştı. Bizde şimdi bu evdeydik. Mutfaktan &nbsp;dışarıdaki insanların ve yoldan geçen araba seslerinin eşliğinde ikimizde oturuyorduk. Ethan ise yatmıştı. Erem yüzünden çökmüş olduğu belli oluyordu. Yavaştan yağmur da yağmaya başlamıştı. Çok kısa sürede sağanağa bile dönüşmüştü. Erem hiçbir şey demeden çatıya çıkan merdivenlere doğru yönelmişti ve yürümeye başladı oturduğu sandalyeden kalkarak.</p><p>Ne düşünüyordu, ne yapacaktı en ufak fikrim bile yoktu artık. Aradan çok geçmeden bende kalkıp onun yanına gidiyordum ancak bir tanede havlu almıştım yanıma. Islanacaktı ve üşütmesini istemiyordum.&nbsp; Çatıya çıktığımda Erem öylece gökyüzüne bakıyordu yağmur altında. Hayallerinin ya da umutlarının düşüşü gibi yağmur damlalarının düşüşünü izliyordu sanki. Yanına gittim ve havluyu ikimizin de üstüne atarak hadi içeri geçelim Erem dedim. Bana bakarak o buruk gülümsemesiyle karşılaştım. Bende tebessüm etmekten kendimi alıkoyamamıştım. Bir süre daha gökyüzünü izledikten sonra şöyle dedi.</p><p>“Kardelen… Yukarı bak. Gökyüzünden dökülen damlalara. O kadar yüksekten yere çarpıp dağılan tanelere. Tıpkı kendim ve hislerim gibi. Güven konusunda sıkıntı yaşarken en yakınlarım tarafından karşılaştığım şeylerden sonra aynı dağılmalar bende de gerçekleşiyor. Bunu durdurabilmek o anlığına imkansız geliyor bana ve boşluğa düşüyorum. Ne kadar güvenmek istersem insanlara o kadar çok yara alıyorum…”</p><p>Anlamıştım… Sonun başlangıcı adına Erem son fitili ateşlemişti. Beni köşeye sıkıştıracak soruların bir ön gösterimi niteliğindeydi.</p><p>“ &nbsp;Kardelen, hala çözülmesini bekleyen birkaç soru işaretlerim var ve nasıl çözeceğime dair doğru düzgün fikrim bile yok. Ailemi doğru düzgün tanıyamadım, çocuktum. Yüzlerini artık hatırlayamıyorum bile. Neden Erva varken Ethan’ ı evlatlık aldılar ve yetiştirdiler. Neden Erva kendini gizleme ihtiyacı hissederek bana ve bize &nbsp;bunları yaşattı. Ethan gerçekte kim. Akrabalarının yaptığı ve ailemin onu evlatlık alması… örtüşmeyen şeyler var. Ama yaşadığım müddetçe bulacağım. Kim olduğunu. Erva’ nın sebeplerini. &nbsp;Bu konular bir yana Kardelen bana anlatır mısın neden ailen tarafından terk edildin. Böyle acımasız bir şekilde hem de dağ evimin yakınlarında terk edildin. Söylediğin her bir kelimesinin doğruluğunu sorgulamak dahi istemiyorum sorgulamayacağım da. Bana her şeyini anlat lütfen olur mu ?”</p><p>Erem benim koluma girerek yine çatıda olan ve üstü kapalı masanın olduğu yere oturtmuştu. Ve karşıma geçerek yüzüme o aşık olduğum ve ilk kez hissettiğim muhteşem duygulara beni yine &nbsp;sevk ettirecek şekilde bakıyordu…</p><p>Başından itibaren hayat öykümü daha detaylıca anlatmaya başladım Erem’ e. Annemi o yangında &nbsp;kaybettiğimiz üzücü kazanın öncesinden bu yana her şeyi anlatmıştım…</p><p>Ama sadece…</p><p>“Kardelen gerçekten tarifi imkansız şeyler yaşadığını daha seni ilk gördüğümde yüzünden okuyabiliyordum. O bank ta o dağ evinde net bir şekilde hatırlayabiliyorum seni. Ancak baban ve ağabeyinden hiç bahsetmedin…”</p><p>Haklıydı. Gerçekten de sormuştu o soruyu . Nitekim sadece abim ve babama değinmemiştim…</p><p>“Kardelen sana bir sürprizim var ama önce sen cevapla sonrasında sürprizimden bahsedeceğim. “</p><p>Ne sürpriziydi bu…?</p><p>Evet Erem onlardan bahsetmedim. Çünkü bana yaptıklarından sonra onların adını dahi aklıma getirmek istemiyorum. Lütfen bana tekrar onların adını söyleterek üzülmeme neden olma olur mu ? diyebilmiştim sadece. Erem’ de,</p><p>“ Haklısın bunca şey yaşattıklarından sonra tekrar aynı şeyleri gözünde canlandıracak şeyleri sana düşündürtmek istemiyorum. Ayrıca soy ismini ve yaşını bilmiyorum Kardelen. Bunca zaman yaşadıklarım arasında yaptığım bu saygısızlığımı affettirmek istiyorum. Bana Soy adını söyler misin ?”</p><p>Diyerek gülümsemişti ve gülümsetmişti. Ardından cevap vermeme fırsat bırakmadan kendi adını ve soy adını söylemişti bana.</p><p>“ Ben Erem… Erem KARAN … 30 yaşındayım ve karşımdaki meleğe aşığım.”</p><p>Tebessüm etmiştim. Benimde soy adım dememe yine fırsat bırakmadan bana;</p><p>“Dur söyleme. Bunu kimliğinden bakarak görmek istiyorum” demişti.</p><p>Onun bu gülüşü yaşadıklarını bir nebze olsun hafiflediğinin işaretçisi olduğunu düşünerek bende mutlu olmuştum. Kimliğimi mini cebimden çıkartarak Erem’ e uzattım.</p><p>Kimliğime ilk baktığında Erem tarif edemeyeceğim bir hale bürünmüştü. Dakikalarca kimliğime aynı şekilde bakarak yüzündeki mutluluğun yerini, anlam veremediğim şaşkınlığa dönüştüğünü izliyordum sadece. Araya girip “ aramızda sadece 2 yaş var bu kadar şaşırmanın sebebi bu mu acaba Erem senden 2 yaş büyük olmam bir problem çıkarmayacaktır.” demiştim.</p><p>Ancak söylediğimi&nbsp; duyamayacak kadar korkutucu derece de şaşkınlığı artıyordu. Bir anda soy ismimi söyledi.</p><p>“Mehir… Kardelen MEHİR soy adın bu mu ?" dedi. &nbsp;Bende, “ evet soy adım Mehir neden bu kadar şaşırdın Erem” dediğimde kimliğimi masanın üstüne bırakarak &nbsp;şu sözleri yöneltmişti bana.”</p><p>“ Kardelen sana yalnızca 2 soru soracağım ve lütfen bana doğru cevabı olur mu ? Yalan yada kandırmaca sözlerini senden duymayacağımı her şeyden çok eminim sadece cevap ver bana lütfen ”</p><p>“Seni o dağ evimizin oradaki uçurumdan aşağıya iten kişi kimdi… ? “</p><p>Şu sözler aklımdan geçmeden edemiyordum. “ Erem lütfen bunu yaşamanı istemiyorum…”. Merakla gözlerime bakıyordu ve “Abim” diyebildim.</p><p>“ Peki abinin adı ne Kardelen ? ” sorusunu yönelttiğinde bu filmin burada kopacağını artık anlamıştım ne yazık ki. Elimden hiç bir şey &nbsp;gelmiyordu ve söylemekten başka çarem yoktu. Gözleri yaşlı bir şekilde gözlerime odaklanmıştı. Benim en büyük fırtınam işte şimdiydi. Son kez ismini söylememek için &nbsp;“ Erem bu acı tecrübeyi tekrar mı yaşatacaksın bana, bunu üstelemeyeceğini söylemiştin bana” dediğimde</p><p>“Kardelen gözünde ufacık değerim var ise bana onun adını söyle” demişti gözyaşı ile hıçkırmaya başlayarak.”</p><p>Söylemekten başka çarem kalmamıştı ve duyacağı şekilde onun ismini Erem’ e söylemiştim…</p><p></p><p>(<s>“</s><em><s>Seni çok arzuladığın o soğuk ile baş başa bırakıyorum…</s></em><s>“</s>)</p><p><s>Öz be öz kendi abim ve babam beni burada ölüme terk ediyordu.</s></p><p><s>Artık pek bir şey hissetmiyordum. Bana ne yapacakları da o sözden itibaren önemini yitirmişti. Abim arabadan beni indirdikten sonra beni uçurumun kenarına getirmişti.</s></p><p>&nbsp;<s>Aşağıda dallar, dikenler ve ağaçlar vardı. Buradan düştükten sonra kimsenin beni bulma ihtimali yoktu. Sona gelmiştim artık.</s></p><p>Ağabeyime yüzümü döndüğümde bana söylediği şey şuydu.</p><p>Özür dilerim Kardelen seni bulacağını biliyorum. Ölmene izin vermeyecektir. Babam beni tehdit etmeseydi bunu böyle gerçekleştirmezdim. Ama bu günü özellikle seçtim. Onun burada olduğunu bildiğim için. Seni kurtaracak…</p><p>Sözünden sonra omzumdan tutması ile abimin adını haykırmam bir olmuştu.</p><p>ETHAN LÜTFEN!!!!</p><p><s>Tek bir hareketle hiç çekinmeden beni aşağıya itmişti öz abim. Yuvarlanmaya başlamıştım hem o dondurucu kar fırtınasında hem de diken ve ağaçlar arasında…</s></p><p>Evet adı buydu. Ethan’ ın ta kendisi idi. Erem’ in üvey abisi benim ÖZ ABİM di.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="254"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/lightning-gefc097a95-1920-2204f65e-1920.webp" alt="" width="1920" height="920"></figure><p>Kardelene sürprizimi bilmeden bana abisinin ismini söylemişti. Ona sürprizim ise Ethan' ın hastaneden özellikle rica ettiğim gerçek kimliği idi. Elime ilk aldığımda gördüğüm şey soy ismi "MEHİR" di. Ethan Mehir... Bu onun gerçek soy ismi idi. Kardelenin kimliğini, şans eseri istemem ile o bilmeden, bana yıkıcı ve beklemediğim o 2. ve en sert depremi yaşatmıştı. Ağabeyim olarak bildiğim kişi üvey olmasının haricinde bu kişi aslında Kardelenin öz abisi idi. O isimden sonra Ethan' ın gerçek kimliğini Kardelen' in kimliğinin yanına koymuştum. Kardelen bunu görünce korku ve şaşkınlıkla eli ile ağzını kapatmıştı. Gözleri dolmuş ağlamaklı olmuş ve hıçkırarak göz yaşı dökmeye başlamıştı. Onun göz yaşlarını elimle silerek," Abini sürekli kontrol et... Döneceğim" demiştim. Kardelen buna izin vermeyecek şekilde elimi tutmuştu ancak ona sakin olmasını söylemiştim. Onu sakinleştirmek için başka yapabileceğim bir şey yoktu. Az da olsa rahatlattıktan sonra bir süre burada olmayacağım yarın seni arayacağım tamam mı ? Lütfen dediklerime harfiyen uy.</p><p>Kardelen hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı ve sadece başını onaylarcasına sallamıştı.</p><p></p><p>İşte bu depremi daha dün en derinlerde hissetmiştim. Şimdi de bu dağ evindeydim. Ethan' ın ve Kardelenin durumu, Ablamın durumu derken cevaba ulaşacağım yerde ulaştığım cevap, kat be kat yeni sorularla gelmişti.</p><p></p><p>Artık gerçekten yorulmuştum. Düşünmeye mecalim kalmamıştı. Ne yapacağım ne edeceğim hiçbir fikrim yoktu gerçekten. Kısacası şuan burada kendi morgumda en dibe vurmuştum... harabeye dönmüş... ve gittikçe de en derine batıyordum.</p><p></p><p>Kardelen...</p><p></p><p>Neden...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="265"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/japan-g30bd4323a-1920-1e94a51f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>U&apos;MUTLU YAŞLAR</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/umutlu-yaslar/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/umutlu-yaslar/</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Oct 2021 21:05:56 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hayat]]></category>
      <description><![CDATA[Hepimizin çok tabii yaşayacağı bir süreç “Yaşlılık” … Bu dönem mimari projede yaşlılar merkezi yapacak olmamız beni bu konuda biraz düşündürdü. Çoğu yaşlı çocuklarının veya başkalarının çizdiği…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/4a368e78c91d3fec025e58247c912258-2-f5fb1349-389.webp" alt="" /></p><p>Hepimizin çok tabii yaşayacağı bir süreç “Yaşlılık” …</p><p>Bu dönem mimari projede yaşlılar merkezi yapacak olmamız beni bu konuda biraz düşündürdü.</p><p>Çoğu yaşlı çocuklarının veya başkalarının çizdiği sınırlar içinde yaşamak zorunda kalıyor. Tıpkı çocukların da anne ve babalarının sınırları kapsamında büyüdükleri gibi. Ama sanki ömürlerinin sonlarına doğru yaklaştıkları anlamına gelen bu süreçte, onlara gereken yaşam enerjisini en başta biz vermiyoruz, veremiyoruz. Yaşlılar için de standartlarının dışına çıkmayı onlara hak görmek gerekiyor.</p><p>Hep şikayet ederiz yaşlıların huysuzluğundan ve biz onların geçtiği yoldan geçmeden, deneyimlerini tecrübe etmemişken yaparız bunu. Hatta bırakın yaşlıları, birbirimize bile böyle davranmaz mıyız? Örneğin, “Bunu ondan beklemiyordum." Bu cümleyi hangimiz bir başkasını, kendi beynimizde o kişi için çiziğimiz sınırlara hapsedip kurmadık?</p><ul><li><p></p></li></ul><p></p><p>Hadi bir düşünelim yaşlılığı, yapmak istediklerimiz var ama yapamadıklarımız aslında bunlar.</p><p>Kendi kendine yetememeye başlamaktan; başkalarına, kendi ailemize yük olmaktan bir o kadar korktuğumuzu, geçmiş o kadar yılı hatırlayıp keşke ile başlayan cümleler kurduğumuzu varsaydığımızda sizce yaşlılara biraz da bizim yardımcı olmamız gerekmez mi?</p><p>Kendilerini ne kadar pozitif hissetseler de bu bir yere kadar oluyor maalesef; artık bedenlerinin, ruhlarının istek ve arzularını yerine getiremeyecek oluşunu farkına varmaları umutlarını yeteri kadar kırıyor zaten.</p><p>En azından onların temel ihtiyaçlarını karşılamanın dışına çıkıp onlarla ilgilenmeli, kendilerinin değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Zaten en çok da saygı duyulduklarını hissetmek istiyorlar, herkesin isteyeceği gibi...</p><blockquote><p>Sevmek mübalağa sanatıdır. Abartın :)</p><p>İsmet ÖZEL</p></blockquote>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/4a368e78c91d3fec025e58247c912258-2-f5fb1349-389.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Nasıl Hayal Ettik, Neler Oldu?</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/nasil-hayal-ettik-neler-oldu/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/nasil-hayal-ettik-neler-oldu/</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Oct 2021 17:22:51 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Sevil Soysal]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bu blog sitesini açarken nasıl hayaller kuruyorduk, bu hayallerimiz gerçekleşti mi, hangi noktaya kadar geldik biraz bunlardan bahsetmek istiyorum. Blog sitesi açmaya…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/resim-49015b16-754.webp" alt="" /></p><p>Merhaba arkadaşlar bugün sizlere bu blog sitesini açarken nasıl hayaller kuruyorduk, bu hayallerimiz gerçekleşti mi, hangi noktaya kadar geldik biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.</p><p>Blog sitesi açmaya nasıl karar verdiğimizi ilk yazılarımızdan birinde anlatmıştım. (<a href="https://www.mimozaa.com/blog-acmaya-nasil-karar-verdik/">https://www.mimozaa.com/blog-acmaya-nasil-karar-verdik/</a>) Bunun üzerinden tam 8 ay geçmiş. O zamanlar o kadar heyecanlı bir şekilde bu işe atılmıştık ki. Açıkçası çok fazla yolun sonunu göremiyorduk. Daha doğrusu yolun sonuna pek bakmıyorduk.</p><p>Biz kendimiz için bir şey yapmak istedik. Beraber bir yola adım atmak istedik. Bu yolda sevdiklerimiz yanımızda olur; beraber yazılar yazarız, bilgilerimizi ve tecrübelerimizi paylaşırız dedik.</p><p>Her ne kadar bu düşünceyle yola çıksak da bu yolda bize eşlik edecek çok güzel arkadaşlar edindik. Belki de sadece kendi yakınlarımız yazılar yazar diye düşünsek de şimdi baktığımız zaman bize nereden ulaştıklarını bile bilmediğimiz bir sürü insan blogumuzda yazılar yazmaya başladı.</p><p>86 kullanıcıya ulaştık. Tam 86 kişi sitemize kayıt oldu ve aramıza katıldı. Bu kullanıcılar tarafından 66 yazı yazıldı ve bu yazılara 141 yorum yapıldı.</p><p>Kimileri kendi yazdığı şiirlerini, hikayelerini bizimle paylaştı. Kimileri hislerini, yaşadıklarını bize anlattı. Kimileri okuduğu kitapları, izlediği dizi ve filmleri yorumladı ve daha sayamadığım bir sürü konuda bize kendini açtı. Bizler de yazılan yazıları okuyarak onlarla beraber olduk.</p><p>Yani kısacası biz çok güzel hayaller kurduk ve kurduğumuz hayallerin çok daha fazlasına kavuştuk. Bu süreçte yanımızda olan dostlarımıza ve yazılarıyla bize destek olan, kendini anlatan yazarlarımıza sonsuz teşekkür ediyorum.</p><p>Eğer bu yazıyı okuyorsanız bu sizlere de benim davetiyem olsun. Yazmaya ilgisi olan ama fırsatını bulamayan herkesi aramıza davet ediyorum. Gelin hep beraber dostlarımızla ortak bir paydada buluşalım.</p><p>Görüşmek dileğiyle...</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/resim-49015b16-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>TEMASSIZ HAYAT</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/temassiz-hayat/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/temassiz-hayat/</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Sep 2021 19:53:46 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
      <description><![CDATA[Siz de fark ettiniz mi? İnsanlarla aramızdaki ilişkiler o kadar dijital bir boyut kazandı ki arkadaşlarımızla, annemizle veya bir başkasıyla yüz yüze konuştuğumuzda mimik kullanamaz olduk; kendimizi…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/2195ab855e97212a1afb8b211de32041-0a1f943f-424.webp" alt="" /></p><p>Siz de fark ettiniz mi? İnsanlarla aramızdaki ilişkiler o kadar dijital bir boyut kazandı ki arkadaşlarımızla, annemizle veya bir başkasıyla yüz yüze konuştuğumuzda mimik kullanamaz olduk; kendimizi, duygularımızı yansıtamaz olduk. Anlatmak istediklerimizin yanına bir de emoji koymak istedik çünkü kendimiz bunu yapamaz olmuştuk. Şimdilerde emojinin her hali telefon ekranlarından sanki tam da her duygumuzu yansıtacak şekilde bizim için(!) eklenmiş durumda.</p><p>Hatta durum o kadar ilerledi ki artık herhangi biriyle herhangi bir koşulda yüz yüze konuştuğumuzda heyecandan dilimiz tutuluyor, ne söyleyeceğimizi mesajlaşırken telefon ekranının arkasından dakikalarca nasıl afili cümle kursam diye düşünürken burada o fırsata sahip olamıyoruz ve bunun bizlerde oluşturduğu yan etki de iletişim kurmak istememek oldu sanki.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="242"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/848a204d00f750e0482e31431780c03a-3fc8ee25-564.webp" alt="" width="564" height="564"></figure><p>Bir önceki yazımda insanlarda oluşan tahammülsüzlüğe kısaca değinmiştim, ben bunun teknolojinin her fırsatının; her an önümüzde bizim için çaba sarf etmeden hizmetimize sunulmuş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. O kadar alıştık ki kolay yoldan istediğimize şıp diye ulaşmaya, sanki hayattan bir o kadar da soyutlandık böylece. Artık alışverişe bile kendimiz gitmiyoruz, yapacağımız her iş parmağımızla bir tık yapmak kadar uzağımızda, dışarı çıkıp bir insana, bir hayvana herhangi bir canlıya temas etmiyoruz, e hal böyleyken biz bu kadar rahatlık halindeyken herhangi bir zorluğa tahammülümüzün olmaması, sizce de çok doğal değil mi? Her gün bir yenisi çıkan teknolojinin sonsuz fırsatları bazı şeyleri de beraberinde götürüyor. Tabi ki güncel şartlarda bu fırsatlardan yararlanalım ancak düşünmekte fayda var. Düşünün ki şu zamanda sokaktayken bile elimizdeki telefona bakıyoruz yanımızdan yüzlerce hatta binlerce insan geçiyor, o anda gözlerimizle de olsa temas ettiğimiz insanlardan bile ne kadar çok şey öğrenebileceğimizin farkında olmadan yürüyoruz. Bu yazı da açıkçası kendimde duyduğum ve çevremde de gözlemlediğim eksikliklerden ortaya çıkmış oldu. Tıpkı kredi kartlarındaki temassız ödeme gibi temassız hayata geçtik...</p><blockquote><p>“…Sonuçta çok fonksiyonlu bir simülasyonu hayatın yerine koymaya çalışıyoruz. Hayat fonksiyonlardan ibaret değil, çok daha fazla şeyle şekilleniyor ve temeli öngörülemez sürprizlerle dolu.”</p><p>Gökhan Özcan</p></blockquote>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/2195ab855e97212a1afb8b211de32041-0a1f943f-424.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>İNSANLIK SINIRI</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/insanlik-siniri/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/insanlik-siniri/</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Sep 2021 08:01:04 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Durum ve şartlar ne olursa olsun her insanın kendi tutumunu seçme özgürlüğü vardır ama ne yazık ki insanoğlunun herhangi bir yükselmede ,kendine yetki verilen herhangi bir konuda zorba olabildiğini…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Durum ve şartlar ne olursa olsun her insanın kendi tutumunu seçme özgürlüğü vardır ama ne yazık ki insanoğlunun herhangi bir yükselmede ,kendine yetki verilen herhangi bir konuda zorba olabildiğini görüyoruz .Bir polis düşünün ki tek bir üniformayla kendini halktan farklı bir yere koyuyor .Örneğin içinde bulunduğumuz salgın sürecinde sokağa çıkma kısıtlamasında sokaklarda görevlendirilen bazı bekçilerin görevlerini yaptıklarını öne sürdüğü sıralarda insanlıktan uzak bir ahval ile sokağa çıkan vatandaşları darp ettiğini sosyal platformlardan görmüşüzdür.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="238"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/f3453ea37a46e02e9f3eee7fe5e1af74-1-274b0aa6-564.webp" alt="" width="564" height="423"></figure><p>Ne yazık ki bu örnekleri arttırabiliriz. Bunu sadece mevki olarak &nbsp;düşünmemek gerekir tabii hepimizin her şeye tahammülü gitgide azalmakta .Zaten her şeyin her an elimizde olduğu dijitalizm çağında bir de biz ,bizi her durumda robottan farklı olarak insan kılan fıtratımızdan vazgeçmemeliyiz.</p>]]></content:encoded>
      
    </item>
    <item>
      <title>ASLINDA KİM İZ?</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/aslinda-kim-iz/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/aslinda-kim-iz/</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Sep 2021 18:35:46 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Fatma TURHAN]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hayat]]></category>
      <description><![CDATA[Bir gün otobüste arka koltukta oturan iki kadının konuşmasına şahit oldum. Kadınlardan, diğerinden daha baskın olduğu konuşmalarından belli olanı, yanındakine "Tipe bak Allah'ım ya" dedi ve sonraki…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/aslinda-kimiz-83691ee2-754.webp" alt="" /></p><p>Bir gün otobüste arka koltukta oturan iki kadının konuşmasına şahit oldum. Kadınlardan, diğerinden daha baskın olduğu konuşmalarından belli olanı, yanındakine "Tipe bak Allah'ım ya" dedi ve sonraki gelen cümlelerinden de o anda cam kenarından dışarıyı izlerken gördüğüm iki tesettürlü siyahi kadına bu cümleleri sarf ettiğini anladım. Başta bu kadınların rahatsız olduğu şeyin kadınların tesettürü olduğunu düşünmüştüm ki ister istemez duyduğum ikinci cümle benim bu yanılgımı düzeltmiş oldu. Bu sefer de bir önceki cümlelerinin ona verdiği rahatlama henüz geçmemiş olacak ki önümüzden geçen kilolu bir kadının giydiği kısa etek için ondaki özgüvenin bu eteği giymeye nasıl yetebildiği ile ilgili bir cümle kurdu.</p><p>O anda anladım ki kadın başkalarını eleştirirken aslında kendindeki bazı şeyleri başka insanlarda beğenmedikleriyle örtmeye çalışıyor ve sonra düşündüm ki biz eleştirmesek, insanları kendi keskin sınırlarımıza hapsetmek istemesek insanı sadece insan olduğu için kabul edebilsek, eleştirilme korkumuz olur muydu? Millet ne der diye söyleyememekten, yaşayamamaktan çekindiklerimiz yerini kendimiz gibi davranabildiğimiz bir yaşantıya bırakır mıydı?...</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/aslinda-kimiz-83691ee2-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Yatay Geçiş Serüvenim</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/yatay-gecis-seruvenim/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/yatay-gecis-seruvenim/</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Sep 2021 09:49:03 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Sevil Soysal]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Merhaba arkadaşlar, bu yazımda sizlere benim için oldukça zorlu ve stresli geçen yatay geçiş serüvenimden bahsedeceğim. Öncelikle okuduğum bölümden ve bu bölümü bırakma sebeplerimden bahsetmek…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/yatay-gecis-seruvenim-a76a80ff-754.webp" alt="" /></p><p>Merhaba arkadaşlar, bu yazımda sizlere benim için oldukça zorlu ve stresli geçen yatay geçiş serüvenimden bahsedeceğim.</p><p>Öncelikle okuduğum bölümden ve bu bölümü bırakma sebeplerimden bahsetmek istiyorum. Ben Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü 2019 yılında kazandım. Pandemiden dolayı sadece 1 dönem okula gidip yüz yüze eğitim alabildim.</p><p>Okulda geçen bir dönemim benim için oldukça zorluydu. Mimarlık bölümünü okuyanlar ya da çevresinde Mimarlık okuyanlar az çok neler yaşadığımı tahmin edebilir. Lisede aldığımız eğitimden çok farklı bir eğitime geçiş yaptık ve neye uğradığımızı şaşırdık desem abartmış olmam sanırım. Alışırım dedim, daha ilk dönem zorlanmam normal dedim ama beni çok daha zor bir dönem bekliyordu. Pandemiden dolayı eğitim online olmaya başladı. 2 dönem türlü zorluklarla devam etti. Hiçbir zaman bölümüme alışamadım, sevemedim. Böyle deyince yanlış anlaşılmasın notlarım düşük değildi. Projelerimi hep BB ve BA notlarıyla geçtim. Benim sıkıntım bu ortama alışamamaktı. Her gün uyandığımda "Bugün nasıl çizim yapacağım?" diye uyanıyordum.</p><p>Bilmeyenler için Mimarlıkta dönemin başından sonuna kadar size bir proje konusu veriliyor ve proje hocanızla beraber dönem sonuna kadar o konuda ilerleyip bir mimari yapı çıkartıyorsunuz ortaya. Her geçen dönem projeninizin alanı ve detayları artıyor ve daha çok teknik öğreniyorsunuz.</p><p>Benim en zorladığım kısmı buydu. Asla dönemin sonuna kadar bitmeyen bir koşuşturmanın içindesiniz. Yani diğer bölümlerdeki gibi dersi dinleyeyim tekrar edeyim sınavdan 1-2 hafta önce de çalışmaya başlayıp sınavımı geçerim olmuyor. Baştan sona kadar istisnasız her gün bir şeyler çıkarmak zorundasınız ortaya.</p><p>Siz gecenizi gündüzünüze katarsınız, çalışırsınız. Ertesi gün hocanız yaptığınız hiçbir şeyi beğenmez hatta "Sen sanki bu hafta pek çalışamamışsın " bile diyebilir ki bu benim başıma gelmişti.</p><p>Yanı kısaca toparlamam gerekirse istemediğim, sevmediğim, her gün bir eziyete uyanıyormuş gibi hissettiğim bir bölümde daha fazla kendimi yıpratmamam gerektiğini düşündüm. Çünkü bu süreç benim için hastalığa kadar gidiyordu. Artık her gün bu stresle başım ağrımaya, sürekli midem bulanmaya başladı. Son zamanlara doğru yemek bile yiyemiyordum. Aşırı kilo kaybı yaşadım, her gün ağlama krizlerini saymıyorum bile.</p><p>En sonunda benim için zor olsa da bölüm değiştirme kararını verdim. Aldığım bu kararda yanımda olup bana destek olanlar da oldu, tam tersi kendi hayatım için zor bir karar vermişken beni daha da yıpratıp karşımda duranlar da oldu. İlk zamanlar beni eleştirenlere o kadar üzülüyordum ki bunu size anlatamam. Ama zamanla bunu da atlattım. Benim neler hissettiğimi, nasıl bu karara vardığımı sadece ben anlayabilirdim.</p><p>Yaklaşık bir hafta önce yeni okuluma Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümüne kaydımı yaptırdım. Hiç pişman oldun mu diye sorarsanız hiç olmadım. Eski okulumda oldukça fazla tecrübe edindim. Hayallerim olan şehirde kısa da olsa yaşama fırsatı yakaladım. Yurtta kalma, kendi kendime hayatımı sürdürebilme deneyimini tattım. Çok güzel dostluklar edindim. Şu an baktığım zaman her şeyde bir hayır vardır diyebiliyorum. Belki dışardan bakıldığında 2 senem boşa gitmiş gibi görünse de ben bu yaşadıklarımın bana çok şey kattığını düşünüyorum.</p><p>Umarım hayatım boyunca "İyi ki bu cesareti gösterip bu karara varmışım." diyebilirim. Yanımda olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum.</p><p>Ufak bir şey daha eklemek istiyorum. Hayatınız boyunca karar verirken kendi düşüncelerinize önem verin ve kendi kıymetinizi bilin. Konu komşu sizin hayatınızı belki 5 dakika konuşacak ama o hayatı bir ömür boyu siz yaşayacaksınız.</p><p>Mutlu kalın...</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/09/yatay-gecis-seruvenim-a76a80ff-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SESSİZ TANIŞMA)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Aug 2021 12:47:59 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" alt="" /></p><p>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</p><p>Şimdi söyle Ethan...</p><p>Neden hala yaşıyorsun... ?</p><p>Neden hala nefes alıyorsun... ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="211"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/shame-1-bd566c56-960.webp" alt="" width="960" height="541"></figure><p></p><p>Gerçekleşmesini düşünmek dahi istemediğim şeylerin adım adım habercileri anlam veremediğim bir şekilde karşılıyordu sürekli beni. Neden her seferinde ince bir ipin üzerinde buluyorum kendimi... Neden "Hayat", çırpınışlarım dan zevk alırcasına daha da ağır sınavlara tabii tutuyor beni.... Neden huzura, mutluluğa, gülümsemelere sadece bir adım atmak isterken benden koşarcasına uzaklaşıyor... Kendimi, öfkemle yine başımı yere doğru eğmiş, cevabını bulamadığım belkide hiçbir zaman bulamayacağım soruları kendime sorarken buluyordum. Başımı kaldırdığımda abimin yatakta seruma bağlı sadece nefes alışlarını seyrediyordum. 1 hafta boyunca komada kalmıştı ve müşahede odasına alınanı 1 hafta olmuştu. Hala bilinci kapalıydı ve uyutuluyordu. Bu gün de hasta odasına yatırılmıştı ve gördüğüm kadarıyla herhangi bir gelişme yok gibiydi. Sadece nefes alıp veriyordu. Sebebi olduğum şeyleri oturup böyle izleyebilmek canice geliyordu bana artık. Bu durum, kendime nefretimi ölçümleyemediğim kadar arttırmasıyla beraber yaşamaya dair sebeplerimi de bir hayli azaltıyordu. Sevdiğim kadın, Kardelen yanı başımda bana bir yandan buruk bir yandan da destek olmaya çalışıyordu. Kardelenin nefretini bile hak etmeyecek düzeyde hissediyordum kendimi. Bu düşüncelerle birlikte sadece başımı Kardelenin omzuna koyup sebebiyet verdiğim şeylerin bedelini ödeyemeyeceğim gerçeğiyle yüzleştiriyordum kendimi. Gelen hemşire bile sürekli onu kontrol ediyor, iğnelerle onun kendine gelmesi için elinden geleni yapıyorken benim sadece izlemem psikolojimi alt üst etmeye yetiyordu...</p><p>Ama...</p><p>Aklımı kurcalayan bir takım detaylar vardı...</p><p>Bu zamana kadar Ethan neden uyanmamıştı. Hala en ufak bir hareket bile görmemiştim ondan. Yanlış giden bir şeyler vardı...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="215"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/think-scaled-d436cf63-2400.webp" alt="" width="2400" height="1600"></figure><p>Erem'i hiç böyle görmemiştim. Abisinin yanında durmamı isteyip sürekli dışarıya çıkıyordu ve bana da ne yaptığını anlatmıyordu. Bu durum beni içten içe korkutmaya başlamıştı. Yanımdayken derin düşüncelerden kendisini alamıyordu. Ne doğru düzgün yemek yiyordu ne de uyku uyuyordu. Arada bir uyuya kalsam da her uyandığımda yanı başımda elimi tutmuş halde sadece dışarıya bakıyorken görüyordum onu. Yine bir sabah Ethan'ı sürekli kontrole gelen hemşire bu seferde gelmişti ve Erem ona bakarak ne yapacağı adına bakışlarıyla soru sormuş olacak ki hemşire gülümseyerek 'B12 ilacı, vitamin alması gerekiyor. Sağlıklı beslenemediği için buna ihtiyacı var dediğinde Erem başını eğerek düşüncelere yeniden dalmıştı. Tam o anda odaya birisi girmişti. Kıyafetleri bizimki gibiydi ve söylediklerinden hasta yakını olduğu anlaşılıyordu. Telaşla ' Doktor hanım acil gelin lütfen hastamız ağırlaştı' demesiyle hemşire iğneyi yapmadan hasta yakınına döndü. Bir süre baktıktan sonra gelen hasta yakınına iğneyi Ethan'ın yattığı yatağın hemen yanında ki küçük masaya bırakarak 'hemen geliyorum' cevabını verir vermez odadan ayrılmıştı. Kapı kapandıktan sonra tekrar Erem' e baktığımda bakışları bir hayli değişmişti. Heyecanlı gibiydi. Bir kaç saniye sonra ayağa kalkarak hemşirenin komodinin üstüne bıraktığı iğnenin yanına kadar gitti ve iğneyi oradan aldı. Ben şaşkın gözlerle Erem' i izlerken bana dönerek, 'Kardelen, bana güveniyor musun ? Yanlış bir şeyler var ve çözmem gerekiyor. Hepimizin iyiliği için bana yardımcı olur musun ? diye sormuştu. Erem' in bu sözleri beni oldukça korkutmaya yetmişti. Gözlerinin içine bir süre baktıktan sonra başımı onaylarcasına sallamıştım. Ne yapacağım peki dediğim de, kimseye bunun için bir şey söylemeyeceksin. Tahminlerim doğruysa taşlar yerine bir bir oturacak.</p><p>Erem söylediklerinde samimi idi. Bir problem vardı. Hem de çok büyük bir problem. Hemşirenin getirdiği iğneyi aldı ve üzerinde ki 'Z DOZ' yazan yazıyı çıkartmıştı. Saydam bir sıvıya benziyordu şırınga da ki sıvı. Erem şırıngaya bakarak bir yandan şaşkınlık bir yandan da öfke ile iğneyi cebine koymuştu. Onun yerine, çekmeceden sakinleştirici iğneyi alarak üzerine ilk şırıngadan çıkardığı yazıyı bu şırıngaya yapıştırmıştı. Ve sessiz sedasız yanıma geldi, oturdu ve kapıya bakmaya başladı. Ne yaptığına dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Ona sormadan edemiyordum ve merakıma dayanamayıp kolunu çekiştirerek. 'Erem, neden böyle bir şey yaptın neler oluyor ?' diye sessizce sordum. Elimi tutarak 'Güven bana Kardelen, soru işaretlerimin cevabını yakın zaman da alacağız ancak pek hoşnut olmayacağın şeyler yaşayacağız buna hazırlıklı ol. ' demişti.</p><p></p><p>Söylediklerinden sonra korkmamam işten bile değildi. Erem' e baktıkça ona dikkat kesildiğimi anlamıştı. Bana bakarak önce tebessüm etti sonra da 'bana güven olur mu ?' demişti. Bu söylediği beni içten içe daha da korkutmuştu. Anlam veremiyordum. Neden açıklama yapmıyordu bana. Ama diğer yandan ona güvenmekten başka çarem yoktu.</p><p>Bir süre sonra giden o hemşire tekrar odaya gelmişti. ' Kusura bakmayın acil yardım etmem gerekiyordu.' diyerek gülümsedi ve Erem ' in komodine bıraktığı iğneyi alarak damar yolundan enjekte etmişti. Ardından hemşire nazikçe 'Herhangi bir problem yaşanırsa bu telefonu açarak yetkili doktoru çağırabilirsiniz. Yardımcı olmamı gerektiren başka bir şey var mı ? sorusunu yöneltmesinden sonra Erem, 'teşekkür ederiz' cevabını vermişti sadece. Hemşire gülümseyerek odayı terk etmişti.</p><p></p><p>Gecenin geç bir vaktinde susamıştım ve su içmek için uyanmıştım. Saat 3:42 idi. Koltuktan doğrulduğumda Erem' in montunun üstümde olduğunu fark etmiştim. Pencereye baktığımda Erem ayaktaydı ve dışarıyı seyrediyordu. Elinde plastik bardak ta su vardı sadece. Neden uyumadığını sorduğumda Ethan' a bakarak, ' aradığım cevapların bana yakınlığından dolayı Kardelen.' demişti. Ancak pencereden gelen ay ışığının etkisiyle Erem' i net bir şekilde terlediğini görebiliyordum. Terliyorsun Erem dediğimde, ' Sadece heyecanlıyım, 'Yarım saat öncesinden sakinleştirici aldım iyiyim toparlanırım birazdan demesiyle kalkıp Erem ' in yanına gitmiştim. Soğuk soğuk terliyordu. Lütfen dedim ona. Lütfen kendine bu kadar yüklenme diyerek sarıldım ona. Elini başımın üstüne koyarak, ' Doğrular fedakarlık istiyor Kardelen, merak etme zarar görmeyeceğiz' demişti. Bu söyledikleri bir nebze olsun rahatlatmış ta olsa beni içimde kötü bir his vardı. Beni koltuğa kadar getirerek 'hadi yat dinlen, bende uyumaya çalışacağım' demişti. Montunu üstüme sererek başımı okşuyordu.</p><p>Erem... sana güvenmek istiyorum...sana zarar gelmesini istemiyorum... lütfen...sensizliği bana tekrar yaşatma....</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="216"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/night-e489d0fb-1667.webp" alt="" width="1667" height="2500"></figure><p>Konuşma sesleri duyuyordum. Erem birisi ile konuşuyordu ve sesi hiç yabancı gelmiyordu. Gözlerimi açtığımda Ethan'ın uyandığını gördüm. Çok sevinmiştim. Hiç uyanmayacaktı sanıyordum ama çok şükür uyanmıştı. Yanına gittim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Erem de yatağın diğer tarafında onun gözlerine bakıyordu. Ne konuşuyordunuz Erem, daha hasta yatağında yeni uyanan abine konuşarak eziyet mi ediyorsun, dediğim de Ethan gülümsemişti.</p><p>'Sana onca yaptığım şeyden sonra bunları söyleyebiliyor musun gerçekten' deyip gözlerini benden kaçırıyordu ve gözleri de dolmuştu Ethan'ın .</p><p>Kendince sebeplerin vardı. Ne kadar onca şeyleri yaşamış olsak ta artık biliyorum kalbini. Her şey onu koruma iç güdüsüyle yapılan davranışlardı. Anlayabiliyorum. Aksi bir durum olsa kardeşin burada yanı başında uyanmanı dört gözle beklemezdi değil mi ? diyerek gülümsedim ve devam ettim. Peki siz ne konuşuyordunuz burada. Konuşmalarınıza uyandım ama ben uyanınca konuşmanız bitmişti sanırım. Erem bana bakarak, sana ne söylediysem ona da aynılarını söyledim Kardelen. Özetle... Bana güvenmesini istedim....</p><p></p><p>Ethan'ı daha da bunaltmamak için koltuğuma geri dönmüştüm. Erem de kendi koltuğuna geçmişti ve bir şeyi bekliyormuşçasına pencereden dışarıya bakıyordu sadece. kucağına bir tane yastık almıştı ve öylece oturuyordu. Bir süre sonra saat 07:00 civarında odaya her zaman ki bakımı yapan hemşire girmişti. Ethan' ı uyanık gördüğünde ise şaşırmıştı ve çok şükür uyanmışsınız dedi. Bir rahatsızlığınız ya da ağrınız var mı diye sorduğunda, Ethan hemşireye 'teşekkür ederim ben iyiyim' demişti. Erem olan biteni izliyordu sadece. Ardından hemşire cebindeki iğneyi çıkardı ve ardından yatağın sol kısmına doğru her zamanki enjekte ettiği yere doğru ilerledi. Erem o an da ' hemşire hanım, yine B12 ilacı vereceksiniz sanıyorum değil mi ? diye soru yönelttiğinde, hemşire tebessümle ' kesinlikle, doğru bildiniz, genelde hastalarım ve hasta yakınları pek hatırlamaz ama tebrikler biliyor olmanıza sevindim.</p><p></p><p>Erem abisine yönelerek, ' Görüyor musun abi, bu hemşire hanım her gün senin iyileşmen için yardımcı oluyor, senin çalıştığın hastanede böyle özverili hemşirelerle karşılaşmak genelde zordur.</p><p>Erem bunları söylerken Ethan'ın belli belirsiz çekinceleri olduğu anlaşılabiliyordu. Rahat değildi. Erem de pekala bunu görebiliyordu ve konuşmasına devam etti.</p><p>+Abi bildiğim kadarıyla bunca zaman hiç kimseyle bir birlikteliğin olmadı. İşini en iyi şekilde yapan bir cerrah olarak peşinde bir çok kadın vardır eminim. Ama bana sorarsan sana tavsiye edebileceğim kişi şu an da yanı başındaki hemşire olabilir.</p><p><em>Erem neler söylüyordu böyle. Neden böyle bir şey söylemişti ki şimdi. Böyle konuşmalarda bulunacak son kişidir Erem. O konuştukça geçen her saniye de şaşkınlığım katlanarak artıyordu. Bu konuda yalnız değildim. Ethan da aynı şekilde şaşkınlığını gizleyemiyordu.</em></p><p>Bir anda Ethan, ' Böyle bir şeye ihtimal bile yok' diyerek çıkışmıştı. Hemşire anlık bu çıkıştan korkmuş olsa gerek irkilmişti ve Ethan' a bakıyordu. Hemşire, Erem' e dönerek ' Düşünceniz için çok teşekkür ederim ama benim farklı planlarım var ' diyerek cevap verdi.</p><p><em>Erem, Ethan'ın bu çıkışını ve ruh halinin değişimini fark edince konuşmasına devam etti.</em></p><p>'Hemşire hanım tarafından reddedildin abi. Sanırım bu senin ilk reddedilişin oluyor'. Erem bunları söylerken Ethan'ın Erem'e öfkelendiğini fark edebiliyordum ancak bunları neden yaptığını hala anlamıyordum. Eren konuşmasına devam ederek;</p><p>+ Nitekim sonrasında kariyer yapma planı olan bir hemşirenin yakın zamanda evliliğe olumlu bakmayacağını tahmin edebiliyorum.</p><p></p><p>+ "Hatta ilerleyen süreçler de doktor olmayı planlayan birisi..."</p><p></p><p>Erem bu cümleyi kurduğunda hemşirenin yüzündeki gülümseme bir anda yerini normal görünümüne bırakmıştı.</p><p></p><p>+ Belki de ilerleyen safhalar da Başhekim olacaktır Ethan ne dersin.</p><p>Ethan'ın bakışları karmaşıklığı olanca gücüyle görebiliyordum. Korku, heyecan, çekince, nefret, ve daha sayamadığım bir çok duygular.</p><p>Erem başını önüne sakince eğerek kısık sesle konuşmaya devam etti...</p><p>+ Hemşire hanım belki de bu saydıklarıma çok yakındır... Sahi bu hastanenin Başhekimi kimdi Ethan ? Kendisiyle birebir görüşmek isterdim. Bazı şikayetlerim var çünkü. Yanındaki hemşire hanım için şikayette bulunacaktım. Hem seni reddettiği için, hem de sen derin uykudayken söylediği B12 ilacının haricinde bir enjeksiyon yapmak istediği için...</p><p></p><p>Erem neyden bahsediyordu böyle. Farklı bir iğne miydi o...?</p><p></p><p>+Hemşire hanım hatasını telafi edip şimdi doğru B12 ilacını verecek sana öyle değil mi ? Bildiğim kadarıyla B12 sıvısı kırmızıya yakın bir renge sahip, bulundurduğu vitaminler açısından öyle değil mi DOKTOR hanım yanılıyor muyum ? Ancak bir önceki B12 ilacı olarak belirttiğiniz sıvı tamamen saydamdı....</p><p></p><p>Erem neden Doktor dedi hemşire hanıma... Daha da önemlisi hemşirenin ruh hali tamamen değişmeye başlamıştı Erem konuştukça. Ethan ise artık korkusunu gizleyemiyordu. B12 ilacını gerçekten renginden mi tanıdı...</p><p></p><p>+Doktor hanım sizden rica etsem cebinizdeki şırınganın dışındaki (Z DOZ) kağıdını çıkartabilir miyiz.</p><p></p><p>Hemşire olarak bildiğim kadın öfkeyle Erem' e dönerek 'neyden bahsediyorsun sen' diyerek çıkışmaya başlamıştı.</p><p></p><p>Erem başını eğerek şöyle devam etti.</p><p></p><p>+ Haklısın, gerçekten haklısın, bir Başhekimle nasıl konuşacağımı bile bilmiyorum değil mi ? Ama gerçekten merak ettiğim bir kaç şey var. Koca Başhekim neden bu hastanede hemşire gibi hareket ediyor. Bu koca Başhekim gerçekten daha B12 ilacının ne olduğunu bilmeden mi enjeksiyon yapıyor. Tabi ki böyle bir şey söz konusu değil. Kasıtlı olmasından başka bir açıklaması olsaydı, şırıngayı kağıtla sarmazdı öyle değil mi ?</p><p>O kadının bakışları daha da öfkelenmeye başlıyordu...</p><p>+ Ve en güzel soruyu sana soruyorum Ethan. Cevap vermen için bir süre bekleyebilirim. Neticede yeterince yıpranmış, ve heyecandan cevap verecek durumda değilsin. Bana gerçeklerin hepsini anlatmadığın için ayrıca konuşacağız seninle... Soruma gelecek olursak...</p><p></p><p>Erva ismi sana hiç tanıdık geliyor mu Ethan. Hiç böyle bir isimde birisi duydun mu ? Duymuş olduğunu varsayıyorum. Nitekim bu ismin sahibi bunca zaman benden gizlediğin ABLAMIN İSMİ...</p><p></p><p>Ve bizzat öğrendiğim şey ne biliyor musun Ethan. Benden gizlemeye çalıştığın Ablam bu hastanede Başhekim olarak görev yapıyor... Değil mi Başhekim Erva hanım yada en sade şekliyle...ABLA...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="219"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/the-sister-e336fdd8-1920.webp" alt="" width="1920" height="1440"></figure><p>Bu odada duyduklarımdan sonra şaşkınlığımı gizleyemiyordum. Hemşire dediğimiz kadın doktor hatta Başhekimdi ve en inanamadığım nokta ise bu kişi Erem' in ablası Erva mıydı... Bunları ne zaman öğrenmişti....</p><p>Oda bir anda sessizleşmişti. Hiç kimse konuşmuyordu. Doktor yani Erem' in ablası ise tüm sırrı ortaya çıkmış ve yavaşça koltuğa doğru yürüyordu. Erem hala koltuğundan kalkmamıştı ve bana dönerek ' Kardelen, kapıyı kilitle ve anahtarı bana getir. Konuşmamız gereken şeyler var ve rahatsız edilmeyeceğiz.' demişti. Şaşkınlığım hala sürerken diğer yandan Erem' in söylediğini yapıp kapıyı kilitlemiştim ve anahtarı ona vermiştim. Daha sonra yerime oturmuştum. Bunları nasıl ve nereden öğrendiğini anlayamıyordum. Ethan bunu söyleyecek birisi değildir tanıdığım kadarıyla. Öyle olmuş olsa söylenenlerde korkacak kadar tepki vermezdi. Erem şöyle devam etti.</p><p></p><p>Şu saniyeden itibaren hiç kimse oturduğu yerden kalkmayacak Ethan sende buna dahilsin.</p><p>Erva. Başından itibaren anlatacaksın bana her şeyi. Ethan'ı zorla beni Kardelenden koparmak için neden baskı yaptığını, Elinde nasıl bir koz vardı da bu baskıya Ethan'ın göz yumduğu. Bunca zaman neden benden gizlendiğini ve geri kalan her şey.</p><p>Erva sözüne şöyle başladı.</p><p>- Ethan' a baskı yaptığım yalanını sana kendisi mi söyledi...</p><p>+ Hayır. Telefonumda ki ses kaydı söyledi...</p><p>- Ses kaydı mı ?</p><p>+ Sadece dinle bu ses kaydını bakalım tanıdık gelecek mi Erva... ?</p><p>+ (( <em>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</em></p><p><em>Şimdi söyle Ethan</em>...</p><p><em>Neden hala yaşıyorsun</em>... ?</p><p><em>Neden hala nefes alıyorsun</em>... ? ))</p><p></p><p>+Yastığın altına bıraktığım telefon bana her şeyi şüphelerimi soru işaretlerimi anlattı ve daha fazla soru işaretlerine neden oldu Erva...</p><p></p><p>Doktor şaşkınlıkla Ethan ile konuşmasını dinlemiş ve bir şey söyleyememişti. Bir süre sonra,</p><p>- Erem. Öyle bile olmuş olsa sana anlatma zorunluluğu hissetmiyorum. Benden anlatmamı bekleyecek kadar saf düşüncelerde olamazsın değil mi ? Sana değer veriyor olmam her şeyi anlatacağım anlamına gelmez. Bir yere kadar başarılıydın Erem. Ama sadece bir yere kadar. Geri kalanlarınız ile ayrıca ilgileneceğim. Bu arada beni ne zamandır takip ediyordun ? Benimle alakalı edindiğin bilgilere nereden ulaştın sorularını sana soracağım ancak muhtemelen benden öğrenmek istediğin şeylerden sonra açıklayacağını söyleyeceksin.</p><p>+ Kesinlikle Erva...</p><p>- Bu isteğini reddediyorum üzgünüm...</p><p>Diyerek Erva kalkmıştı ve kapıya doğru yönelmişti.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="220"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/sadly-6faa0807-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>Erem ;</p><p>+ Kimse oturduğu yerden kalkmayacak dedim !!</p><p>diyerek sesli bir şekilde uyarmıştı Erva'yı. Erva durdu ve,</p><p>- Neden ?, beni buna zorunlu kılacak şey nedir küçük kardeşim ?</p><p>+45 dk...</p><p>-Neyden bahsediyorsun ?</p><p>+ Ethan' a yapacak olduğun enjeksiyon ismi Z DOZ'du. Fark etmeme olasılığın yok ancak bu enjeksiyon yapıldığında öncelikli olarak 2 önemli etkiye sahip. 1. si hastanın uyanmasına engel olması... 2. si sinirleri yıpratarak acı hissi vermesi. Fark ettiğine eminim ki Ethan' ı odaya girdiğinde uyanık görünce şaşırmıştın. Ancak ustaca hislerini gizliyordun. İlk bu enjeksiyonu yaptığında etkilerini bu oda da gördüm. Ethan'ın acı çektiğini ve uyanmadığını. Bunu ondan almak istediğin intikam duygusu ile yaptın Erva. Onun başarısızlığının bedeli olarak.</p><p></p><p>Erva Erem'e dönerek,</p><p>- 'Bunları nereden biliyorsun Erem' dedi hiddetle.</p><p>Erem devam etti,</p><p>+ Dahası bu yaptığın enjeksiyon sadece 2. doz olarak geçiyor. Ethan' a ilk doz u yapmış olsaydın ve ardından bu 2. dozu yapmış olsaydın 2 ayrı doz reaksiyona girerek 45 dakikalık bir sürede tüm sinir sistemini çökertecek kalp atışlarını durduracak bir etkiye sahip olacaktı.</p><p>Kendinden emin adımlarla kapıya yönelen Erva şimdi korkuyla Erem' in gözlerine bakmaya başlamıştı ve cevap verememişti. Ben ise duyduklarım karşısında nefesimi tutmuş ve olanları dinlemekten başka bir şey yapamıyordum. Aynı şekilde Ethan ' da anlatıların şokundaydı ve tıbbi bilgisi ışığında olasılıkları daha iyi kavrayabiliyordu ki korku dolu gözlerle Erva ya bakıyordu. Erem sözlerine devam etti.</p><p>+ İlk dozun adı (A DOZ) yanlış bilmiyorsam Erva. Başhekimlik odasındaki çekmecen de 2 ayrı doz enjektörlerin yanında açıklama bilgilerini bırakman ise senin düşüncesizliğin di bunun için teşekkür ederim. A DOZ ve Z DOZ çalışma prensiplerini kısaca şöyle özetleyeyim Başhekim Erva hanım. Siz biliyor olsanız da odadaki diğer bireylerin eseriniz hakkında bilgi sahibi olmalı. A DOZ damar yolu ile sinir sisteminin tamamına yayılan, yerleşen, 12 saat aktif kalabilen ve sadece sakinleştirici etkiye sahip hücreler barındırıyor. Yani tek başına sadece sakinleştirici ve acıyı dizginleyen bir etkiye sahip. Ancak 2. doz yani Z DOZ enjeksiyonu yine tüm sinir sistemine yayılarak bir önceki yerleşmiş olan doz hücreleri ile temas sağlar ve ortalama 45 dakikalık süre sonunda tüm temas halindeki iki doz hücreleri aynı anda tabiri caizse reaksiyon ile infilak ederek tüm vücuttaki sinir sistemini anında durduracak bir etki yapacak ve yaşamı sonlandıracak bir etkiye sahip. Sinir sistemine yapılan bu saldırının en önemli yanı sonrasında kanıt bırakmaması. Bu saldırıya maruz kalan sinir sistemi çöküp tüm yaşam faaliyetlerini sonlandırdıktan sonra 1 saat içerisinde tahrip olan sinir sistemi ile birlikte hücrelerde yok oluyor. Kısacası tespit edilebilmesi için sadece 1 saatlik bir süre tanıyor. Bu otopsiye alınma süresinden yeterince kısa.</p><p></p><p>Sana güzel bir haber vereyim Abla. İlk dozun yan etkisi soğuk terleme ve baş dönmesi değil mi ? Yani gece 3:20 de bende yan etkisini gösterdiği ilk saat. Yaklaşık 20 dakika sonra ise Kardelen uyandı ve bu duruma şahit oldu. Zor ayakta duruyordum.</p><p></p><p>Erem olan biteni ve yaptıklarını anlattıkça Erva'nın tüm planları yerle bir olduğunu, kendine güvenini kaybettiği gibi duyguları açıkça davranışlarından belli oluyordu. Çünkü Ablası olarak ona zarar gelmesini kaldırabilecek bir karaktere sahip değildi anlaşılan. Madem Kardeşi için bu kadar korkan yerle bir olan birisi neden diğer kardeşi için aynı hisleri paylaşmıyor ? Neden ? Yoksa...</p><p></p><p>+ Biraz geriye dönelim istersen Erva. Bir önce ki Z DOZ aşının etkisini hissetmediğini biliyorsun Ethan'ın. Neden olduğunu hiç düşündün mü ?</p><p></p><p>Erva az çok olan biteni tahmin ediyor olacak ki dizlerinin üstüne çökmüştü ve göz yaşları ile sadece yere bakarak Erem' i dinliyordu.</p><p></p><p>+ O gün Ethan' a enjekte ettiğin şey Z DOZ değildi. Çekmecedeki basit bir sakinleştirici idi sadece. Odadan çıkmanı sağlayan kişi ile görüşmem yetti değil mi ? Enjektör ü yanında götürmüş olsaydın bile bu konuşmayı sadece 1 gün sonra yapacaktık. Komodinden aldığım şırıngayla basit sakinleştiriciyi değiştirmem pek vaktimi almadı. Sonuç olarak nerede olduğunu merak etmişsindir ilacın.</p><p>Bana bakar mısın Erva .....?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="222"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/drop-aa54a379-1920.webp" alt="" width="1920" height="1480"></figure><p>Erva yaşlı gözlerle Ereme bakınca başından kaynar suların döküldüğünü ben bile hissedebilmiştim. Yastığın altında kolunu gizliyordu. İğne damar yolundaydı. Ayağa kalkmak istedim ama Erem öfkeyle gözlerimin içine bakmıştı. Kendini öldürtecekti. Göz yaşlarıma hakim olamamıştım. Benden ona güvenmemi istemişti ama bunu neden yapıyordu. Bir şey olmayacağına dair bana söz vermişti neden ?.... Ethan dahi yatağından kalkmak istemişti ancak Erem durması için eliyle işaret etmişti.</p><p>+ Şimdi Erva. Kalk ve senden oturmanı istediğim o koltuğa otur ve anlatmaya başla.</p><p>- Bunu yapamazsın Erem.</p><p>+Yapamam mı ? Kardeleni bulabilmek için yaptırdığın şeylerin sonunda yataktaki kişinin halini görüyorsun ve hala yapabileceklerimden şüphe mi duyuyorsun.</p><p>- Kardeleni yalnız bırakamazsın.</p><p>Erem duygularından arınmışçasına bakışlarını Erva üzerinde yoğunlaştırmaya başlamıştı. Soğuk ve kısık bakışlarıyla hiçbir çekincesi olmadığını hissedebiliyordum ve Erem' i vazgeçirmek için onunla konuşmaya çalışıyordum. Ethan'a vurmaması için o gece çığlık attığımda beni dinlemeden yapacağını yapmıştı. Aynı şekilde aynı bakışlar vardı gözlerinde. Yapabileceğine dair en ufak bir şüphem bile kalmamıştı ve Erva ya dönerek , Erem' in istediğini yapması için sadece gözlerine bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.</p><p>- Erem. Çıkar o kolundakini ne olur. Yazılanlar da şakaya vurulacak hiçbir nokta yok. 45 dakikaya yakın bir sürede öleceksin bırak lütfen onu. Başka bir zaman anlatacağım sana her şeyi...</p><p>Erem bir süre düşündükten sonra derin bir nefes aldı ve,</p><p>+ Pekala, o başka zaman süresini biraz daha erkene çekelim o zaman...</p><p>Diyerek şırıngada ki Z DOZ u koluna enjekte etmişti ve iğneyi yere fırlatmıştı. Erva'nın ayaklarına kadar gelen boş enjektörü üçümüzde görmüştük. Erva yaşadığı şoktan dolayı hareket edemezken Ethan ve ben Erem' in gözlerinin içine bakmaktan başka bir şey yapamıyorduk. Hepimiz korku dolu gözlerle Erem' e bakıyorken şu acımasız sözlerle karşı karşıya bırakıyordu hepimizi...;</p><p>+ O zaman 45 dakikalık süremiz başladı demek oluyor Başhekim Erva hanım. En azından bu 45 dakikalık süre de doğruları duymak istiyorum...Şimdi...Sizi dinliyorum...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="221"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/fading-flower-e26ff967-1920.webp" alt="" width="1920" height="1463"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SOĞUK SIZI)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-soguk-sizi/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-soguk-sizi/</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jul 2021 08:18:16 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[- Neden burada olduğunu biliyor musun ? + ... - Tahmin etmesi bu kadar zor olmamalı... + ... - Onca yolu o zorluk ta nasıl gelebildin bu kulübeden o Hastaneye. Hem de burada kalmanı söylememe…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yol-1fc59638-960.webp" alt="" /></p><p>- Neden burada olduğunu biliyor musun ?</p><p>+ ...</p><p>- Tahmin etmesi bu kadar zor olmamalı...</p><p>+ ...</p><p>- Onca yolu o zorluk ta nasıl gelebildin bu kulübeden o Hastaneye. Hem de burada kalmanı söylememe rağmen..</p><p>+ Sen olsan ne yapardın !</p><p>- Duygularımda samimi isem yaptığını yapardım.</p><p>+ Neden sordun peki ?</p><p>- Duygularında samimi olduğunu ve sana inandığımı söylemedim. Sana nazaran insanlara güvenebilen bir yapıya sahip değilim.</p><p>+ Güvenine ihtiyacım yok, ki güvenmemem gereken birisi olduğunu zaten hissedebiliyorum.. sadece onunla yaşamak istiyorum.</p><p>- Buna izin veremem... Hastanede onu görmek için girdiğin çabaların farkındayım. Baygınken onun yanı başından ayrılmayışının ve göz yaşı dökmenin de farkındayım. Ama 2 KEZ günlerce yoğun bakımda o yatakta yatmasına sebebiyet verdikten sonra, onu kanlar içinde her seferinde bulduktan sonra söyle peki sen ne yapardın Kardelen. Onun zarar görmesini artık istemiyorsan bırak peşini.</p><p>+ Bunu benden isteme ne olur. Onu seviyorum. Mutlu olduğum tek yer onun yanı.</p><p>- Onun da zarar gördüğü tek yer senin yanın...</p><p>+... Böyle olsun istemedim...</p><p>- Hiçbirimiz istemedik... ancak Böyle diyor olsam da ne yapıp edip seni bulacağına şüphem yok . Erem' i herkesten çok iyi tanıyorum. Gerçekten aklına koyduysa yapabileceklerinin bir sınırı yok. Her gün işimden sonra senin yanına geliyorum kontrol için. Böyle olunca da eve geç dönüyorum. Şüphe etmemesi olası bile değil. Hem de çoğu gece adını sayıklıyor iken... Er ya da geç bazı şeylerin peşine düşecektir. Diğer yandan onun duygularında samimi olup olmadığını acımasızca da olsa bu şekilde öğreneceğiz. " Sizi birbirinizden uzak tutarak." Erem birisine kolay kolay sevgisini emanet edecek bir insan değil artık. Bende kardeşimin zarar görmesini isteyecek birisi değilim.</p><p>- Sana hayatının geri kalanında istediğin şekilde yaşayabilecek miktarda maddi konuda yardımcı olabilirim. İstediğin yerde istediğin şekilde yaşaman için gerekli hatta fazlasıyla destek verebilirim. Yeter ki onun peşini bırak... Ne diyorsun ?</p><p>+ Ne mi diyorum!!!!???...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="199"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yalin-0e45cd6e-1920.webp" alt="" width="1920" height="1079"></figure><p>Bu diyalog, Kardelen ile benim daha 1-2 gün öncesine ait olan o kulübedeki konuşmalarımıza aitti...</p><p>Gözlerimi açtığımda baş ağrımın akabinde bacağıma damlayan kan damlalarıyla karşılaşmıştım. Yerde ahşap duvara yaslanmış şekilde bulmuştum kendimi. Hemen yanımda da soba odunu duruyordu. Muhtemelen Erem' in eseriydi bu. Bilincimi kaybetmeden önce hatırladığım tek şey Kardelen'in çığlığıydı. Şimdi ise ağlama sesi duyuyorum yine Kardelen' e ait. O kulübe de ilk konuşurken ağlaması gibi. Bana Erem'in durumunu sorarken ki hali gibi.</p><p></p><p>Kardelen... Umarım anlaşmamıza sadık kalmışsındır...</p><p></p><p>Bu benim için ağır bir bedel olsa da, sonuçlarını göze aldığım bir kumar... Ve kaybetme ihtimalim kazanma ihtimalimden çok daha fazla.</p><p></p><p>Erem kolaylık la duygularını açığa vuran birisi değildi. Hislerini gözlerinden anlamama rağmen sevgi ve değer konusunda duygularını pek anlayamadım. Nede olsa şuana kadar onun tarafından gerçekten bir abi olarak değer görmedim. Mühim değil... O her hâlükârda benim kardeşim. Bu anne ve babamız içinde geçerliydi. Beni pek sevmezlerdi ilk çocuk olmama rağmen. Beraber oyun oynamaya gönderildiğimizde Erem haylazlığı ile kendini sağa sola atar, bende onu her şeyimle korumaya çalışır, onu korurken bende yaralansam da , o her yerini yara bere eder, eve döndüğümüzde de neden kardeşine sahip çıkmadın diye azarlanan ve horlanan ben olurdum.</p><p></p><p>Önemli değildi. Derinden üzülsem de Erem' in mutluluğu benim mutluluğumdu...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="202"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/buruk-861532c2-960.webp" alt="" width="960" height="635"></figure><p>Kardeleni o kulübede tutmam da, Erem' i Kardelenden uzak tutmam da ikisinin bir sınavıydı. Belki de duygularımla hareket etmiştim o kıza öfkelenmiştim ama kendimce haklıydım. Onlar için ağır bir sınavdı. Kardeşim de olsa onun duyguları çok saf ve temizdi. İnsanlara bir anda güvenmemeyi çabalarımla öğretsem de bazen sahte sevgilerle harap edildiğine şahit olurdum. Onu bu sahte duygulardan uzak tutmaya çalıştığım çabaları da Erem hep yanlış anlamış , onu mutluluktan hep uzak tutmayı istediğimi düşünmüş ve bundan dolayı da bana karşı olumsuz hisler büyütmüştü kalbinde bu zamana kadar. Ama hak etmeyene güvenmemeyi sonunda öğrenmişti. Belki de bundandır beni sevmeyişi. Hak etmediğimi düşünüyordur belkide. Dediğim gibi. O benim gözümde hiç büyümeyen kardeşim. Duygularını tam anlamıyla anlamasam da artık zarar görmesini istemiyorum. Bu işin sonu benim için nasıl biterse bitsin... Erem'in gözlerini dolayısıyla cevabımı öğrenecektim.</p><p></p><p>Başımı zar zor kaldırdığımda Erem masada oturup gözlerini benden ayırmıyordu. Kardelen ise korku dolu gözler ile bir bana birde Erem' e bakıyordu sürekli.</p><p></p><p>Kardelen daha da duruşunu koruyamayıp ilk yardım dolabına yönelerek aldığı gazlı bez ile yanıma gelmişti ve başımı sarmaya başlamıştı. Başımdaki acı yada döktüğüm kan pek umurumda değildi ama hala tek laf bile etmemişti.</p><p></p><p>Başımı sardıktan sonra Kardelen hiçbir şey demeden beni masaya kadar götürmüştü. Erem' in gözlerinin içine bakmaya başlamıştım. İlk cümleyi ben sarf etmiştim.</p><p></p><p>"Buraya sadece susmak için gelmedik değil mi sorunlu kardeş" diyerek söze girmiştim. Erem gözlerini bu sefer gözlerime dikmişti.</p><p>Şu sözlerimle devam ettim.</p><p></p><p>Son zamanlar da dikkat etmeye başladın değil mi ? O köy yolundaki kulübenin önünden her geçişimizde saniyelik bakışlarımı yakaladığını görebiliyordum.</p><p>5 dakika yeterliydi demek... sıktığım parfümün üzerine sinmesi için. Bana orada sarılmanın hem de bu denli uzun süre sarılmanın farklı bir nedeni yoktu değil mi Erem ? Kulübeye ilk girdiğinde Kardelenin benim kokumdan benim geldiğimi anlayacağını biliyordun. Garantiye almak için arabamı aldın. Biliyordun kulübenin önüne geldiğinde motorun sesinden tanıyacağını. Seni görüp üzülmemen için doğruyu söylemese de cüzdanında ki fotoğrafı göstermeliydin. Dil ne söylerse söylesin gözler o fotoğrafa bakınca her şeyi bir bir dökecekti sana. Ki fotoğrafa bile gerek kalmadan kulübeye girişte motor sesi ve parfüm Kardelenin benim geldiğimi zannetmesi uzun sürmeyip ipucunu vermiştir sana.</p><p>Özetle Erem... attığın her adımın açıklaması daha yapmadan önce vardı bende.</p><p></p><p>Erem şaşkın gözlerle yüzüme bakmadan edemiyordu. Cevapsızdı. Gittikçe öfkesinin artması ise teorilerimin tuttuğuna işaretti. Az kalmıştı beklediğim şeye. Benim için durumun devamı pek iç açıcı olmasa da istediğim cevaba yaklaşıyordum.</p><p>Beni en çok korkutan ise halüsinasyonundu. Hastaneden sonra gittiğinde o kadar çok istedin ki orada onu görmeyi tamamen zihninin oyunuyla karşı karşıya kalmıştın. Ki işime yarayacak bir detay olmuştu seni ondan uzaklaştırmam için.</p><p>Erem gittikçe öfkesine yenik düşmeye başlıyordu ve araya şu soruyu eklemişti. "Duyduğum o ağlama sesleri peki..."</p><p></p><p>Kardelen yanı başında ağlıyordu sen hastanede iken günlerce. Uyandıktan sonra bilinç altında kalan seslerdi büyük ihtimalle. Sonrasında onu tekrardan o kulübeye götürmüştüm. Üstelik onca yolu o tipide usanmadan yürüyerek gelmiş. Bunları söylemem ile Erem ' in iplerinin koptuğunu fark etmem bir olmuştu. Yumruğunu sıkarak bana olanca gücü ile vurmuştu ki şiddetinden sağ göğsümde ki kaburgamın kırıldığını hissetmiştim. Aldığım darbeden sonra yere yığılmıştım...</p><p></p><p>Kardelen... verdiği sözü tutuyordu olanları görünce. (Teşekkür ederim) Aksi halde yaptıklarımın sebebini anlatmış olsaydı her şeyi ile Erem tamamen dizginleyip susturacaktı duygularını. Kardelene böyle bir durumun yaşanmasında sonucu ne olursa olsun karışmayacağını tembihlemiştim. Hayatımı burada sonlandıracak olsa bile. Yapabildiği tek şey ağlamak ve Erem' i durdurmaya çalışmaktı.</p><p>Erem hışımla boğazıma sarılmış ve " Bunu nasıl yapabildin" diyerek bağırıyordu hiddetiyle.</p><p></p><p>Ancak,</p><p></p><p>Merakıma cevap olacak şey ile karşılaşıyordum artık.</p><p>Gözleri...</p><p>Gizlemiyordu duygularına ait hiçbir şeyi. Döktüğü göz yaşı, nefreti, sevgisi, her şeyi ile karşımdaydı artık. Canı pahasına Kardelen ' e verdiği değeri görebiliyordum artık. Tıpkı Annemizi kaybettiğimiz o günkü bakışlarının saflığı ve gerçekliği vardı gözlerinde...gözlerimizde...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="200"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/man-1465525-960-720-41e97b9d-479.webp" alt="" width="479" height="720"></figure><p></p><p>Erem aynı şeyi sormayı bağırarak devam ederken dilimden dökülen şu cümle onun durmasına yetmişti. " Senin içindi."</p><p></p><p>Bir an duraksayıp " ne diyorsun sen ? " cümlesini kurdu o bağıra çağıra konuşan Erem suskunlaşarak.</p><p></p><p>Zar zor da olsa konuşmaya devam ediyordum...</p><p></p><p>Bir abi olarak görevimi yerine getiremedim hiç değil mi daha başından beri. Yaptığın haylazlıkların sonunu getiremeyecek kadar dolu dolu yaşıyordun hayatı. İmreniyordum seni bu konuda. Sana değer veren ebeveynlerin vardı çünkü. Onların asıl mutluluk kaynağıydın hep. Kendileri sana yetişemedikleri için beni görevlendirirlerdi hep korumam adına. Başarısız olduğum her seferde de aşağılanırdım sadece. Ama her şeye rağmen beni mutlu eden o huysuz mutluluğun için değerdi.</p><p></p><p>Geçirdiği ilk kazadan itibaren yaşadıklarımızın bu güne kadar ki olanları bir bir Erem ' e anlatmıştım 1 saate yakın bir süre de. Neyi neden yaptığımı öğrendikçe kendisine duyduğu suçluluk hissinin arttığını görebiliyordum. Onu her şeyden çok korumak istediğimi, aldığım yanlışta olsa bazı kararların yalnızca onu koruma isteği ile yaptığımı anlattıkça göz yaşlarına hakim olamıyordu. Kim bilir ne düşünüyordu Erem. Kardelen ise tam anlamıyla gözleri yaşlı ve beni acıyan gözlerle anlattıklarımı dinliyordu... Bir yandan konuşmamı sürdürürken bir yandan bedenimin ağırlaştığını hissetmeye başlıyordum...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="204"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/kuruyan-yaprak-3a43817a-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>Abi... yaptıklarından sonra öfkeleneceğimi ve bu raddeye geleceğimizi biliyordun. Her şeyi planlamıştın ve sırf gerçekleri gözünle görmek için bu olanların hepsine izin verdin değil mi ?</p><p></p><p>Senin bu halini göremeyecek kadar beni senden uzaklaştıran şey gerçekten beni korumak için yaptığın aptalca önlemler miydi ? Neden bunu kendine yaptın...</p><p>Cevabını bildiğim soruları yine soruyorum kendime.. Abimi buna iten kişi benden başkası değildi. Kendimi affedemeyeceğim çok büyük bir hata yapmıştım. Gözlerimin önündeki gerçeği göremeyecek kadar zayıf ve dalgın birisiydim hep ne aptalca... Gözlerimi Kardelene çevirdiğimde abimin anlattıklarına sadece göz yaşları ile dinliyordu. Gerçekten değer vermem gereken insanları çok geç fark ediyordum NEDEN...</p><p></p><p>Aklımdan bu konuşmalar geçerken, bir yandan gözlerim Kardelende kalmış bir yandan da abimi bu hale getirmemin suçluluğu geçen her saniye daha da yük oluyordu ruhuma. Bu düşünceler ve artan pişmanlık hissi silsilesi aklımın her köşesini istila ederken Kardelenin abime bakışları anlam veremediğim şekilde farklılık kazanmaya başlamıştı. Abimin anlattıkları bitmişmiydi. Artık konuşmuyordu susmuştu. Neden bu kadar sessizleşti yine bu oda. Neden o şekilde abime bakıyordun Kardelen. Başımı abime çevirdiğimde gözleri yarı açık ve yüzünde bir tebessüm vardı. Bana doğru bakıyordu. Peki neden nefes almıyordu. Elimle onu silkelememe rağmen neden bana cevap vermiyordu. Neden onu sarstığım için bana çıkışmıyordu söylesene Kardelen... Neden tepki vermiyordu...</p><p>Gözümden düşen o damlaların yere çarpışının sesi kulaklarımı patlatırcasına canımı yakıyor kafamın içindeki o damlaların çınlamasını sonuna kadar duyabiliyordum. Hayır. O damlalar yerin kat be kat altında olması gereken hiçbir işe yaramayan sol yanıma çarpıyordu adeta. Sol yanımda yaptığı o korkunç etkinin açıklaması ise Kanayan Soğuk ve Ağır bir Sızı gibiydi.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="203"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/agir-yagmur-52e5e2a2-960.webp" alt="" width="960" height="640"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/yol-1fc59638-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Bir Takım Sızılar</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/bir-takim-sizilar/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/bir-takim-sizilar/</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Jul 2021 11:43:52 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
      <description><![CDATA[Uyanmayı bilmediğimiz, belki de beceremediğimiz bir rüyayı yaşıyoruz. Kalkmak istemeyen bir beton duvarı andırır gibi bağlamışız yüreklerimizi suskunluklara. Öfkemiz bile mahur bir mayhoş olmuş avuç…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/face-4877524-960-720-1ccf9b43-960.webp" alt="" /></p><p>Uyanmayı bilmediğimiz, belki de beceremediğimiz bir rüyayı yaşıyoruz.<br>Kalkmak istemeyen bir beton duvarı andırır gibi bağlamışız yüreklerimizi suskunluklara.<br>Öfkemiz bile mahur bir mayhoş olmuş avuç içlerimizde.<br>Sebepsiz yere kanayan yaraların esiri olmuşuz kağıttan parmaklıklarda.<br>Gözyaşını silecek dermanı olmayan sıradanları oynamaya başladık iki taş arasında.<br>Çıkarıp atmak istedikçe soldan yok olduğunu hissetmedik bile…<br>Göz göre göre dost olduk o yılana, bana dokunmayan bin yaşasın diye..<br>İzlemeye izni olmayan seyircilerdik kendi hayat tiyatromuzda.<br>Onlar dedi… Bizler de yaptık sadece…<br>Uçmayı arzulayan balıklara bile imrenir olmuşuz köşede umutsuz.<br>Silsen silemezsin seni, sevsen sevemezsin seni.<br>Çek çıkar beni burdan diyip genç bir el uzattıysak da o çukurda kendimize.<br>Yine kendimiz görmezden geldik o yaşlı ve titreyen ele...<br>Kaybına bile üzülmeyeceğimiz soyut artıklardı belki de ufak tefek heveslerimiz kimine göre,<br>Soramazsın ki o jileti koluna değil de kalbine çekmiş yaşayan ölülere.<br>Lime lime olmuş gülümsemeleriniz niye…<br>Açmadan solmayı miras aldık o deniz kıyısından en sonunda.<br>Kim bilir belki de ikisi de tuzludur diye denizlere milyonların gözyaşıdır dedik.<br>Fakat yine sadece parmak uçlarından kayıp gidenleri izledik... O gidenler biz değilmişizcesine.<br>Balıkların suya, kuşların uçmaya hasreti gibi asgari idik hayatta.<br>Ama kimseler bilmedi. Suyu olmayan balığa da, uçamayan kuşa da nefes yoktu bu arafta.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/face-4877524-960-720-1ccf9b43-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Sessiz Bir Yolculuk</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/sessiz-bir-yolculuk/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/sessiz-bir-yolculuk/</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Jun 2021 21:00:02 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Mbunyamins]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Gecelerin boynu bükük ve hasret Bulunduğum zindan hatıra defteri Uykuya küsmüş bir beden Kulağımdaki uğultular sessizce fısıldıyor; Sabret.! Zaman dolu dizgin geçiyor Birazdan ağarır tanyeri. 40 ve…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/sessiz-bir-yolculuk-c51dbc17-754.webp" alt="" /></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="115"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/whatsapp-image-2021-06-21-at-23-13-57-edited-e1624307521187-7fecc12b-660.webp" alt="" width="660" height="860"></figure><p>Gecelerin boynu bükük ve hasret<br>Bulunduğum zindan hatıra defteri<br>Uykuya küsmüş bir beden<br>Kulağımdaki uğultular sessizce fısıldıyor;<br>Sabret.!<br>Zaman dolu dizgin geçiyor<br>Birazdan ağarır tanyeri.</p><p></p><p>40 ve öncesine sessiz bir yolculuk<br>Gözlerimiz kapalı ve bizler ürkek<br>Aldığımız nefesler soluk ve kopuk<br>Neyine yaşadım dersin ey insan!<br>3 gün önce hiçbirimiz yoktuk!</p><p></p><p>Hızlı ve dualarla gidilen yollara dua ektim,<br>Merhameti ve rahmeti lal olan dilime pelesenk ettim<br>Kendi nefsim önünde ki en büyük bend yine bendim<br>Bağışlayıcı olan sensin,el açıp diz çöktüm<br>Kabul buyur Ya RABB ben geldim</p><p></p><p>Ambulans telaşlı,etrafında 4 tane dolu dizgin at var!<br>sireni bazen susar,bazen küfür çalar, sonrasında tövbekâr bir eda ve sessizlik<br>Duyan kulakları rahatsiz eden bir&nbsp; ses var<br>Çoğu zaman söylesede bazen kesik<br>Arka arkaya sıralanmış araçlar<br>Yolun sağında ve solunda selama durmuş ağaçlar</p><p>Arabalar sıralı,içinde ölüm bile sessiz,<br>Ölüme düşman insanlar<br>Hepsi kalabalıklar içinde kimsesiz</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/sessiz-bir-yolculuk-c51dbc17-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Aklımdaki Düşünceler</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/aklimdaki-dusunceler/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/aklimdaki-dusunceler/</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Jun 2021 17:22:15 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Melike]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Bir insan neden üzgün olur ? Şu an bence içten içe sorulan sorular içerisinde yer alıyor. Mesela bir tanesi, ortada hiçbir şey yokken arabesk şarkılar açarak ağlarız peki bunu neden yaparız bunu ben…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/images-0902c96a-300.webp" alt="" /></p><p>Bir insan neden üzgün olur ?</p><p>Şu an bence içten içe sorulan sorular içerisinde yer alıyor. Mesela bir tanesi, ortada hiçbir şey yokken arabesk şarkılar açarak ağlarız peki bunu neden yaparız bunu ben de bilemiyorum. Sanırım ya dışlandığınızdan, anlık düşünce yüzünden veya aldatılma olayı gibi konular beyninizin içerisinde dolaşan bir kaç konu. Örnek olarak ben bunlardan dışlanan olabilirim. Bilemiyorum bana öyle geliyor ki iki tane kız arkadaşım var onlarla buluştuğumuzda ben konuşmak istemiyorum. Bunun sebebini biliyorum, beni öyle tanıdılar. Ben eğer mutlu olursam hemen sebep arayacaklar veya konuya dahil olursam kötüyüm dersem hemen sormaya başlayacaklar ben de o yüzden; "Aklıma konu gelmiyor o yüzden konuşmuyorum." diyorum. Sanırım ağır konuşabilme kapasitem önden bakılarak fazla gelebilir ama öyle değil, ya onlar önden giderler kulaktan kulağa konuşurlar veya arkadan gelirler...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="111"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/images-0902c96a-300.webp" alt="" width="300" height="168"></figure><p>Belki de bu görseldeki gibi kendi kendime takılmak istediğim için olabilir, bazen arkadaşlık zor geliyor. Senin bir işin oluyor ama bir şey diyemiyorsun. Buluşacağın kişi hemen bir dahaki buluşmanızda yüzünüze vuruyor bu gerçekten bazen çekilmiyor. Bence siz de yaşıyorsunuz bunu, tek ben değilimdir. Anlık düşünce derken demek istediğim; arkadaşlarınla oturuyorsundur aklına yaşadığın çok kötü bir olay gelmiştir. Hemen yüzün asılır, o iki saniyelik gelen anlık hatırlama anı seni derinden etkiler. Anlık düşünce veya hatırlama anları seni üzer. Bunu söylemek istemiştim. Aldatılma olayına gelirsek bu konu biraz da olsa ağır gibi bazı insanlar için. Bence şu anki insanlar bu konuyu çok fazla takmıyor. Bence de öyle ama kim aldatıyorsa o çok suçludur, o her ne kadar suçlu olursa bence sizin de o kadar suçunuz olabilir. Demek ki onu tatmin edememişsin veya o sadece senle yetinmek istemiyordur. Her şey harika gider farz edersin ama onları yan yana görünce hemen bir parlama yaşarsın bence en iyisi o ilişkiyi bitirmek. O ilişki artık bitmiştir. Bu olaydan sonra üzülmeye gerek yok diye düşünüyorum. Aklımdaki bu karmaşık düşünceler konudan konuya atlasa da beni anlamak isteyen anladı sanırım. Umarım beğenmişsinizdir. Ben burada yeniyim ve ilk bloğum sonraki bloglarımda hikayeler olacak umarım beğenirsiniz bir sonraki yazıda görüşmek üzere.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/images-0902c96a-300.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>biraz ben biraz hayat</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/biraz-ben-biraz-hayat/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/biraz-ben-biraz-hayat/</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Jun 2021 09:02:01 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[morfrezya]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hayat]]></category>
      <description><![CDATA[Bu hayatta başımıza gelen her şeyin bir işaret olduğuna inanıyorum. Eğer öyle olmasaydı çok anlamsız ve boşlukta yaşamaz mıydık? Bir otobüs seferini kaçırdığımda ona binmemem gerektiğini otobüsü…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/whatsapp-image-2021-06-11-at-11-54-00-5669f487-960.webp" alt="" /></p><p>Bu hayatta başımıza gelen her şeyin bir işaret olduğuna inanıyorum. Eğer öyle olmasaydı çok anlamsız ve boşlukta yaşamaz mıydık? Bir otobüs seferini kaçırdığımda ona binmemem gerektiğini otobüsü kaçırmaktan daha fena bir olayın başıma geleceğini düşünürüm. Bu bir teslim olma meselesi. İnandığın her neyse ona ait hissettikçe gelen şeyin de onun tarafından gönderildiğine inanıyorsun ve bence hayat böyle çok daha çekilir oluyor.<br>Sürekli birilerini suçlayarak bu hayatı yaşayamayacağımızı fark edecek kadar büyüdüm sanırım. Hayatı daha çekilir kılacak yolları aramaya başladık hepimiz. Kimimiz buldu kimimiz yarı yolda pes edip kendini mutsuzluğa mahkum etti. Ben hapsedilmekten hoşlanmam. Hiçbir duygunun kölesi olmadım. En doruklarda yaşadım ama ondan uzaklaşmayı bilecek kadar durumun farkındaydım. Aslında her şeyi oluruna bırakıp bir kez dahi olsun o mutsuzluğun nasıl hissettirdiğini deneyimlemek isterdim. Her zaman mutlu olmak için çabaladım. Gülecek şeyler bulup kendi kendimin maskotu oldum. İşe yaradı da ama ne kadar yara aldığımı farkında mıydım?<br>En mükemmeli olmak için elimden ne gelirse yaptım. Sonuç mükemmelliğin sokağından bile geçmiyordu. Sanki sadece benim fikirlerim doğru gibi yaşadım. Değiştirmeye çalıştım elbette kendimi. Değiştim. Daha farklı biriyim artık. Niye yıprattım o zaman kendimi, her şeyin ipini biraz daha gevşetsem başıma en fazla ne gelebilirdi ki?<br>Yine konudan saptım. Kendimi de böyle kandırıyorum bazen. Kafamın içindeki farklı bir konuyla yer değiştiriyorum meşgul eden düşünceyi. Ama madem girdik sevdim bu meseleyi çıkmayalım. Kendimi eleştirmek her zaman iyi hissettirdi. Bugün bir arkadaşıma evet sen haklısın dediğim için şaşırdı mesela. Benden bunu duymayı beklemiyormuş daha ziyade onu ikna edeceğimi düşünmüş. Sarsıldım. Böyle mi gözüküyordum yani dışarıdan. Huysuz ve inatçı. Benim karakterimden çok uzak iki özellikti. Büyümekten ve daha özgür düşünebilmeye başlamaktan ilk defa bu kadar mutluluk duymuştum.<br>Geriye dönüp baktığımda yine kendime toz konduramıyorum tabi. Küçüktüm diyorum, olur öyle şeyler. Artık daha kontrol edilebilir düşüncelerim ve tavırlarım var. Bunun sebebi yaşımın sayılarla artması değil elbette. Ne olursa olsun eline geçen şeyi okumak, sosyal medyada zaman geçirip diğer insanların neler düşündüğünü gözlemlemek ve bu öğrendiklerini kendi akıl süzgecinden geçirip hayatına yedirmek. Benim formülüm artık bu. Nasıl bir anda kendimden bahsetmeye başladım değil mi? Aslında bu satırlara farklı şeyler dökecektim. Bu hisleri birileriyle paylaşmak istedim birden. Kendimi zorlamayıp akışına uydum. İşte hayatta yapmamız gereken de tam olarak bu. Bazen istediğimiz gibi gitmeyebilir, planlar bozulup tekrardan yapılabilir. Yapılan yeni plana adapte olup eskisi için üzülmeyi bırakmalıyız artık.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/whatsapp-image-2021-06-11-at-11-54-00-5669f487-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Beklenen Gün...</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/beklenen-gun/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/beklenen-gun/</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Jun 2021 19:37:22 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Umutsuz bi kiz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Evettt hastanedeyiz. Beklenen gün geldi. Ameliyat oluyorum. Büyük ihtimalle salı günü olacağım fakat pazartesi günü de olabilirmiş. Şuan hastaneye yattık acilen çağırdılar röntgen falan çekmek için…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/beklenen-gun-cfeccb5e-754.webp" alt="" /></p><p>Evettt hastanedeyiz. Beklenen gün geldi. Ameliyat oluyorum. Büyük ihtimalle salı günü olacağım fakat pazartesi günü de olabilirmiş. Şuan hastaneye yattık acilen çağırdılar röntgen falan çekmek için . Neysee arkadaşlar çokkkk heyecanlıyım. Ama korku yok asla yendim korkularımı ya . En azından ben öyle düşünüyorum umarım bu mutluluk bastırılmış korku ve duygular değildir. Şimdilik anlatmak istediklerim bu kadar. Ameliyat olduktan sonra da yazacağımm bana şans dileyinnn. Umarım ameliyat iyiiii geçerrrr hepinizi öpüyorum babayssss 🙃🤝🌼💗</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/beklenen-gun-cfeccb5e-754.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
  </channel>
</rss>