<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
  <channel>
    <title>Dizi — Mimozaa</title>
    <link>https://www.mimozaa.com/kategori/dizi/</link>
    <description>Hayata, kitaplara ve insana dair yazılar</description>
    <language>tr-TR</language>
    <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2026 07:53:21 GMT</lastBuildDate>
    <atom:link href="https://www.mimozaa.com/kategori/dizi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (İTİRAF)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-itiraf/</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Oct 2021 18:29:11 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Karmaşık bir aşk hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" alt="" /></p><p>Hayal kırıklığına uğramıştım.</p><p>Dahası güvenmek istediğim insanların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. &nbsp;Doğruların bu kadar yıkıma sebebiyet vereceği hakkında hiçbir ön görüm yoktu. Ne yapmalıyım onu bile bilmiyordum. Teori ve tahminlerin ürkütücülüğü , &nbsp;gerçekleştiği zaman hat safhaya ulaşmakla yetinmiyor koca bir çığ altında kalıp ölümü beklercesine çaresiz bırakıyordu insanı. Şu an da tam da ordaymışım gibi hissediyordum.</p><p>Dağ evinin en büyük faydası benim için dibi gördüğüm noktayı hissettirmesiydi. Burasının soğukluğu bana her defasında ölümü hatırlatıyordu. Tıpkı cesetlerin bulunduğu çelik çekmecelerin hissettirdiği gibi…&nbsp; Cesetler hisseder mi peki soğuğu ? Çaresizliği… Yıkımı… Şiddet yüklü ruh depremlerini hisseder mi ? Bunu yakın zaman da tecrübe edeceğim hissi son 3 gündür zihnimi meşgul ediyordu. Bu kadar bunalımdan sonra bir hastalığın ya da spazmın beni bulma ihtimalinin gittikçe yükseldiğini düşünmeye başlamıştım.</p><p>İnsan, çaresizlikle, korku ve güvensizlik duygusuyla, hatta kendine bile güvenini kaybettiği noktayla, en doğru tabirle artık kaybedeceği bir şeyi kalmadığında varını yoğunu ortaya koymaya ve tüm zayıflıklarını bir kenara bırakmaya odaklanır ya da pes edip yok oluşunu izler.</p><p>Bu zamana kadar 2. Seçeneği asla kabullenmedim.</p><p>Dibe vurmuş olsam da…</p><p>Pes etmek ya da benzeri bir seçenek gibi acizane olguları hayatıma dahil etmemek adına verdiğim bu savaşın yavaşça sonuna yaklaşıyordum sanırım.</p><p>Peki pes etmekten başka seçenek kalmadığında ne yaparsın … ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="257"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/mood-g87bc050ad-1920-707e7e07-1920.webp" alt="" width="1920" height="1279"></figure><p></p><p>Keman… sesi ürpertici şekilde beni etkisi altına alan &nbsp;muazzam bir dünya. Kulaklarım da ince ince notalara vurulduğunu ister istemez duyuyordum. Huzurun kapısını aralayan bir el gibi.</p><p>Boş zamanlarımda kendimi o enstrümanın tatlı kollarına bırakır hayallere dalarım. Hayaller insanı motive etmeye, motive edilmek düşünmeye, düşünmekte yerini &nbsp;faaliyete geçiren domino etkisine bırakır….</p><p></p><p>Peki pes etmek artık kaçınılmaz bir seçenek haline geldiğinde ne yaparsın.</p><p>Sorunun cevabı basitti… Ancak çoğu şey gibi, yapması ve sonuçlarına katlanması, söylemesi kadar kolay değildi.</p><p></p><p>Bir Deprem Başlatmak…</p><p></p><p>Artık kaçışın olmadığında depremi kendin başlatırsın…</p><p></p><p>O oda da yaşananlardan sonra yapmam gerekenin bundan başka bir şey olmayacağını düşünmem çok sürmemişti.</p><p>Öyle ki, bulunduğum durum tek bir depremle çözülecek gibi olmasa da başlattığım sadece bir artçı depremdi….</p><p>Asıl deprem ise soru işareti bloklarını yerine oturtacaktı, etkisi yıkım ile sonuçlansa da…</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="250"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/hand-man-playing-chess-business-planning-comparison-64ba7fd2-1500.webp" alt="" width="1500" height="998"></figure><p>2 gün öncesine dönecek olursak Erva o oda da söylediğim son sözden ve baskımdan sonra Ethan’ a üzgün bir şekilde bakarak başını endişe ile eğip anlatmaya başlamıştı.</p><p><em>Çift doz… A DOZ, &nbsp;Antidepresan Dozu. Sakinleştirici moleküllerin &nbsp;eklenmesiyle dediğin gibi sadece rahatlatan ve dizginleyen aynı zaman da sinirleri kontrol altına alarak uyutan etkiye sahip. 2. Yani Z DOZ, Zona Dozu. Zona hastalığı deri hastalığı ile bilinen ve sinirlere etki eden bir virüs. Bu virüsün sinir sistemini yıpratan &nbsp;alt bileşenleri kullanıldığında bünyeyi zorluyor. Antidepresandaki &nbsp;sinir sistemine yerleşmiş hücreler Zona hücreleri ile birleşince katalizör görevi görüp tepkimeye girer. Kalp ve Beyinde ki sinir hücreleri başta olmak üzere küçük çaplı yanma yada infilak silsilesi oluşur. İlk 40 dk da etkisi gözlenmez ancak bu süre sonrasında yaşam faaliyetleri zorlanmaya başlar. Geriye kalan 5 dakika da ise bağlantılı sinir uçları yanmaya başlar ve krize sokar. Bir süre sonra çoklu organ iç kanaması yaşanır, sinir sistemi ve metabolizma hızla çöker. 45 dakika süre sonunda kişi geri döndürülemez. Kalıcı ve tamiri imkansız hasara neden olduğu için ölüm kaçınılmazdır. Özetle, ilk 40 dakika moleküllerin yerleşme süresi geriye kalan 5 dakika ise tahribat ve yıkım süresi. Müdahale ilk 40 dakikaya kadar gerçekleştirilmezse geri dönüşü yok Erem vakit kaybediyoruz.</em></p><p>Erem duruşunu bozmadan sadece “Devam et” demişti Erva’ ya. Ethan ve ben Erva’yı dinledikçe korkularımızın düzeyi tarifi imkanız hale gelmeye başlamıştı.</p><p><em>Tek ilacı etki düzeyi yüksek bir Adrenalin enjeksiyonu. Sinir uçlarına yerleşen önceki hücreleri hızla harekete geçirerek düzenlerini bozar &nbsp;ilk iki dozun bağlantı kurmasına engel olur. Böylece tepkimeye giremeyen hücreler kısa sürede işlevini kaybeder ve yapılan ilk 2 doz hücreler de zararsız bir şekilde ölür.</em></p><p>Erem’ in ilk söylediği şey “30 dakika” olmuştu.</p><p>Ben Erva’ ya dönüp nerde o ilaç diyerek nefretle çıkışmıştım. Erva’ da;</p><p><em>Odamda Kardelen. 2. çekmecemde. Erem’ in kurcaladığı çekmecenin bir altında. Erem’ e dönerek.</em></p><p>Anahtarı ver Erem diye aynı öfkeyle çıkışmıştım ona da. Vakit kaybetmek istemiyordum ve geçen her dakika ömrümden ömür gidiyordu. Ancak Erem şu sözlerle karşılamıştı beni.</p><p>Kardelen… Henüz beklediğim cevapları alamadım. Bu yüzden koltuğuna oturur musun ?</p><p>Ama, dememe rağmen benden koltuğa oturmamı istemişti daha ciddi bir şekilde. Bana başka söz hakkı tanımamıştı. İstemediğim noktaya doğru gidiyordu bu konuşma…</p><p>Erva, gözleri yaşlı bir şekilde &nbsp;Erem’ in gözlerine bakarak ilk fırtınayı koparacak sözleri sarf etmişti bile.</p><p></p><p><em>Ethan… Senin öz abin değil Erem…</em></p><p></p><p>Erem’ in bakışları işte o zaman donuklaşmaya başlamıştı.</p><p>Ethan ise gözleri yaşlı ve yumruğunu sıkmış bir şekilde pencereye çevirmişti başını Erva’ nın bu sözünden sonra. Bir süre sessizlik hakim olmuştu odaya.</p><p>Erem’ in gözleri dolmaya başlamıştı. Nitekim bu tepkisi o kadar doğaldı ki bunca zaman abisi olarak bildiği kişi abisi değildi. Şaşırmalı mıydım yoksa beklenecek bir şey miydi artık bilmiyordum. Erem yaşlı gözlerle Erva’ ya bakarak.</p><p>“ Devam et, neden Ethan ve sen… daha doğrusu Sen ve senin direktiflerinle Ethan bizi ayırmaya çalıştınız NEDEN…” diye bağırmıştı.</p><p>Erva gözleri yaşlı öfkeli ve önceki halinden eser kalmamış bir şekilde &nbsp;kendini kaybetmişçesine bağırarak:</p><p><em>Bunu hala sorabiliyor musun AHMAK!!!!</em></p><p><em>2 kez o aşık olduğun kız için ölümden döndün. Defalarca ameliyata alındın. Günlerce Ethan ve ben başından ayrılmadık. Bildiğim tanıdığım ne kadar beyin cerrahı varsa yardım istedim senin için. Geceler boyu uykusuz kaldım. Çaresiz kaldım. Göz yaşı döktüm. Acı çektim. Ablan olarak bunları başına saran kişiden her seferinde başına bela açan kişiden, her seferinde senin karşıma kanlar içinde gelmene neden olan kişiden seni korumak için uzak tutma isteğim mi yanlış seni ruhsuz anlayışsız bencil ahmak!!!!</em></p><p>Diyerek Erva oturduğu sandalyeden kalkmıştı. Erem’ in yanına hışımla gitti ve yakasından ayağa kaldırarak bağırmaya devam etti.</p><p><em>Benim sadece bir tane kardeşim var ve oda sensin anladın mı!!! Bu hayatta geriye kalan &nbsp;değer verdiğim, dizi kanasa kıyamadığım, kanımdan, canımdan olan tek kişi sen kaldın ve öylece olanları izleyeceğimi, sırf sen aşık oldun diye körü körüne &nbsp;ölüme bile gideceğine göz yumacağımı mı sandın kendini bilmiş aptal !!!!. Kendi canının değerini hiçe sayan sen değer bilmekten ne anlarsın ki &nbsp;tahtası eksik ruh hastası!!!!</em></p><p>Sözünün ardından Erva’ kendini tutamayıp gözümüzün önünde Erem’ e ciddi bir şekilde tokat atmıştı. Öyle sert vurmuştu ki tüm oda yankılanmıştı o sesten. Ben ve Ethan hem dinlediklerimizden hem de olanların şokuyla öylece kalakalmıştık. Erem ise tokatın şiddeti ile yüzü sağa dönük vaziyette kalmıştı. &nbsp;Erva, sinir patlaması ve duygusallığın verdiği &nbsp;kontrolsüzlüğün sonunda elden ayaktan kesilmiş dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başlamıştı.</p><p>Zaman benim için yavaşlamıştı sanki. Erva’ nın benim için söylediklerinden çok dediklerinin doğruluğu ve haklılığı beni yerle bir etmişti. Ne yazık ki haklıydı da. Yanında olduğum süre zarfında gerçekten de başı beladan ayrılmıyordu. (Bu kadar çok ileriye gitmemeliydim…Hepsi Benim Suçum…)</p><p>Orda anlamıştım ki o oda da olmaması gereken tek kişi bendim. Hatta onun hayatında bile olmamam gerekiyordu. Erva’ nın dediği gibi… Erem den tamamen uzaklaşmalıydım…</p><p>Dizlerinin üzerinde göz yaşı döken Erva biraz olsun sakinleşmiş ve titreyen sesiyle konuşmasına olduğu yerde şöyle devam etmişti.</p><p><em>Ethan senin üvey abin. Ebeveynlerimiz tarafından evlatlık alınan bir çocuktu sadece. Duygusal olarak ona bağlanamasalar da eğitimi okulu ve sana doğru düzgün ağabeylik etsin diye yetiştirildi. Ethan' ın ailesi trafik kazasında ölünce akrabaları ona sahip çıkmak yerine yetimhaneye bırakmış. Anne ve Babamızda tanıdıklarının yakını diye onu evlatlık edinmişler. Bana söylenen bu. O günden sonra da dediğim gibi yetiştirildi. Bende aile zoruyla şehir dışında eğitim görüyordum. Doktor olmamı onlar istedi.... Her neyse aradan bayağı bir süre geçtikten sonra haberin geldi bana. Ethan söyledi. Bankta görüştüğün bir kız olmuş ve ondan sonra deli gibi sağa sola koşuşturmuşsun ve trafik kazası geçirmişsin. Apar topar şehir dışından gelip bulunduğun hastaneye vardım ve ameliyat adına elimden gelen her şeyi yaptım. Daha sonrasından Ethan’ a Erem’ in bu hale gelmesinin nedeni ne olursa olsun ondan uzak tutmasını istedim. İşte o zaman Kardelenden bahsetti. Ondan ne kadar çok hoşlandığından bahsetti. Erem’ i Kardelenden uzak tutmak istemediğini o kızla konuştuktan sonra ilk defa bu kadar mutlu olduğunu söyledi. Ethan sana değer veriyordu. Ancak Ethan dediğimi yapmazsa onun gerçek ağabeyin olmadığını &nbsp;sana söylemekle tehdit ettim. Elinden bir şey gelmeyeceğini anlayınca mecbur dediklerimi yapmak zorunda kaldı. Üvey abisi olduğunu bilseydin bu denli değer vermeyeceğini düşündüğü için dediklerimin dışına çıkmayı göze alamadı ancak son yaşadıklarımız da dediklerimin dışına çıktığını gördüm. Sebebini bende bilmiyorum. Ethan ile bir kez daha konuştum Erem’ in iyiliği için diye. Bir sonraki konuşmam da 2. Kez yaşadığın kazadan sonra oldu. Yine müdahale etmem gerekti. Sen uyanmadan 1 saat önce ayrıldım o hastaneden ve sen yine o Dağ evine gitmişsin ve yine Ethan haber verdi bana. Son kez orada uyardım konuşarak ama Ethan’ a anlaması için konuşmaktan fazlasının gerektiği kanaatine vardım. &nbsp;Duygusal birisiydi kendisi. Senin mutluluğun , daha doğrusu sevdan için ölmene bile göz yumacağını gördüm. Daha sonra nasıl olduysa senin tarafından hastanelik edilmiş. Bu hastanedeki tanıdığım doktorlardan haberini alır almaz hemen geldim ve özel olarak ayırttım bu odayı. Ethan’ ın bakımını, özellikle kimliğimi gizleyerek kendime aldım. Sen beni zaten tanımıyordun ama Ethan biliyordu Başhekim olduğumu. Aynı şekilde benim kimliğimi açıklarsa da tehdit ettim üvey olduğu hakkındaki gerçekleri söyleyeceğimi.</em></p><p><em>Enjeksiyonlara gelince... Bu ve buna benzer bir sürü ilaç var birlikte reaksiyona girerek ölümcül etki yapabilecek. Herhangi bir ilaç ile virüsü birleştirerek yada doz olarak sırasıyla kullanılarak belki de sonucu yine ölüm yada geri dönülemez bir etkiye sahip olabilir. Bu iki doz benim araştırmalarıma ait etkileri teyitli numuneler di . Virüs üzerindeki etkileri incelemek için getirttim. Ancak Zona Dozu tek başına uyutulmuş hücrelere sahip olduğu için sadece acı çektiriyordu. Ancak ilk doz ile tepkimeye girerse ölümcül etkiye sahip tabi ki &nbsp;yüksek doz adrenalin vaktinde kullanılana kadar. Bunun haricinde iki dozunda tek başlarına ölümcül bir etki, ciddi bir reaksiyon yada tepkimeye neden olamaz. İntikam ve başarısızlığı için de kontrollü olarak sadece ona acı çektirmek istedim. Ancak tepkimeye neden olacak hiçbir 2. doz kullanmadım. Ben katil değilim. Diğer yandan bunu senin bu şekilde tespit edeceğini düşünmedim bile. B12 nin renginden tespit edebileceğin aklıma dahi gelmedi Erem.</em></p><p><em>Özür dilerim. Yaptığım her şey için…</em></p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="253"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/human-g0b25872c2-1920-00246851-1920.webp" alt="" width="1920" height="1253"></figure><p></p><p>İşte bu ilk depremdi hepimiz için. Ablamın tahmin edilebilir sebepleri ve sadece ihtimali aklımdan geçen Ethan’ nın üvey olması ilk yıkıcı etkisini hepimizi, en çokta beni sarsmıştı. Ancak yıkımımı başlatan ilk depremin sorumlusu ve sebebini ona henüz sormamıştım...</p><p></p><p>Erem başını öne çevirdikten sonra ablasının ağlamaya devam ettiğini gördü. Onu yerden iki omzundan destek olarak kalkmasına yardımcı oldu ve birbirlerine bir süre baktıktan sonra yılların verdiği özlem duygusuyla birbirlerine sarılmışlardı. Erva göz yaşlarını tutamayıp tekrar ağlamaya başlamıştı. Erem ise başını ovuşturmaktan başka bir şey yapmamıştı. Ancak kendisi sadece hüzünlü bir şekilde Erva’ nın kulağına yaklaşarak hepimizin duyacağı şekilde şunları söylemişti.</p><p>“Bana gerçekten değer verdin mi Abla ?… Bana bir şey olacak diye gerçekten var olduğuna artık emin olamadığım duygularının gerçek yansıması mıydı bu yaptıkların ? Lütfen beni aydınlat çünkü biricik kardeşini bu denli önemseyen bir abla yıllarca varlığını gizleyerek onu GÜVENMEDİĞİ birisinin kontrolüne bırakacak kadar acımasız olması gerçeği şu an ki yaptıklarıyla çelişki içerisinde. Onca zaman varlığından bile bir haber olduğum bir kadın bana şimdi gelip ben senin ablanım demesi, yıllarca Annesiz Babasız yetişen gerçek aile hissini doğru düzgün yaşayamamış, en iyi dostlarının yalnızlığın ve abisi bildiği kişi olduğuna kanaat getirmiş birisine ben senin Annenim ya da Babanım demekten ne farkı var söyler misin Erva…? Bu zamana kadar benim için ne idin ki şimdi sana ablam olarak değer biçeyim… O üvey dediğin kişi bile en azından üvey olsa da, ağabeylik kavramını soğukta olsa hissettirirken bana sen ne yaptın söyle. “</p><p>Ethan da bende Erem’ in ablasına karşı duygusal olarak saldırışını göz yaşlarıyla izlemekten başka bir şey yapamıyorduk. Erem’ in ağzından dökülen sözler karşısında Erva tüm gardını indirmiş ve bu acımasız söz kurşunlarını tek tek kalbine silinmeyecek bir yara olarak alıyordu.</p><p>“Ethan bu gerçeği benden gizledi senin tehditlerin ile onunda bu konuda suçu var ancak en azından yanımdaydı ERVA!!! Senin göze alamadığın şeyi kan bağı olmamasına rağmen o bu kadar yapmış olması bile benim için öz ağabeylik ti. Peki sen ne yaptın ? Acımasızlığının sınırının olmadığını da şimdi bana gelip senin ablanım diyerek mi tescilliyorsun. Daha önce neredeydin ? Küçük iken onca oyunları oynarken neredeydin. Gelip bana bunları söyleyen kişi mi beni bencillik ile suçluyor ? Ne yaşatıp ne hissettire bileceğin konusunda en ufak bir empati gerçekleştirdin mi bir kez olsun. Sebebi ne olursa olsun dünyanın en kötü şeyini bile yapmış olsan senden nefret edeceğimi dahi bilsen, EREM BEN SENİN ABLANIM demek bu kadar mı zordu!!!!???”</p><p>Erem göz yaşlarını tutamamış ardı ardına ablasını yaralamaya devam ediyordu. Böyle bir şey ile ben karşılaşmış olsam akıl sağlığımı yitirmememin imkanı yoktu sanırım. Peki neden Erva böyle bir şey yapmıştı. Neden onca acı sözler karşısında Erem’ i susturup bundan &nbsp;dolayı demiyordu. Belki de bu sözleri sonuna kadar hak ettiğini düşündüğü içindi. Bizde sadece yıkıma uğrayışını izlemekle yetiniyorduk acı bir şekilde.</p><p>Erem bir süre sessiz kaldıktan sonra ablasının ellerini tutup şu sözlerle karşı karşıya bırakıyordu Erva’ yı. Bu sözlerin etkisiyle de Erva artık her şeyinin elinden yavaşça kayıp gittiğini sadece gözleriyle bile anlatabiliyordu.</p><p>“Erva… Ethan belki de benim üvey ağabeyim… Ancak benim gözümde senden daha öz artık... Senden nefret dahi etmiyorum. Gözümde sadece tiksindiricisin Erva. Bu sözlerin sebebi beni Kardelenden uzak tutmak istediğin için değil. Ethan’ a karşı beslediğin intikam duygusu ve yaptıkların da değil….</p><p>Yapmadıkların için…. Yapmaktan korktukların için...</p><p>Beni Ablasız bıraktığın için…</p><p>Bunca zaman bir ablam olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra da olmadığını düşünmek bende pek acıya neden olmayacaktır. Soracağım ve söyleyeceklerim bu kadar…”</p><p>Son sorusuna &nbsp;cevap beklemediğini anahtarı cebinden çıkartarak ellerini tuttuğu ablasına teslim etmesi ile açıkça belirtmişti artık Erem. Erva ise elindeki anahtara bir yandan bakıyor diğer yandan da o anahtarın göz yaşları ile &nbsp;ıslandığını seyrediyordu. Bir süre sonra başını kaldırıp Erem’ e baktığında Erem başını çevirmiş ve sadece Ethan’ a bakıyordu. Erva’ yı artık umursamıyordu. Bunun bilincinde olan Erva ise cebinden bir kağıt çıkararak &nbsp;Erem’ in eline tutuşturmuş ve hiçbir şey diyemeden &nbsp;elinden kayıp gitmiş duygularla kapıya yönelmişti. Erem’ in kağıt için söylediği şey ise “en yakın çöp kutusuna bırakacağım.” idi. Erva birkaç saniye bekledikten sonra kilidi açmış ve &nbsp;tekrar yürümeye devam ederek odadan ayrılmıştı. Erem oturduğu koltuğa tekrar oturarak yardımcı doktora seslenmişti ve &nbsp;Ethan için &nbsp;çıkış işlemleri adına gerekli sürecin başlatılması gerektiğini iletmişti. Bir süre sonra Erva elinde bir şırınga ile tekrar odaya dönmüştü. Artık konuşmuyordu. Sadece hüzünle işini yapıyordu. Her adımından her hareketinden yıkıldığı okunabiliyordu. Erem’ in yanına geldi ve sıyrılmış olan koluna iğneyi hassas bir şekilde yapmıştı. Ablası Erem’ in gözlerinin içine baksa da o tamamen Ablasını görmezden geliyor yere bakıyordu. Tıpkı yabancı insanlar gibi bir hissiyatla Erva “geçmiş olsun” diyebilmişti sadece. Erem de teşekkür ederek Ethan’ ın hazırlanmasına yardımcı olmak için yatağın yanına gitmişti.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="252"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/girl-gfcdd1b2ec-1920-64ad0f6b-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>İşte şiddetli depremin etkisi buydu. Duygusal yıkım… Belki de onarılamayacak derecede hasara neden olmuştu ablamın yaptıkları ancak gerçeklerle yüzleşmenin bedeli demek ki bu kadar ağırdı. Yıkım onları yıktığı kadar benimde temellerimi alt üst etmişti.</p><p></p><p>Dağ evi gerçekten soğuktu. Ateş yakmalı mıydım yoksa… Gördüğüm kadarıyla odunlar hala duruyor orada. Ancak yakacağım ateş bedenimi ısıtacak olsa da içimdeki soğuk fırtınaya ufacık bir fayda sağlayacak mıydı ? Bedenim sadece bir cesetti. Hasta olsa da yara alsa da iyileşecekti. Ama içimdeki bu yara bu soğuk nasıl dinecekti. İyileşecek miydi ruhum artık bilmiyordum…. İçime akıttığım gözyaşlarımın şiddeti kalbimi seller altında bırakıp boğmayacak mıydı peki…</p><p>Beni bu düşüncelere iten şey az çok tahmin edebildiğim bu ilk deprem için değildi aslında . Planlarıma dahil etmediğim bir noktadan başka bir depremin başlamasıydı. Bir sürpriz saldırı gibiydi… ve tamamen hazırlıksızdım . Tüm olasılıkları düşündüğümü farz ederken gerçekten de tüm olasılıkları tahmin edemediğimi sert bir yumruk gibi kalbimin tam ortasına yiyince anladım. Bu depremin başlamasını tetikleyen şey ise cevabını merak ettiğim tek bir sorunun kalması ve onun peşime düşmem ile başlamıştı. İlkinin artçı derecede gözümde küçüldüğü ve asıl yıkımın ikinci depremin neden olduğunu şahit olacaktım. Bu seferki asıl depremin şaheseri ise… Sevdiğim kadın Kardelen olacaktı…</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="258"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/winter-gd2e7c4e4d-1920-a8023f3f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p>1 gün sonra Erem, Ethan ve ben Ethanın evine gelmiştik. Kahvaltı sofrasını Erem ile hazırladıktan sonra 3 ümüz kahvaltımızı yapmıştık. Herhangi bir konuşma geçmemişti birbirimiz arasında. Kahvaltıdan sonra Ethan dinlenmek için odasına çekilmişti. Masayı toplamama yardım ettikten sonra Erem ile birlikte sadece mutfakta oturuyorduk. Erem derin düşüncelerdeydi yine. Dün Erva hazırlanıp gideceğini bize söyleyerek oda dan ayrılmıştı. Bizde şimdi bu evdeydik. Mutfaktan &nbsp;dışarıdaki insanların ve yoldan geçen araba seslerinin eşliğinde ikimizde oturuyorduk. Ethan ise yatmıştı. Erem yüzünden çökmüş olduğu belli oluyordu. Yavaştan yağmur da yağmaya başlamıştı. Çok kısa sürede sağanağa bile dönüşmüştü. Erem hiçbir şey demeden çatıya çıkan merdivenlere doğru yönelmişti ve yürümeye başladı oturduğu sandalyeden kalkarak.</p><p>Ne düşünüyordu, ne yapacaktı en ufak fikrim bile yoktu artık. Aradan çok geçmeden bende kalkıp onun yanına gidiyordum ancak bir tanede havlu almıştım yanıma. Islanacaktı ve üşütmesini istemiyordum.&nbsp; Çatıya çıktığımda Erem öylece gökyüzüne bakıyordu yağmur altında. Hayallerinin ya da umutlarının düşüşü gibi yağmur damlalarının düşüşünü izliyordu sanki. Yanına gittim ve havluyu ikimizin de üstüne atarak hadi içeri geçelim Erem dedim. Bana bakarak o buruk gülümsemesiyle karşılaştım. Bende tebessüm etmekten kendimi alıkoyamamıştım. Bir süre daha gökyüzünü izledikten sonra şöyle dedi.</p><p>“Kardelen… Yukarı bak. Gökyüzünden dökülen damlalara. O kadar yüksekten yere çarpıp dağılan tanelere. Tıpkı kendim ve hislerim gibi. Güven konusunda sıkıntı yaşarken en yakınlarım tarafından karşılaştığım şeylerden sonra aynı dağılmalar bende de gerçekleşiyor. Bunu durdurabilmek o anlığına imkansız geliyor bana ve boşluğa düşüyorum. Ne kadar güvenmek istersem insanlara o kadar çok yara alıyorum…”</p><p>Anlamıştım… Sonun başlangıcı adına Erem son fitili ateşlemişti. Beni köşeye sıkıştıracak soruların bir ön gösterimi niteliğindeydi.</p><p>“ &nbsp;Kardelen, hala çözülmesini bekleyen birkaç soru işaretlerim var ve nasıl çözeceğime dair doğru düzgün fikrim bile yok. Ailemi doğru düzgün tanıyamadım, çocuktum. Yüzlerini artık hatırlayamıyorum bile. Neden Erva varken Ethan’ ı evlatlık aldılar ve yetiştirdiler. Neden Erva kendini gizleme ihtiyacı hissederek bana ve bize &nbsp;bunları yaşattı. Ethan gerçekte kim. Akrabalarının yaptığı ve ailemin onu evlatlık alması… örtüşmeyen şeyler var. Ama yaşadığım müddetçe bulacağım. Kim olduğunu. Erva’ nın sebeplerini. &nbsp;Bu konular bir yana Kardelen bana anlatır mısın neden ailen tarafından terk edildin. Böyle acımasız bir şekilde hem de dağ evimin yakınlarında terk edildin. Söylediğin her bir kelimesinin doğruluğunu sorgulamak dahi istemiyorum sorgulamayacağım da. Bana her şeyini anlat lütfen olur mu ?”</p><p>Erem benim koluma girerek yine çatıda olan ve üstü kapalı masanın olduğu yere oturtmuştu. Ve karşıma geçerek yüzüme o aşık olduğum ve ilk kez hissettiğim muhteşem duygulara beni yine &nbsp;sevk ettirecek şekilde bakıyordu…</p><p>Başından itibaren hayat öykümü daha detaylıca anlatmaya başladım Erem’ e. Annemi o yangında &nbsp;kaybettiğimiz üzücü kazanın öncesinden bu yana her şeyi anlatmıştım…</p><p>Ama sadece…</p><p>“Kardelen gerçekten tarifi imkansız şeyler yaşadığını daha seni ilk gördüğümde yüzünden okuyabiliyordum. O bank ta o dağ evinde net bir şekilde hatırlayabiliyorum seni. Ancak baban ve ağabeyinden hiç bahsetmedin…”</p><p>Haklıydı. Gerçekten de sormuştu o soruyu . Nitekim sadece abim ve babama değinmemiştim…</p><p>“Kardelen sana bir sürprizim var ama önce sen cevapla sonrasında sürprizimden bahsedeceğim. “</p><p>Ne sürpriziydi bu…?</p><p>Evet Erem onlardan bahsetmedim. Çünkü bana yaptıklarından sonra onların adını dahi aklıma getirmek istemiyorum. Lütfen bana tekrar onların adını söyleterek üzülmeme neden olma olur mu ? diyebilmiştim sadece. Erem’ de,</p><p>“ Haklısın bunca şey yaşattıklarından sonra tekrar aynı şeyleri gözünde canlandıracak şeyleri sana düşündürtmek istemiyorum. Ayrıca soy ismini ve yaşını bilmiyorum Kardelen. Bunca zaman yaşadıklarım arasında yaptığım bu saygısızlığımı affettirmek istiyorum. Bana Soy adını söyler misin ?”</p><p>Diyerek gülümsemişti ve gülümsetmişti. Ardından cevap vermeme fırsat bırakmadan kendi adını ve soy adını söylemişti bana.</p><p>“ Ben Erem… Erem KARAN … 30 yaşındayım ve karşımdaki meleğe aşığım.”</p><p>Tebessüm etmiştim. Benimde soy adım dememe yine fırsat bırakmadan bana;</p><p>“Dur söyleme. Bunu kimliğinden bakarak görmek istiyorum” demişti.</p><p>Onun bu gülüşü yaşadıklarını bir nebze olsun hafiflediğinin işaretçisi olduğunu düşünerek bende mutlu olmuştum. Kimliğimi mini cebimden çıkartarak Erem’ e uzattım.</p><p>Kimliğime ilk baktığında Erem tarif edemeyeceğim bir hale bürünmüştü. Dakikalarca kimliğime aynı şekilde bakarak yüzündeki mutluluğun yerini, anlam veremediğim şaşkınlığa dönüştüğünü izliyordum sadece. Araya girip “ aramızda sadece 2 yaş var bu kadar şaşırmanın sebebi bu mu acaba Erem senden 2 yaş büyük olmam bir problem çıkarmayacaktır.” demiştim.</p><p>Ancak söylediğimi&nbsp; duyamayacak kadar korkutucu derece de şaşkınlığı artıyordu. Bir anda soy ismimi söyledi.</p><p>“Mehir… Kardelen MEHİR soy adın bu mu ?" dedi. &nbsp;Bende, “ evet soy adım Mehir neden bu kadar şaşırdın Erem” dediğimde kimliğimi masanın üstüne bırakarak &nbsp;şu sözleri yöneltmişti bana.”</p><p>“ Kardelen sana yalnızca 2 soru soracağım ve lütfen bana doğru cevabı olur mu ? Yalan yada kandırmaca sözlerini senden duymayacağımı her şeyden çok eminim sadece cevap ver bana lütfen ”</p><p>“Seni o dağ evimizin oradaki uçurumdan aşağıya iten kişi kimdi… ? “</p><p>Şu sözler aklımdan geçmeden edemiyordum. “ Erem lütfen bunu yaşamanı istemiyorum…”. Merakla gözlerime bakıyordu ve “Abim” diyebildim.</p><p>“ Peki abinin adı ne Kardelen ? ” sorusunu yönelttiğinde bu filmin burada kopacağını artık anlamıştım ne yazık ki. Elimden hiç bir şey &nbsp;gelmiyordu ve söylemekten başka çarem yoktu. Gözleri yaşlı bir şekilde gözlerime odaklanmıştı. Benim en büyük fırtınam işte şimdiydi. Son kez ismini söylememek için &nbsp;“ Erem bu acı tecrübeyi tekrar mı yaşatacaksın bana, bunu üstelemeyeceğini söylemiştin bana” dediğimde</p><p>“Kardelen gözünde ufacık değerim var ise bana onun adını söyle” demişti gözyaşı ile hıçkırmaya başlayarak.”</p><p>Söylemekten başka çarem kalmamıştı ve duyacağı şekilde onun ismini Erem’ e söylemiştim…</p><p></p><p>(<s>“</s><em><s>Seni çok arzuladığın o soğuk ile baş başa bırakıyorum…</s></em><s>“</s>)</p><p><s>Öz be öz kendi abim ve babam beni burada ölüme terk ediyordu.</s></p><p><s>Artık pek bir şey hissetmiyordum. Bana ne yapacakları da o sözden itibaren önemini yitirmişti. Abim arabadan beni indirdikten sonra beni uçurumun kenarına getirmişti.</s></p><p>&nbsp;<s>Aşağıda dallar, dikenler ve ağaçlar vardı. Buradan düştükten sonra kimsenin beni bulma ihtimali yoktu. Sona gelmiştim artık.</s></p><p>Ağabeyime yüzümü döndüğümde bana söylediği şey şuydu.</p><p>Özür dilerim Kardelen seni bulacağını biliyorum. Ölmene izin vermeyecektir. Babam beni tehdit etmeseydi bunu böyle gerçekleştirmezdim. Ama bu günü özellikle seçtim. Onun burada olduğunu bildiğim için. Seni kurtaracak…</p><p>Sözünden sonra omzumdan tutması ile abimin adını haykırmam bir olmuştu.</p><p>ETHAN LÜTFEN!!!!</p><p><s>Tek bir hareketle hiç çekinmeden beni aşağıya itmişti öz abim. Yuvarlanmaya başlamıştım hem o dondurucu kar fırtınasında hem de diken ve ağaçlar arasında…</s></p><p>Evet adı buydu. Ethan’ ın ta kendisi idi. Erem’ in üvey abisi benim ÖZ ABİM di.</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="254"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/lightning-gefc097a95-1920-2204f65e-1920.webp" alt="" width="1920" height="920"></figure><p>Kardelene sürprizimi bilmeden bana abisinin ismini söylemişti. Ona sürprizim ise Ethan' ın hastaneden özellikle rica ettiğim gerçek kimliği idi. Elime ilk aldığımda gördüğüm şey soy ismi "MEHİR" di. Ethan Mehir... Bu onun gerçek soy ismi idi. Kardelenin kimliğini, şans eseri istemem ile o bilmeden, bana yıkıcı ve beklemediğim o 2. ve en sert depremi yaşatmıştı. Ağabeyim olarak bildiğim kişi üvey olmasının haricinde bu kişi aslında Kardelenin öz abisi idi. O isimden sonra Ethan' ın gerçek kimliğini Kardelen' in kimliğinin yanına koymuştum. Kardelen bunu görünce korku ve şaşkınlıkla eli ile ağzını kapatmıştı. Gözleri dolmuş ağlamaklı olmuş ve hıçkırarak göz yaşı dökmeye başlamıştı. Onun göz yaşlarını elimle silerek," Abini sürekli kontrol et... Döneceğim" demiştim. Kardelen buna izin vermeyecek şekilde elimi tutmuştu ancak ona sakin olmasını söylemiştim. Onu sakinleştirmek için başka yapabileceğim bir şey yoktu. Az da olsa rahatlattıktan sonra bir süre burada olmayacağım yarın seni arayacağım tamam mı ? Lütfen dediklerime harfiyen uy.</p><p>Kardelen hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı ve sadece başını onaylarcasına sallamıştı.</p><p></p><p>İşte bu depremi daha dün en derinlerde hissetmiştim. Şimdi de bu dağ evindeydim. Ethan' ın ve Kardelenin durumu, Ablamın durumu derken cevaba ulaşacağım yerde ulaştığım cevap, kat be kat yeni sorularla gelmişti.</p><p></p><p>Artık gerçekten yorulmuştum. Düşünmeye mecalim kalmamıştı. Ne yapacağım ne edeceğim hiçbir fikrim yoktu gerçekten. Kısacası şuan burada kendi morgumda en dibe vurmuştum... harabeye dönmüş... ve gittikçe de en derine batıyordum.</p><p></p><p>Kardelen...</p><p></p><p>Neden...?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="265"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/japan-g30bd4323a-1920-1e94a51f-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/10/milky-way-g9ba7eaf22-1920-fb11c801-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>KARDA YEŞEREN ÇİÇEK (SESSİZ TANIŞMA)</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/karda-yeseren-cicek-sessiz-tanisma/</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Aug 2021 12:47:59 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Burda.Misafiriz]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Hikaye]]></category>
      <description><![CDATA[Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" alt="" /></p><p>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</p><p>Şimdi söyle Ethan...</p><p>Neden hala yaşıyorsun... ?</p><p>Neden hala nefes alıyorsun... ?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="211"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/shame-1-bd566c56-960.webp" alt="" width="960" height="541"></figure><p></p><p>Gerçekleşmesini düşünmek dahi istemediğim şeylerin adım adım habercileri anlam veremediğim bir şekilde karşılıyordu sürekli beni. Neden her seferinde ince bir ipin üzerinde buluyorum kendimi... Neden "Hayat", çırpınışlarım dan zevk alırcasına daha da ağır sınavlara tabii tutuyor beni.... Neden huzura, mutluluğa, gülümsemelere sadece bir adım atmak isterken benden koşarcasına uzaklaşıyor... Kendimi, öfkemle yine başımı yere doğru eğmiş, cevabını bulamadığım belkide hiçbir zaman bulamayacağım soruları kendime sorarken buluyordum. Başımı kaldırdığımda abimin yatakta seruma bağlı sadece nefes alışlarını seyrediyordum. 1 hafta boyunca komada kalmıştı ve müşahede odasına alınanı 1 hafta olmuştu. Hala bilinci kapalıydı ve uyutuluyordu. Bu gün de hasta odasına yatırılmıştı ve gördüğüm kadarıyla herhangi bir gelişme yok gibiydi. Sadece nefes alıp veriyordu. Sebebi olduğum şeyleri oturup böyle izleyebilmek canice geliyordu bana artık. Bu durum, kendime nefretimi ölçümleyemediğim kadar arttırmasıyla beraber yaşamaya dair sebeplerimi de bir hayli azaltıyordu. Sevdiğim kadın, Kardelen yanı başımda bana bir yandan buruk bir yandan da destek olmaya çalışıyordu. Kardelenin nefretini bile hak etmeyecek düzeyde hissediyordum kendimi. Bu düşüncelerle birlikte sadece başımı Kardelenin omzuna koyup sebebiyet verdiğim şeylerin bedelini ödeyemeyeceğim gerçeğiyle yüzleştiriyordum kendimi. Gelen hemşire bile sürekli onu kontrol ediyor, iğnelerle onun kendine gelmesi için elinden geleni yapıyorken benim sadece izlemem psikolojimi alt üst etmeye yetiyordu...</p><p>Ama...</p><p>Aklımı kurcalayan bir takım detaylar vardı...</p><p>Bu zamana kadar Ethan neden uyanmamıştı. Hala en ufak bir hareket bile görmemiştim ondan. Yanlış giden bir şeyler vardı...</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="215"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/think-scaled-d436cf63-2400.webp" alt="" width="2400" height="1600"></figure><p>Erem'i hiç böyle görmemiştim. Abisinin yanında durmamı isteyip sürekli dışarıya çıkıyordu ve bana da ne yaptığını anlatmıyordu. Bu durum beni içten içe korkutmaya başlamıştı. Yanımdayken derin düşüncelerden kendisini alamıyordu. Ne doğru düzgün yemek yiyordu ne de uyku uyuyordu. Arada bir uyuya kalsam da her uyandığımda yanı başımda elimi tutmuş halde sadece dışarıya bakıyorken görüyordum onu. Yine bir sabah Ethan'ı sürekli kontrole gelen hemşire bu seferde gelmişti ve Erem ona bakarak ne yapacağı adına bakışlarıyla soru sormuş olacak ki hemşire gülümseyerek 'B12 ilacı, vitamin alması gerekiyor. Sağlıklı beslenemediği için buna ihtiyacı var dediğinde Erem başını eğerek düşüncelere yeniden dalmıştı. Tam o anda odaya birisi girmişti. Kıyafetleri bizimki gibiydi ve söylediklerinden hasta yakını olduğu anlaşılıyordu. Telaşla ' Doktor hanım acil gelin lütfen hastamız ağırlaştı' demesiyle hemşire iğneyi yapmadan hasta yakınına döndü. Bir süre baktıktan sonra gelen hasta yakınına iğneyi Ethan'ın yattığı yatağın hemen yanında ki küçük masaya bırakarak 'hemen geliyorum' cevabını verir vermez odadan ayrılmıştı. Kapı kapandıktan sonra tekrar Erem' e baktığımda bakışları bir hayli değişmişti. Heyecanlı gibiydi. Bir kaç saniye sonra ayağa kalkarak hemşirenin komodinin üstüne bıraktığı iğnenin yanına kadar gitti ve iğneyi oradan aldı. Ben şaşkın gözlerle Erem' i izlerken bana dönerek, 'Kardelen, bana güveniyor musun ? Yanlış bir şeyler var ve çözmem gerekiyor. Hepimizin iyiliği için bana yardımcı olur musun ? diye sormuştu. Erem' in bu sözleri beni oldukça korkutmaya yetmişti. Gözlerinin içine bir süre baktıktan sonra başımı onaylarcasına sallamıştım. Ne yapacağım peki dediğim de, kimseye bunun için bir şey söylemeyeceksin. Tahminlerim doğruysa taşlar yerine bir bir oturacak.</p><p>Erem söylediklerinde samimi idi. Bir problem vardı. Hem de çok büyük bir problem. Hemşirenin getirdiği iğneyi aldı ve üzerinde ki 'Z DOZ' yazan yazıyı çıkartmıştı. Saydam bir sıvıya benziyordu şırınga da ki sıvı. Erem şırıngaya bakarak bir yandan şaşkınlık bir yandan da öfke ile iğneyi cebine koymuştu. Onun yerine, çekmeceden sakinleştirici iğneyi alarak üzerine ilk şırıngadan çıkardığı yazıyı bu şırıngaya yapıştırmıştı. Ve sessiz sedasız yanıma geldi, oturdu ve kapıya bakmaya başladı. Ne yaptığına dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Ona sormadan edemiyordum ve merakıma dayanamayıp kolunu çekiştirerek. 'Erem, neden böyle bir şey yaptın neler oluyor ?' diye sessizce sordum. Elimi tutarak 'Güven bana Kardelen, soru işaretlerimin cevabını yakın zaman da alacağız ancak pek hoşnut olmayacağın şeyler yaşayacağız buna hazırlıklı ol. ' demişti.</p><p></p><p>Söylediklerinden sonra korkmamam işten bile değildi. Erem' e baktıkça ona dikkat kesildiğimi anlamıştı. Bana bakarak önce tebessüm etti sonra da 'bana güven olur mu ?' demişti. Bu söylediği beni içten içe daha da korkutmuştu. Anlam veremiyordum. Neden açıklama yapmıyordu bana. Ama diğer yandan ona güvenmekten başka çarem yoktu.</p><p>Bir süre sonra giden o hemşire tekrar odaya gelmişti. ' Kusura bakmayın acil yardım etmem gerekiyordu.' diyerek gülümsedi ve Erem ' in komodine bıraktığı iğneyi alarak damar yolundan enjekte etmişti. Ardından hemşire nazikçe 'Herhangi bir problem yaşanırsa bu telefonu açarak yetkili doktoru çağırabilirsiniz. Yardımcı olmamı gerektiren başka bir şey var mı ? sorusunu yöneltmesinden sonra Erem, 'teşekkür ederiz' cevabını vermişti sadece. Hemşire gülümseyerek odayı terk etmişti.</p><p></p><p>Gecenin geç bir vaktinde susamıştım ve su içmek için uyanmıştım. Saat 3:42 idi. Koltuktan doğrulduğumda Erem' in montunun üstümde olduğunu fark etmiştim. Pencereye baktığımda Erem ayaktaydı ve dışarıyı seyrediyordu. Elinde plastik bardak ta su vardı sadece. Neden uyumadığını sorduğumda Ethan' a bakarak, ' aradığım cevapların bana yakınlığından dolayı Kardelen.' demişti. Ancak pencereden gelen ay ışığının etkisiyle Erem' i net bir şekilde terlediğini görebiliyordum. Terliyorsun Erem dediğimde, ' Sadece heyecanlıyım, 'Yarım saat öncesinden sakinleştirici aldım iyiyim toparlanırım birazdan demesiyle kalkıp Erem ' in yanına gitmiştim. Soğuk soğuk terliyordu. Lütfen dedim ona. Lütfen kendine bu kadar yüklenme diyerek sarıldım ona. Elini başımın üstüne koyarak, ' Doğrular fedakarlık istiyor Kardelen, merak etme zarar görmeyeceğiz' demişti. Bu söyledikleri bir nebze olsun rahatlatmış ta olsa beni içimde kötü bir his vardı. Beni koltuğa kadar getirerek 'hadi yat dinlen, bende uyumaya çalışacağım' demişti. Montunu üstüme sererek başımı okşuyordu.</p><p>Erem... sana güvenmek istiyorum...sana zarar gelmesini istemiyorum... lütfen...sensizliği bana tekrar yaşatma....</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="216"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/night-e489d0fb-1667.webp" alt="" width="1667" height="2500"></figure><p>Konuşma sesleri duyuyordum. Erem birisi ile konuşuyordu ve sesi hiç yabancı gelmiyordu. Gözlerimi açtığımda Ethan'ın uyandığını gördüm. Çok sevinmiştim. Hiç uyanmayacaktı sanıyordum ama çok şükür uyanmıştı. Yanına gittim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Erem de yatağın diğer tarafında onun gözlerine bakıyordu. Ne konuşuyordunuz Erem, daha hasta yatağında yeni uyanan abine konuşarak eziyet mi ediyorsun, dediğim de Ethan gülümsemişti.</p><p>'Sana onca yaptığım şeyden sonra bunları söyleyebiliyor musun gerçekten' deyip gözlerini benden kaçırıyordu ve gözleri de dolmuştu Ethan'ın .</p><p>Kendince sebeplerin vardı. Ne kadar onca şeyleri yaşamış olsak ta artık biliyorum kalbini. Her şey onu koruma iç güdüsüyle yapılan davranışlardı. Anlayabiliyorum. Aksi bir durum olsa kardeşin burada yanı başında uyanmanı dört gözle beklemezdi değil mi ? diyerek gülümsedim ve devam ettim. Peki siz ne konuşuyordunuz burada. Konuşmalarınıza uyandım ama ben uyanınca konuşmanız bitmişti sanırım. Erem bana bakarak, sana ne söylediysem ona da aynılarını söyledim Kardelen. Özetle... Bana güvenmesini istedim....</p><p></p><p>Ethan'ı daha da bunaltmamak için koltuğuma geri dönmüştüm. Erem de kendi koltuğuna geçmişti ve bir şeyi bekliyormuşçasına pencereden dışarıya bakıyordu sadece. kucağına bir tane yastık almıştı ve öylece oturuyordu. Bir süre sonra saat 07:00 civarında odaya her zaman ki bakımı yapan hemşire girmişti. Ethan' ı uyanık gördüğünde ise şaşırmıştı ve çok şükür uyanmışsınız dedi. Bir rahatsızlığınız ya da ağrınız var mı diye sorduğunda, Ethan hemşireye 'teşekkür ederim ben iyiyim' demişti. Erem olan biteni izliyordu sadece. Ardından hemşire cebindeki iğneyi çıkardı ve ardından yatağın sol kısmına doğru her zamanki enjekte ettiği yere doğru ilerledi. Erem o an da ' hemşire hanım, yine B12 ilacı vereceksiniz sanıyorum değil mi ? diye soru yönelttiğinde, hemşire tebessümle ' kesinlikle, doğru bildiniz, genelde hastalarım ve hasta yakınları pek hatırlamaz ama tebrikler biliyor olmanıza sevindim.</p><p></p><p>Erem abisine yönelerek, ' Görüyor musun abi, bu hemşire hanım her gün senin iyileşmen için yardımcı oluyor, senin çalıştığın hastanede böyle özverili hemşirelerle karşılaşmak genelde zordur.</p><p>Erem bunları söylerken Ethan'ın belli belirsiz çekinceleri olduğu anlaşılabiliyordu. Rahat değildi. Erem de pekala bunu görebiliyordu ve konuşmasına devam etti.</p><p>+Abi bildiğim kadarıyla bunca zaman hiç kimseyle bir birlikteliğin olmadı. İşini en iyi şekilde yapan bir cerrah olarak peşinde bir çok kadın vardır eminim. Ama bana sorarsan sana tavsiye edebileceğim kişi şu an da yanı başındaki hemşire olabilir.</p><p><em>Erem neler söylüyordu böyle. Neden böyle bir şey söylemişti ki şimdi. Böyle konuşmalarda bulunacak son kişidir Erem. O konuştukça geçen her saniye de şaşkınlığım katlanarak artıyordu. Bu konuda yalnız değildim. Ethan da aynı şekilde şaşkınlığını gizleyemiyordu.</em></p><p>Bir anda Ethan, ' Böyle bir şeye ihtimal bile yok' diyerek çıkışmıştı. Hemşire anlık bu çıkıştan korkmuş olsa gerek irkilmişti ve Ethan' a bakıyordu. Hemşire, Erem' e dönerek ' Düşünceniz için çok teşekkür ederim ama benim farklı planlarım var ' diyerek cevap verdi.</p><p><em>Erem, Ethan'ın bu çıkışını ve ruh halinin değişimini fark edince konuşmasına devam etti.</em></p><p>'Hemşire hanım tarafından reddedildin abi. Sanırım bu senin ilk reddedilişin oluyor'. Erem bunları söylerken Ethan'ın Erem'e öfkelendiğini fark edebiliyordum ancak bunları neden yaptığını hala anlamıyordum. Eren konuşmasına devam ederek;</p><p>+ Nitekim sonrasında kariyer yapma planı olan bir hemşirenin yakın zamanda evliliğe olumlu bakmayacağını tahmin edebiliyorum.</p><p></p><p>+ "Hatta ilerleyen süreçler de doktor olmayı planlayan birisi..."</p><p></p><p>Erem bu cümleyi kurduğunda hemşirenin yüzündeki gülümseme bir anda yerini normal görünümüne bırakmıştı.</p><p></p><p>+ Belki de ilerleyen safhalar da Başhekim olacaktır Ethan ne dersin.</p><p>Ethan'ın bakışları karmaşıklığı olanca gücüyle görebiliyordum. Korku, heyecan, çekince, nefret, ve daha sayamadığım bir çok duygular.</p><p>Erem başını önüne sakince eğerek kısık sesle konuşmaya devam etti...</p><p>+ Hemşire hanım belki de bu saydıklarıma çok yakındır... Sahi bu hastanenin Başhekimi kimdi Ethan ? Kendisiyle birebir görüşmek isterdim. Bazı şikayetlerim var çünkü. Yanındaki hemşire hanım için şikayette bulunacaktım. Hem seni reddettiği için, hem de sen derin uykudayken söylediği B12 ilacının haricinde bir enjeksiyon yapmak istediği için...</p><p></p><p>Erem neyden bahsediyordu böyle. Farklı bir iğne miydi o...?</p><p></p><p>+Hemşire hanım hatasını telafi edip şimdi doğru B12 ilacını verecek sana öyle değil mi ? Bildiğim kadarıyla B12 sıvısı kırmızıya yakın bir renge sahip, bulundurduğu vitaminler açısından öyle değil mi DOKTOR hanım yanılıyor muyum ? Ancak bir önceki B12 ilacı olarak belirttiğiniz sıvı tamamen saydamdı....</p><p></p><p>Erem neden Doktor dedi hemşire hanıma... Daha da önemlisi hemşirenin ruh hali tamamen değişmeye başlamıştı Erem konuştukça. Ethan ise artık korkusunu gizleyemiyordu. B12 ilacını gerçekten renginden mi tanıdı...</p><p></p><p>+Doktor hanım sizden rica etsem cebinizdeki şırınganın dışındaki (Z DOZ) kağıdını çıkartabilir miyiz.</p><p></p><p>Hemşire olarak bildiğim kadın öfkeyle Erem' e dönerek 'neyden bahsediyorsun sen' diyerek çıkışmaya başlamıştı.</p><p></p><p>Erem başını eğerek şöyle devam etti.</p><p></p><p>+ Haklısın, gerçekten haklısın, bir Başhekimle nasıl konuşacağımı bile bilmiyorum değil mi ? Ama gerçekten merak ettiğim bir kaç şey var. Koca Başhekim neden bu hastanede hemşire gibi hareket ediyor. Bu koca Başhekim gerçekten daha B12 ilacının ne olduğunu bilmeden mi enjeksiyon yapıyor. Tabi ki böyle bir şey söz konusu değil. Kasıtlı olmasından başka bir açıklaması olsaydı, şırıngayı kağıtla sarmazdı öyle değil mi ?</p><p>O kadının bakışları daha da öfkelenmeye başlıyordu...</p><p>+ Ve en güzel soruyu sana soruyorum Ethan. Cevap vermen için bir süre bekleyebilirim. Neticede yeterince yıpranmış, ve heyecandan cevap verecek durumda değilsin. Bana gerçeklerin hepsini anlatmadığın için ayrıca konuşacağız seninle... Soruma gelecek olursak...</p><p></p><p>Erva ismi sana hiç tanıdık geliyor mu Ethan. Hiç böyle bir isimde birisi duydun mu ? Duymuş olduğunu varsayıyorum. Nitekim bu ismin sahibi bunca zaman benden gizlediğin ABLAMIN İSMİ...</p><p></p><p>Ve bizzat öğrendiğim şey ne biliyor musun Ethan. Benden gizlemeye çalıştığın Ablam bu hastanede Başhekim olarak görev yapıyor... Değil mi Başhekim Erva hanım yada en sade şekliyle...ABLA...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="219"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/the-sister-e336fdd8-1920.webp" alt="" width="1920" height="1440"></figure><p>Bu odada duyduklarımdan sonra şaşkınlığımı gizleyemiyordum. Hemşire dediğimiz kadın doktor hatta Başhekimdi ve en inanamadığım nokta ise bu kişi Erem' in ablası Erva mıydı... Bunları ne zaman öğrenmişti....</p><p>Oda bir anda sessizleşmişti. Hiç kimse konuşmuyordu. Doktor yani Erem' in ablası ise tüm sırrı ortaya çıkmış ve yavaşça koltuğa doğru yürüyordu. Erem hala koltuğundan kalkmamıştı ve bana dönerek ' Kardelen, kapıyı kilitle ve anahtarı bana getir. Konuşmamız gereken şeyler var ve rahatsız edilmeyeceğiz.' demişti. Şaşkınlığım hala sürerken diğer yandan Erem' in söylediğini yapıp kapıyı kilitlemiştim ve anahtarı ona vermiştim. Daha sonra yerime oturmuştum. Bunları nasıl ve nereden öğrendiğini anlayamıyordum. Ethan bunu söyleyecek birisi değildir tanıdığım kadarıyla. Öyle olmuş olsa söylenenlerde korkacak kadar tepki vermezdi. Erem şöyle devam etti.</p><p></p><p>Şu saniyeden itibaren hiç kimse oturduğu yerden kalkmayacak Ethan sende buna dahilsin.</p><p>Erva. Başından itibaren anlatacaksın bana her şeyi. Ethan'ı zorla beni Kardelenden koparmak için neden baskı yaptığını, Elinde nasıl bir koz vardı da bu baskıya Ethan'ın göz yumduğu. Bunca zaman neden benden gizlendiğini ve geri kalan her şey.</p><p>Erva sözüne şöyle başladı.</p><p>- Ethan' a baskı yaptığım yalanını sana kendisi mi söyledi...</p><p>+ Hayır. Telefonumda ki ses kaydı söyledi...</p><p>- Ses kaydı mı ?</p><p>+ Sadece dinle bu ses kaydını bakalım tanıdık gelecek mi Erva... ?</p><p>+ (( <em>Ethan... Senden nazikçe rica ettiğim basit bir şeyde bile duygularına hakim olamayarak başarısızlıkla karşıma çıkıyorsun. Belki derin bir uykudasın belki de beni net bir şekilde duyuyorsun. Her iki durumda da umurumda değilsin. Beni...hayal kırıklığına uğrattın. O kızdan kurtulmanı hayatın pahasına bile olsa gerçekleştirmeni istedim senden. O kız hiçbir şekilde Erem' in yakınında dahi barınmamalı diye seni özellikle uyarmıştım Ethan. Yapabildiğin tek şey, başarısızlık ve acınası bir durumla karşıma çıkmak.</em></p><p><em>Şimdi söyle Ethan</em>...</p><p><em>Neden hala yaşıyorsun</em>... ?</p><p><em>Neden hala nefes alıyorsun</em>... ? ))</p><p></p><p>+Yastığın altına bıraktığım telefon bana her şeyi şüphelerimi soru işaretlerimi anlattı ve daha fazla soru işaretlerine neden oldu Erva...</p><p></p><p>Doktor şaşkınlıkla Ethan ile konuşmasını dinlemiş ve bir şey söyleyememişti. Bir süre sonra,</p><p>- Erem. Öyle bile olmuş olsa sana anlatma zorunluluğu hissetmiyorum. Benden anlatmamı bekleyecek kadar saf düşüncelerde olamazsın değil mi ? Sana değer veriyor olmam her şeyi anlatacağım anlamına gelmez. Bir yere kadar başarılıydın Erem. Ama sadece bir yere kadar. Geri kalanlarınız ile ayrıca ilgileneceğim. Bu arada beni ne zamandır takip ediyordun ? Benimle alakalı edindiğin bilgilere nereden ulaştın sorularını sana soracağım ancak muhtemelen benden öğrenmek istediğin şeylerden sonra açıklayacağını söyleyeceksin.</p><p>+ Kesinlikle Erva...</p><p>- Bu isteğini reddediyorum üzgünüm...</p><p>Diyerek Erva kalkmıştı ve kapıya doğru yönelmişti.</p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="220"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/sadly-6faa0807-1920.webp" alt="" width="1920" height="1280"></figure><p></p><p>Erem ;</p><p>+ Kimse oturduğu yerden kalkmayacak dedim !!</p><p>diyerek sesli bir şekilde uyarmıştı Erva'yı. Erva durdu ve,</p><p>- Neden ?, beni buna zorunlu kılacak şey nedir küçük kardeşim ?</p><p>+45 dk...</p><p>-Neyden bahsediyorsun ?</p><p>+ Ethan' a yapacak olduğun enjeksiyon ismi Z DOZ'du. Fark etmeme olasılığın yok ancak bu enjeksiyon yapıldığında öncelikli olarak 2 önemli etkiye sahip. 1. si hastanın uyanmasına engel olması... 2. si sinirleri yıpratarak acı hissi vermesi. Fark ettiğine eminim ki Ethan' ı odaya girdiğinde uyanık görünce şaşırmıştın. Ancak ustaca hislerini gizliyordun. İlk bu enjeksiyonu yaptığında etkilerini bu oda da gördüm. Ethan'ın acı çektiğini ve uyanmadığını. Bunu ondan almak istediğin intikam duygusu ile yaptın Erva. Onun başarısızlığının bedeli olarak.</p><p></p><p>Erva Erem'e dönerek,</p><p>- 'Bunları nereden biliyorsun Erem' dedi hiddetle.</p><p>Erem devam etti,</p><p>+ Dahası bu yaptığın enjeksiyon sadece 2. doz olarak geçiyor. Ethan' a ilk doz u yapmış olsaydın ve ardından bu 2. dozu yapmış olsaydın 2 ayrı doz reaksiyona girerek 45 dakikalık bir sürede tüm sinir sistemini çökertecek kalp atışlarını durduracak bir etkiye sahip olacaktı.</p><p>Kendinden emin adımlarla kapıya yönelen Erva şimdi korkuyla Erem' in gözlerine bakmaya başlamıştı ve cevap verememişti. Ben ise duyduklarım karşısında nefesimi tutmuş ve olanları dinlemekten başka bir şey yapamıyordum. Aynı şekilde Ethan ' da anlatıların şokundaydı ve tıbbi bilgisi ışığında olasılıkları daha iyi kavrayabiliyordu ki korku dolu gözlerle Erva ya bakıyordu. Erem sözlerine devam etti.</p><p>+ İlk dozun adı (A DOZ) yanlış bilmiyorsam Erva. Başhekimlik odasındaki çekmecen de 2 ayrı doz enjektörlerin yanında açıklama bilgilerini bırakman ise senin düşüncesizliğin di bunun için teşekkür ederim. A DOZ ve Z DOZ çalışma prensiplerini kısaca şöyle özetleyeyim Başhekim Erva hanım. Siz biliyor olsanız da odadaki diğer bireylerin eseriniz hakkında bilgi sahibi olmalı. A DOZ damar yolu ile sinir sisteminin tamamına yayılan, yerleşen, 12 saat aktif kalabilen ve sadece sakinleştirici etkiye sahip hücreler barındırıyor. Yani tek başına sadece sakinleştirici ve acıyı dizginleyen bir etkiye sahip. Ancak 2. doz yani Z DOZ enjeksiyonu yine tüm sinir sistemine yayılarak bir önceki yerleşmiş olan doz hücreleri ile temas sağlar ve ortalama 45 dakikalık süre sonunda tüm temas halindeki iki doz hücreleri aynı anda tabiri caizse reaksiyon ile infilak ederek tüm vücuttaki sinir sistemini anında durduracak bir etki yapacak ve yaşamı sonlandıracak bir etkiye sahip. Sinir sistemine yapılan bu saldırının en önemli yanı sonrasında kanıt bırakmaması. Bu saldırıya maruz kalan sinir sistemi çöküp tüm yaşam faaliyetlerini sonlandırdıktan sonra 1 saat içerisinde tahrip olan sinir sistemi ile birlikte hücrelerde yok oluyor. Kısacası tespit edilebilmesi için sadece 1 saatlik bir süre tanıyor. Bu otopsiye alınma süresinden yeterince kısa.</p><p></p><p>Sana güzel bir haber vereyim Abla. İlk dozun yan etkisi soğuk terleme ve baş dönmesi değil mi ? Yani gece 3:20 de bende yan etkisini gösterdiği ilk saat. Yaklaşık 20 dakika sonra ise Kardelen uyandı ve bu duruma şahit oldu. Zor ayakta duruyordum.</p><p></p><p>Erem olan biteni ve yaptıklarını anlattıkça Erva'nın tüm planları yerle bir olduğunu, kendine güvenini kaybettiği gibi duyguları açıkça davranışlarından belli oluyordu. Çünkü Ablası olarak ona zarar gelmesini kaldırabilecek bir karaktere sahip değildi anlaşılan. Madem Kardeşi için bu kadar korkan yerle bir olan birisi neden diğer kardeşi için aynı hisleri paylaşmıyor ? Neden ? Yoksa...</p><p></p><p>+ Biraz geriye dönelim istersen Erva. Bir önce ki Z DOZ aşının etkisini hissetmediğini biliyorsun Ethan'ın. Neden olduğunu hiç düşündün mü ?</p><p></p><p>Erva az çok olan biteni tahmin ediyor olacak ki dizlerinin üstüne çökmüştü ve göz yaşları ile sadece yere bakarak Erem' i dinliyordu.</p><p></p><p>+ O gün Ethan' a enjekte ettiğin şey Z DOZ değildi. Çekmecedeki basit bir sakinleştirici idi sadece. Odadan çıkmanı sağlayan kişi ile görüşmem yetti değil mi ? Enjektör ü yanında götürmüş olsaydın bile bu konuşmayı sadece 1 gün sonra yapacaktık. Komodinden aldığım şırıngayla basit sakinleştiriciyi değiştirmem pek vaktimi almadı. Sonuç olarak nerede olduğunu merak etmişsindir ilacın.</p><p>Bana bakar mısın Erva .....?</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="222"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/drop-aa54a379-1920.webp" alt="" width="1920" height="1480"></figure><p>Erva yaşlı gözlerle Ereme bakınca başından kaynar suların döküldüğünü ben bile hissedebilmiştim. Yastığın altında kolunu gizliyordu. İğne damar yolundaydı. Ayağa kalkmak istedim ama Erem öfkeyle gözlerimin içine bakmıştı. Kendini öldürtecekti. Göz yaşlarıma hakim olamamıştım. Benden ona güvenmemi istemişti ama bunu neden yapıyordu. Bir şey olmayacağına dair bana söz vermişti neden ?.... Ethan dahi yatağından kalkmak istemişti ancak Erem durması için eliyle işaret etmişti.</p><p>+ Şimdi Erva. Kalk ve senden oturmanı istediğim o koltuğa otur ve anlatmaya başla.</p><p>- Bunu yapamazsın Erem.</p><p>+Yapamam mı ? Kardeleni bulabilmek için yaptırdığın şeylerin sonunda yataktaki kişinin halini görüyorsun ve hala yapabileceklerimden şüphe mi duyuyorsun.</p><p>- Kardeleni yalnız bırakamazsın.</p><p>Erem duygularından arınmışçasına bakışlarını Erva üzerinde yoğunlaştırmaya başlamıştı. Soğuk ve kısık bakışlarıyla hiçbir çekincesi olmadığını hissedebiliyordum ve Erem' i vazgeçirmek için onunla konuşmaya çalışıyordum. Ethan'a vurmaması için o gece çığlık attığımda beni dinlemeden yapacağını yapmıştı. Aynı şekilde aynı bakışlar vardı gözlerinde. Yapabileceğine dair en ufak bir şüphem bile kalmamıştı ve Erva ya dönerek , Erem' in istediğini yapması için sadece gözlerine bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.</p><p>- Erem. Çıkar o kolundakini ne olur. Yazılanlar da şakaya vurulacak hiçbir nokta yok. 45 dakikaya yakın bir sürede öleceksin bırak lütfen onu. Başka bir zaman anlatacağım sana her şeyi...</p><p>Erem bir süre düşündükten sonra derin bir nefes aldı ve,</p><p>+ Pekala, o başka zaman süresini biraz daha erkene çekelim o zaman...</p><p>Diyerek şırıngada ki Z DOZ u koluna enjekte etmişti ve iğneyi yere fırlatmıştı. Erva'nın ayaklarına kadar gelen boş enjektörü üçümüzde görmüştük. Erva yaşadığı şoktan dolayı hareket edemezken Ethan ve ben Erem' in gözlerinin içine bakmaktan başka bir şey yapamıyorduk. Hepimiz korku dolu gözlerle Erem' e bakıyorken şu acımasız sözlerle karşı karşıya bırakıyordu hepimizi...;</p><p>+ O zaman 45 dakikalık süremiz başladı demek oluyor Başhekim Erva hanım. En azından bu 45 dakikalık süre de doğruları duymak istiyorum...Şimdi...Sizi dinliyorum...</p><p></p><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="221"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/fading-flower-e26ff967-1920.webp" alt="" width="1920" height="1463"></figure>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/08/black-rose-scaled-0f4f4741-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
    <item>
      <title>Netflix Dizi Önerisi- %3</title>
      <link>https://www.mimozaa.com/netflix-dizi-onerisi-3/</link>
      <guid isPermaLink="true">https://www.mimozaa.com/netflix-dizi-onerisi-3/</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Jul 2021 17:19:22 GMT</pubDate>
      <dc:creator><![CDATA[Sevil Soysal]]></dc:creator>
      <category><![CDATA[Genel]]></category>
      <description><![CDATA[Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere soluksuz izlediğim bir diziden elimden geldiğince spoiler vermeden bahsetmek istiyorum. %3 dizisinin türü distopik gerilim diyebiliriz. İzlerken Açlık Oyunları…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/3-kapak-b5d6dc29-960.webp" alt="" /></p><p>Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere soluksuz izlediğim bir diziden elimden geldiğince spoiler vermeden bahsetmek istiyorum.</p><p>%3 dizisinin türü distopik gerilim diyebiliriz. İzlerken Açlık Oyunları, Labirent gibi filmlerden esintiler hissedebilirsiniz. Özellikle bu tarz dizi ve filmleri izlemeyi sevenler için bu dizi tam bir biçilmiş kaftan.</p><p>Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse ikiye bölünmüş bir düzenden oluşan bu dizide, bir taraf yoksulluk ve sefalet içerisinde hayatını devam ettirmeye çalışırken diğer taraf ise zengin ve iyi şartlarda yüksek teknolojiyle mutlu bir hayat sürmektedir.</p><p>Yoksul olan taraf "Kara" olarak adlandırılırken zengin tarafa ise " Açıklar" deniliyor. Karadakilerin açıklara geçebilmesi için onlara bir fırsat veriliyor ama oldukça zor bir fırsat. Karadaki çocuklar 20 yaşlarına geldiklerinde "Süreç" denilen aşamayı atlatmaları gerekiyor. Yalnız ufak (!) bir sorun var. Süreci sadece adayların %3'ü geçebilecek.</p><p>Yeni doğan çocuklar 20 yaşlarına kadar sürece hazırlanıyor ve bu fırsatı değerlendirmek için ellerinden ne gelirse yapmaya hazırlar.</p><ul><li><p></p></li></ul><figure data-type="image" data-align="center" data-media-id="188"><img src="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/07/3-netflix-952060-5cc8ef7d-590.webp" alt="" width="590" height="350"></figure><p>Dizi 4 sezondan oluşuyor ama uzun göründüğüne bakmayın. O kadar merak uyandırıcı bir dizi ki bir bölüm bittiği zaman dayanamayıp hemen diğer bölümü izlemeye başlıyorsunuz.</p><p>Dizideki karakterlerin hepsinin kendine özgü bir havası var. Bütün karakterler ayrı ayrı bize farklı duygular hissettiriyor, hepsinin hikayesinde kendinize yakın hissettiğiniz parçalar bulabiliyorsunuz.</p><p>Dizinin orijinal dili Portekizce. Ben daha önce hiç Portekizce dizi izlememiştim. Bu benim için bir ilkti ve o kadar çok sevdim ki. Bir sürü kelime öğrendim ve içimden sürekli onları tekrar etmek geldi. Hatta diziyi beraber izlediğim arkadaşımla uzun bir süre etkisinden çıkamayıp günlük hayatımızda bu kelimeleri hep birbirimize hatırlattık. Bize göre eğlenceli bir aktivite :)</p><p>Yavaş yavaş toparlamak gerekirse ben kendimi bu diziye çok kaptırdım. Bitirdiğim için üzüldüğüm nadir dizilerden bir tanesi. Sizin izlemenizi de şiddetle öneriyorum. Eğer izlerseniz yorumlarınızı bizimle de paylaşmayı unutmayın. İyi seyirler.</p>]]></content:encoded>
      <enclosure url="https://www.mimozaa.com/uploads/2021/06/3-kapak-b5d6dc29-960.webp" type="image/webp" length="0" />
    </item>
  </channel>
</rss>