Açıkçası bu Kerem Aktürkoğlu meselesi, geçenlerde kuzenimle maç izlerken yeniden aklıma düştü. Hani bazen ekranda bir isim görürsünüz de “bu çocuk nereye gidiyor böyle?” dersiniz ya, işte Kerem benim için hep öyle oldu. Küçük yaşlardan beri futbolu severim, ama öyle fanatik denecek kadar değil. Daha çok o hikayeleri, o başarıya giden yolları merak ederim. Özellikle de genç bir oyuncu, sıfırdan gelip bir anda tüm Türkiye’nin diline dolanınca insan ister istemez daha bir dikkatle izliyor.
Lafı hiç uzatmadan gelelim Kerem Aktürkoğlu’na. Sanırım onu ilk kez 2020-2021 sezonunda, Galatasaray formasıyla izlemiştim. Öncesinde TFF 3. Lig’den ve 2. Lig’den gelmiş, adını o kadar da duyuramamış, hatta kariyeri bitiyor mu diye endişe edilmiş bir oyuncuydu. İşin garibi, o kadar yetenekli olmasına rağmen bu kadar geç parlamasıydı. Benim de açıkçası çok şaşırdığım bir durumdu bu. Düşünsenize, bir yetenek var ve bir şekilde o doğru kapıyı bulamıyor. Sonra bir anda her şey değişiyor. Bir fırsat, doğru bir antrenör, doğru bir takım… Ve boom! Herkes onu konuşmaya başlıyor.
Peki ama onu bu kadar özel yapan ne? Bence en başta hızı ve o enerjisi. Sanki sahanın her yerinde aynı anda olmaya çalışıyor. Topu aldığında gözünü hep kaleye dikiyor, hiç tereddüt etmiyor. Bu, özellikle bizim ligimizde, bazen riskli bulunsa da, taraftarın onu bu kadar sevmesinin ana sebeplerinden biri. Açıkçası o mücadeleci ruhu, hiç pes etmeyişi beni çok etkiliyor. Bir pozisyon kaçırsa bile hemen arkasından koşup geri kazanmaya çalışması, o hırsı… Belki de bu yüzden, eleştirilere rağmen hep ayakta kalmayı başarıyor.
Diyeceksiniz ki, “Pekala, bu kadar övgü yeter, biraz da gerçeklerden bahsedelim.” Elbette ki her futbolcu gibi Kerem’in de inişleri çıkışları oldu. Özellikle büyük maçlarda bazen beklentilerin altında kaldığı anlar da yaşandı. Hani o kritik pasları veremediği, bitiricilik konusunda sıkıntı yaşadığı zamanlar… Gelin görün ki, her seferinde bir şekilde ayağa kalkmayı bildi. Belki de bu, onun karakterinin en güçlü yanı. Kendini sürekli geliştirme isteği, hatalarından ders çıkarma çabası (en azından benim gördüğüm kadarıyla). Bu mental sağlamlık, onu sadece iyi bir futbolcu değil, aynı zamanda iyi bir profesyonel yapıyor bana göre.
Onu Türkiye Milli Takımı formasıyla görmek de hep ayrı bir gurur kaynağı oldu. Avrupa Şampiyonası elemelerinde attığı goller, o kritik anlardaki sahneye çıkışı… Bunlar unutulacak şeyler değil. Milli takımın geleceği için de çok önemli bir figür. Orada da aynı hırsı, aynı enerjiyi görüyoruz. Bence o, sadece Galatasaray için değil, tüm Türk futbolu için bir sembol haline geldi. Gençler ona bakıp “Ben de yapabilirim” diyor, hayal kuruyor. Bu, paranın ötesinde, çok değerli bir miras.
Son dönemde Avrupa’dan transfer iddiaları da hiç bitmek bilmiyor. Açıkçası hangi takımlar istiyor, ne kadar teklifler geliyor, bilemem. Ama şunu çok iyi biliyorum ki, Kerem gibi bir yetenek Avrupa’da da kendini gösterecektir. Belki fiziksel olarak bazı geli��im alanları vardır, belki taktiksel olarak farklı sistemlere adaptasyon süreci yaşar, bilemem ama o hırsı ve potansiyeliyle her zorluğun üstesinden gelebilecek bir oyuncu. Onun kariyer yolculuğu, Türk futbolcularının uluslararası arenadaki temsil gücünü de artırıyor bence. Bu durum beni gerçekten çok etkiliyor açıkçası.
Hiç düşündünüz mü, bir oyuncunun hikayesi aslında ne kadar çok kişiye dokunuyor? Taraftarlar, genç sporcular, aileler… Kerem Aktürkoğlu’nun yükselişi, azmin ve çalışkanlığın zaferi aslında. O, sadece bir maçta gol atan bir oyuncu değil; aynı zamanda bir umut sembolü. Zorlu bir geçmişten gelip zirveye tırmanmak, hem de bunu yaparken karakterinden ödün vermemek… Bu, gerçekten alkışlanacak bir başarı. İşin ilginç tarafı, bu kadar popüler olmasına rağmen hala o “mahalle çocuğu” samimiyetini koruması. (belki de sadece ben böyle düşünüyorumdur)
Şu an 11 Temmuz 2026 itibarıyla baktığımızda, Kerem Aktürkoğlu hâlâ kariyerinin en verimli dönemlerinden birinde. Son iki sezonda özellikle ligde ve Avrupa kupalarında gösterdiği performansla adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor. Galatasaray’ın elde ettiği başarılarda da kilit rol oynadı. Bu istikrarlı yükselişi, onun sadece bir “sezonluk yıldız” olmadığını, aksine kariyerini çok daha ileri taşıyacak bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Peki sizce, Kerem’in bir sonraki durağı neresi olmalı? Avrupa devlerinden birine mi gitmeli, yoksa Galatasaray’da bir efsane mi olmalı?
Umarım Kerem Aktürkoğlu, kariyerine başarılarla dolu bir şekilde devam eder ve Türk futboluna daha nice gurur verici anlar yaşatır. Onun gibi genç yeteneklerin, doğru yönlendirmelerle çok daha büyük başarılara imza atacağına inanıyorum. Bu konuda sizin de düşünceleriniz varsa, yorumlarda paylaşmayı unutmayın. Belki de gözden kaçırdığım, farklı bir bakış açısı vardır…



